aklına geldikçe bu duvardaki resme bakarak ve nüktedân ve bir acâib-ül mahlûkat ve bir ara nağme peşrev anlayanlarçün ne nadide eserlerdir bunlar KIYMET siz allâme-î CİHÂN ol-san uzun bir aradan gayri tabii peşrevi GEÇ ve akabinde YOLDA cihân OLL _____ ERKAN KARAKİRAZ’IN YORUMU Jale İris Gökçe, senhiçSİZoldunmu başlığını verdiği şiirinde, eski söyleyişlerle yeni olanaklar inşa...
Son Yazılar:
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
Kategori: Manşet
vay ateşten o topukların hâline (şii)
Ateş Alpar’ın “Arzularımdan Koru Beni”fotoğraf serisinden referansla bilgi zenginliğinin gürültüye dönüştüğü bu sınırda bir topuk en çok nedir ki ten ve hafıza fobik nesneye dönüştürülen aklı aşma yeteneği her türlü ötekilik topuktan bakar dünyaya vay ateşten o topukların hâline ki Onlar’dır cehennemin kalbi tavus kuşunun kuyruğundakiler gibi gözleri vardır...
ÖYKÜYLE SALDIRMAZLIK PAKTI YAPTIK ŞUBATTA
ABULİK Pişmanlıksız, ahsız, nikâhsız gacılarla Uyluk uyluğa uyurduk vagonunda gecenin Albız tinli Ece’nin başlattığı orjiden Zifaf zakkum savrulur, carcura düşer ergen Az zozik taşımadı Sireka’nın makası Yakası açılmadık beş fıkrayla peronda Ekleziastik binip deistle istasyonda Mistikleri erotik yapan o tansiyonda Kondüktör şakasıydı kıvıl çekmek şalterden AKRABA ZİYARETLERİ AKREP ETMEZ BELKIS’IN Hiç susmadan konuşan kıvırcık, deli...
Gülmekten Öldük Vallahi…
Kabahat Annibale Caracci’nn değil ki! On altıncı yüzyılın İtalyan Rönesansı ressamları başında gelen Caracci’nin tablolarına davet ettikleri oraya gelip gülmek bize yakışmaz diyerek somurtursa, kendilerini yüzyıllar boyu seyredeceklerin içini karartmaya vazifeli olduktan sonra, ressamı ne yapsın! Caracci’nin tablolarına bak, sabahleyin ayna başında zar zor edindiğin o azıcık âzametin de yıkılsın gitsin. Caracci kahkahanın ressamı olamadı,...
VAR GİT ÖLÜM…
Her ölüm ile farklı duygular yaşıyorum, bu duygularımın analizini yapmak alışkanlık haline geldi. Bazen en beklenmedik bir anda gelen ölüm haberine verdiğim tepkiyi anımsamaya çalışırım, acaba o andaki duygularım üzüntü müdür, yoksa aynı durumun başıma geleceğini düşünmekten duyduğum korku mudur? Ölüm korkusu ile üzüntüyü karıştırıyor olabilir miyim? Ne olduğuna bir türlü karar veremiyorum. Hiç ağlamadığım ölümler...
2000’li YILLAR ŞAİRİNİ ANLAMAK GİZDEŞ YAŞANTIYI ANLAMAKTAN GEÇER
Allen Ginsberg, üç çeşit ‘dil’ olduğunu söyler. Şaire göre eleştirmenin ‘dil’i, her zaman okurun ‘dil’ini yönlendirir ve dışlar. Bu, aynı zamanda kendisini bir sanatçı olarak gören şairin yapıtına müdahaleyi kabullenemeyişidir ki, şairin kendisini sanatçı olarak görüşü de ideolojisinin bir sonucudur. Şairin habitusunu dolayısıyla ethosu etkileyen faktör, şairin dünya şairliği ile olan ilişkisidir. Habitus ile ethos...
PROTESTO YILLIKLARI
1500 ‘lerden itibaren aydınlanmacı yazarlar dünyanın tam bir haritası çıkarılamadığı, ortak küresel bir kültür, bilgi birikimi oluşturulamadığı koşullarda dünyanın uzak ve gizil köşelerine düşsel seyahatler düzenlediler. Bu tip yapıtlar düş ufkunu açan bir serüven yazını yaratıyor ve yazarlarının gönlündeki felsefi, dinsel, toplumsal görüşleri aktarmalarını sağlıyordu. Pusulanın keşfi, uzun ve zorlu yolculuklara dayanıklı gemilerin yapımı ile...
Lennie’nin Okşaması: Fareler ve İnsanlar
Kitap inceleme ve eleştirileri yapmak bir yazarın gelişimi için elzemdir. Şahsen ben bir yazar olarak her yeni güne, daha iyi nasıl yazabilirim, kaygısıyla uyanıyorum. Aslında anlatacağım çok şey var, var olmasına ama biçim, üslup, imla derken yazıların içinde boğulduğum zamanlar oluyor. Buna rağmen olumsuz eleştirilere maruz kalmıyorum diyemem. Neredeyse yazdığım her şey için, ‘’Daha iyi...
BİR ZAMANLAR OKURDUM
İyi mi kötü mü orasını hâlâ bilmiyorum:) Kalemi bırakmışken alayım… Süslü cümleler kurayım! Kırayım cümleleri, yeniden yapayım! Mahir de değilim aslında… Eee sonra? Okurum ben. Bazen de yazar. Çizerim aynı zamanda, insanları da… Eskilerin dediği gibi bir kalemde hem de! “Yamukluğa dayanamam!” Yazdan kalma beyaz ‘bukalemle’ yazmaya başladığımda, belki de hayatta en çok seni sevecektim....
Kelimeler Aşkına!
Düşünce evreninde kelimelerin cümbüşüne denk geliyorum bazı geceler, çoğunlukla dolunayda. Birbirinin kuyruğuna takılmış uçurtmalar gibi, döne dolana bir alçalıp bir yükselerek ama düşmeden süzülüşlerine… Kelimelerin karanlıkla öpüşmeleri cümlelerle sevişme arzusu yaratır da, aklı baştan alan hazza mı dönüşür acaba diyorum yazmaya aşık olan insanlarda… Şiir mi olur, şarkı mı olur, bazen bir cümle mi olur...









