yılanların korkulu rüyâsıdır kan kusan vampir yarasalar, gerçekliğin çamurundan kurtulup kibriyle baş edemez insanın dili. dünyada kendime bir yer buldum ama dünyanın bir parçasıymış gibi yaşayamadım, yalnız olmasaydım da ölecektim biliyorum içimi acıtıyor bu boşluk doğrusu. gölgemi gezdiriyorum Doğancılar Parkı’nda bir köpek sanki İkarus’a kadar gider hikayesi, sadece son şiiriniz kadar iyisinizdir yalnızlık...
Son Yazılar:
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Kategori: Manşet
“Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı”
5 Mart – 23 Ağustos 2026 Pera Müzesi’nin yeni sergisi Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Türkiye resim sanatının önemli isimlerinden Halil Paşa’yı, yaşamı ve üretimi arasındaki ilişki üzerinden ele alıyor. Dr. Özlem İnay Erten küratörlüğünde hazırlanan sergi, sanatçının portre, natürmort ve peyzajlarını arşiv belgeleri, fotoğraflar ve desen defterleriyle bir araya...
ÇOCUKLUĞA İNEN KESTİRME YOLLAR (ŞİİR)
düşlerimi gezdiriyorum ahşap kokulu evin odalarında pencerelerinden dağları seyrediyorum komşuların çiçekler yarıştırdığı avlulara kestirme yollarından sessizce iniyorum hatıraların fark ettirmeden uçup gitti avcumdan mevsimleri birbirine karışan küçük dünyamda büyük hayaller kurayım diye azıcık yavaşlayan tahta oyuncakların çatlaklarında saklanan zaman her düşüşte bir yara her yarada bir ah bırakarak meydan okumak onunla dost olmayı...
Vietnam Barikatları (Şiir)
Vietnam günlüğüme yazdığım ilk not, Amerika’nın katıksız orospu evladının teki olduğuydu Bu küfrün intikamı benden fazlaca alınıyordu Ortadoğu diye ortaya sıçtıkları uydurma isim hayatımı ele geçiren zehirli bir dövme hâlini alıyordu. Senin Batı yalayıcı sahte punk’ın benim kedilerimin kumundaki boku temizliyor Kalın tabanlı botların seni hiçbir bok bilmeyen bir soytarı gibi gösteriyor Kapitalist hüviyet...
KARAKALEM (ŞİİR)
Efsunlanmış olmalılar -yoksa niye yoklar kabarmış bir kulak anasonlu bir ağız haset bir kahkaha yas meydanında dans eden ayak hepsi birden olurken ve daha daha bakalım bu sessizliği ne kıracak zor bundan sonrası zor aynı deftere yazılmak ah yasası kardeşliğin heder oldun kraliçelerin tacına yeni elmaslar yapıştıran kara kelamla kara kalemle yazılan mektuplar kirli...
İş İşten Geçmeden: Sartre’da Varoluşun Trajedisi
“Madde 140: Şayet birbiri için yaratılmış olan bir çift, idareye ait bir hata yüzünden, sağlıklarında karşılaşmamışlarsa, haksız yere mahrum edildikleri aşkı gerçekleştirmek ve müşterek hayatlarını yaşamak üzere, yeryüzüne dönmek isteğinde bulunabilirler ve bazı şartlar altında buna izin alabilirler.”[1] Peki, insan gerçekten yaşamı kaçırabilir mi? Eğer kaçırılmış yaşam için ikinci bir fırsat verilseydi insan bu kez...
Agua Grand Nehri’nde (Şiir)
Tarlalara yakın, Agua Grand Nehri’nde, Taşların üzerinde çamaşır dövüyor siyah kadınlar. Dövüyorlar ve şarkılar söylüyorlar, yurt şarkıları. Şarkılar söylüyorlar, kahkahalar atıyorlar, yergilerle dolu, Hikayeler anlatıyorlar… rüzgârda savrulmuş. Patlatırcasına atıyorlar kahkahaları, çarpıyorken çamaşırları taşlara, Bembeyaz edinceye kadar çeviriyorken onları. Oynuyor çocuklar! Şakıyor sular! Kirlenmiş sularda oynuyor çocuklar… Küçük bir siyah çocuk...
YARIN İÇİN ŞİİR
Merhaba diyorum ağaçtaki müjdeye sarıp sarmalıyorum dileklerimi suya kavuşan toprağın sevinciyle gün ağarınca çocukların okul telaşında okşuyorum sabahın kanatlarını. Çileli yalnızlıklara direniyorsa kalbim biliyorum yanımdasın benimle rüzgarım ol gir koluma, zorlukları paylaş benimle sevgiyi diyorum yanında getir siliyorum artık gözyaşlarımı. Ekinler yeşerecek bahara ne kaldı diyoruz şarkılar bekliyor bizi, yükümüz ağır artık taşımak...
baştan sona tekrar al (şiir)
yoktur algılanabilir bir son imgeler hep daha büyük hep daha küçük hiçlikten önce ya da sonra araya giren sonsuzluk… hangi göğün kuşları bunlar bir taş gibi ağırlaşan bu yeryüzü geçen rüzgarın gizi açılıp kapanan pencerelerden sarkan çocuklar bir boşluktur her şey bir bekleyiş sürekli hep arzu içinde yaşayarak söyle bu mu yazgısı insanın bu ölümlü...
Toprağın Evrensel Sesi: Sadi Diren ve Seramiğin Modern Dönüşümü
Elimizde tuttuğumuz bu sararmış kağıt parçası, sadece nostaljik bir anı değil; Türk seramik sanatının dünya sahnesine attığı en güçlü imzalardan birinin belgesidir. 16 Ocak 1960 tarihinde Milano’daki Galleria d’Arte Totti’de açılan bu serginin davetiyesi, genç bir sanatçının Anadolu’nun kadim çamurunu Avrupa’nın modern estetiğiyle nasıl buluşturduğunun sessiz tanığıdır. İtalyan sanat eleştirmeni Mario Monteverdi, Sadi Diren’in Galleria...









