Dikkat buyurunuz, rica ederim; öyle, Salı Pazarı’nda üstüne tişört saçılmış tezgâhlara çabuk tarafından bakıp geçmek gibi olmaz… Kakmalı mücevher ve değerli taşlarla bezeli deri minderden mamul sandalyesinde oturan genç adamın sol elinde tutmakta olduğu birkaç kat kâğıt demeti gözden kaçırılacak gibi değildir. Bunlar, henüz gıcır banknotlar ortada olmamakla beraber, ilk devlet kâğıt kaymesi sayılacak İsveç...
Son Yazılar:
Ruhun Sessiz Cenneti Reşat Ceylan’ın Resimlerinde İçsel Huzurun ve Görünmeyenin Estetiği
Robert Schild yeni kitabı; Burgazada Adalılar, “İkonlar” ve Mekanlar
Daron Acemoğlu ve The Economist dergisi arasındaki sataşmaya dair AI Google-Veysel Batmaz sohbeti
Türk Grafik Sanatından Bir Tuncer Türkkan Geçti
Kusurun İspatı: Yapay Zekâ Paranoyası Yeni Bir İçsansür Rejimi mi Kuruyor?
Kaygı: Anımsamak, Direnmektir
Kültürel Miras Kimin? Devletin, Kentin, Yoksa Hepimizin mi?
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Tevfik Talha Okan: Mekanın Gerilimleri
Kapitalizmin Kökleri Köleliğe Dayanır
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Kategori: Manşet
Biyo-Politik Dehşet ya da Sosyete Seni Emmek İstiyor
Amerikan Rüyası – seri I – 1 “Didn’t you know Billy boy… the rich have always sucked off low-class sh*t like you!” Society(1989) Biyo-politika kavramı ilk kez Fransız düşünür Micheal Foucault tarafından “Cinselliğin Tarihi” adlı kitabı içerisinde kullanılmıştır. Foucault; 17. Yüzyıl ile birlikte hayatın her alanını kaplayan vahşi kapitalist büyümeyle insan faktörünün daha verimi kullanımı...
Gemi ve Kediler (Şiir)
Bir gemi vermişler bana yeni kıtaya göndermişler yegâne mürettebat benim yolcularım ise kediler Kimsesiz sulardayım hangi kaptan dümen çevirir bir kaosun ortasında yalnızca kitaplarım var Kralı ilan ettim bu geminin kendimi kediler kabul ettiler bir kaosun ortasında krallığımı inşa ettiler Besliyorum şimdi onları beni anlamalarını sağlıyor deniz dinginleştiğinde hepsi yanıma geliyor _____ ERKAN KARAKİRAZ’IN YORUMU...
SANAT, PANDEMİ VE TEKNOLOJİ
İnsanoğlu yaşadığı çevreden etkilenmekte, nesneler ile olan ilişkisini algılayıp yorumlamaktadır. Sanat, insanın kendisini ifade ettiği bir alandır ve bu tür birikimleri ile bağlantılı olan bir enerjidir. Sanat, biçim yaratmak ve biçim ile ifade etmektir. Sanatçı, eserlerini üretirken duyarlılığı, tinselliği tüm ağırlığı ile ortaya konulmaktadır. İnsanoğlunun içsel dünyası ile birlikte dış dünyanın bilincine ulaşabilmek için dünyayı...
SANAT VE İNTİHAL: AKBANK ÖDÜLLÜ YARIŞMA SERGİSİ’NİN BİR ÖDÜLÜ İPTAL EDİLDİ
Akbank Sanat tarafından 1 Haziran 2022 – 30 Temmuz 2022 tarihleri arasından düzenlenen “Akbank 40. Günümüz Sanatçıları Ödülü Sergisi’nde ödül alanlar arasında yer alanlar arasında bulunan genç sanatçı Zeynep Sude Can’ın çalışmasının esinlenmeyi de aşan yüksek benzeme (Haydi böyle diyelim!) içerdiği sanatçı Huri Kiriş’in paylaşımı ile sosyal medyanın gündeme düştü. Bu konu sosyal medyada dalga...
Annie Ernaux: “Kendinden genç biriyle birlikte olmak erkeklere mahsus bir ayrıcalık değildir”
Yeni çıkan “Le jeune homme” (Genç Adam) kitabında 90’lı yıllarda kendisinden 30 yaş küçük bir erkekle birlikte olma deneyimini anlatan yazar Annie Ernaux’yu dinliyoruz. Henüz Türkçeye çevrilmemiş bu kitabının dışında yazar Türkiye’de daha çok “Seneler” ve “Babamın Yeri” kitaplarıyla tanınıyor. Çeviri: İlker Kocael
“ANAÇ TAVUK SENDROMU” YA DA “BİR EVCİLİK OYUNU”
“Anaç Tavuk Sendromu” adlı bir yazıya oturdum. Bu Sendromdan muzdarib ama bunun farkında bile olmayan didaktik, baskın, erkek(!) ve dişi karakterlerle ilgili. Civcivleri de olan aynı zamanda. Ya da çevresindeki herkesi, özellikle partnerlerini civciv olarak gören. Laf aramızda vay o partnerlerin haline! Yıllardır yazacağım derim, hep aynı şey olur… Ama bu kez, bu Sendromu yazmalıyım!...
KARADELİK ESKİZLERİ
Serginin ismi derinlikler. Ama bu derinlik, karadeliğin içine giren şeyin karadelik tarafından dışarıya püskürtülürken ortaya çıktığı yüzeyinin derinliği… Dolasıyla bu derinlik dibe doğru inmekten çok, etrafa dağılabildiği ölçüde bir derinlik. Etraf; kendi etrafı değil ama. Etraf, yerleşik de değil. Onun yerlileri değil. Onun köşesi, yanı, kenarı değil. Etrafı ve etraftakileri tanımıyor, etrafı yörük bir şey...
Özgür Taburoğlu ile Anlatı Desenleri Üzerine
İlk kitabınız Dünyevi ve Kutsal’dan itibaren görsellikle yakından ilişkilisiniz. Bu ilgiyi Nazar ve Resim, Söz ve Yazı gibi kitaplarınızla sürdürdünüz. Yine Taocu dünya görüşünden bahsettiğiniz Boşluk, Aşırılık, Keyfilik de görsellik patikalarını yürüdü. 1990’lara kadar görsellik başta resim ve sanat tarihinin tekelindeydi neredeyse. Sonra kültürel çalışmalar ve edebiyatla harmanlanan zengin bir görsel kültür-ideoloji alanı belirdi....
Uyku… Biraz Uyku!
Uyku, ¨Uyusun da büyüsün…¨ ninnisi zamanlarında başlayıp bir yaşam boyu insanın içinden çıkamadığı tuhaf bir bulmacadır. Bir labirenttir aslında uyku, keskin köşelerinde durup dinlenmeden dolaştırır insanı. Uyurken sizi oyalasın, canınız sıkılmasın diye zihninizde kurulan rüya perdesi de pek şenliklidir. Rüya, uyku labirentinin dar koridorlarında peşinize canavarlar da gönderir yahut kaybolmuş bir şeyin peşine düşmenizi ister...









