Nisa Leyla beni hiç dinlemediğini gördüm beni hiç dinlemediğini gördüm sende gördüm dünyayı kimsenin dinlemediğini biliyorsun, yapraklarım seninle aynı boşluğun dalına asılmış şarkılar söylüyor seni bir güz sonatı sandım ezgisini kaybetmiş suskun şey gövdeme saplanmış neşeli ok doldun aklımın sarayına organlarım kalbime toplandı beni hiç dinlemediğini gördüm gözlerinin kara gözlerimi görmediğini...
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Kategori: Manşet
Kemikler ve Kökler (Şiir)
Yaşayanlar çoktan öldü, sadece ışıkları rüyalarda sürükleniyor. -evrenin rüyalarında- Gölgeleri toprağa fısıldıyor. Ve ben onları duyabilmek için yaşamak istiyorum hâlâ. Çürüyen kemiklerin ve yaşayan köklerin sohbetinden ...
Karanlığın İçindeki Oyun: Tim Burton Dünyasında Masumiyet, Yanılsama ve Karşıtlıklar
Tim Burton’ın neredeyse tüm filmlerini izledim; bazılarını defalarca. Wednesday dizisini henüz tamamlamadım ama evrenine aşinayım. Yine de Tim Burton’la yalnızca bu diziyle tanışan yeni kuşak için hafif bir eksiklik hissi duymamak zor. Çünkü Burton’ın sineması tek bir gotik estetikten, karanlık bir görsel dilden ya da tuhaf karakterlerden ibaret değildir. Aksine, yıllar içinde genişleyen, kendi içinde...
SUZAN BATU: TANRIÇAYI GERİ ÇAĞIRMAK
Resim yüzeyinde kristal kümenin ışık yansımasıyla birden çatallanan genişleyen dantelimsi uçlar, renkli kulvarlardan sızan çiçek sapları, döngüsel bir hareketle yaprakların birbiri üzerine üşüşmesi; derin bir nefes alış sırasında ürperen tüyümsü bitkiler, sarı saç yumakları, salkım saçak çizgiler, bir asma yaprağındaki işaret ve ulu tanrıçanın elinin değdiği her şey Suzan Batu’ya miras bırakılmış ve tuvalin yüzeyinde...
Burundi’yi Hatırlamak (Şiir)
Ketty Nivyabandi (1978) İnsan hakları savunucusu, şair ve denemeci Ketty Nivyabandi, 1978 yılında Belçika’da doğdu. Çocukluğu ve gençliği Burundi’nin başkenti Bujumbura’da geçti. Burada Uluslararası İlişkiler eğitimi aldı. Gazetecilik yaptı. Burundi’deki Barış ve Güvenlik İçin Kadınlar ve Kızlar Hareketi’ne öncülük etti. 2015’de mevcut iktidara muhalifliği nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Kanada’ya yerleşti. Burundi’deki insan hakları...
KARAGÜMRÜK (ŞİİR)
Kapkaragümrükleri kaç kere geçtim güpegündüz İşsiz güçsüz İpsiz sapsız Yıkkın bıkkın ...
dis nobis eyâ hayati quid vidisti in via (şiir)
gelip geçti hayat kuşlar gibi gittiler uçuşan göğün altında.. nice çocuk nice kimsesizlik ne için ne içinde yanlış doğdular, doğuruldular: ölsün diye yaşasın diye uçurumlar rüzgârlarıyla şarkılar söyleyemeden yaşamı öğrenmeden öğrenemeden çayırlarda koşuşmanın dilini.. adı mustafa henüz beşiktedir: vurula boynu kırıla adı şehzadedir kirişte boynu burgula ‘adı’ deli kurt ola, ola ki kanı delikanlı...
Ziyun & Wang Chao’nun Moving Park sergisi Secant Space’te
Ziyun & Wang Chao’nun Moving Park sergisi 22 Ocak – 28 Şubat 2026 tarihleri arasında Secant Space’te gerçekleşiyor. Sergi iki aşamalı ve süreç içinde dönüşen bir yapı olarak kurgulandı. Moving Park, ilk açılışından sonra tamamlanmış ya da sabit bir sergi olmayı amaçlamıyor. Sanatçılar mekân içinde çalışmayı sürdürdükçe, stüdyo ile sergi alanı arasındaki sınırlar bulanıklaşarak sürekli...
Ortadan Başlamak
“Başlangıç ya da son yoktur; her şey ortadan başlar,” diye yazarlar Kapitalizm ve Şizofreni’de Deleuze ve Guattari. Bir noktada, masada “Nereden başlamalı?” sorusu dolaşır. Soru, hafif bir meltem hızıyla; konuşanın yüzüne yumuşak bir ahlak sürer. Dakikalar geçmeden masa, başlangıçların sisli ormanına evrilir. “Önce eğitim,” der biri; “önce ekonomi,” der bir başkası. Sözler parıldar. O parıltıdan...
Brooklyn Köprüsüne (Şiir)
Daha kaç şafak vakti böyle bölecek, Üşümüş kanatlarıyla martılar, uykunu; Beyaz çalkantı halkaları savurarak, Körfezin demir zincirlerle bağlı sularının üzerinde Özgürlük Anıtı’nı daha da yükselterek— Sonra, kusursuz bir yay çizerek, Dosyalanacak rakamlar sayfası üzerinden, Yelkenler gibi, hayaletçe geçer; Ve terk eder gözlerimizi, O asansörler günün içine indirirken bizi. Sinemaları düşünüyorum; panoramik gözbağlarını, Kalabalıkların...









