Foucault’cu heterotopyayı çağrıştıran gece kulüplerinin birine bir arkadaşın ısrarıyla gidiyorum. Terli kalabalıkların olduğu, vücutların birbirine yakınlığını itici bulduğum ve kulaklarınızda çınlayan desibellerin orayı terk ettikten sonra da kafanızda bir uğultu bıraktığı bu mekanlardan aslında hiç hazzetmem. Girmeden önce kapıdaki fedai bizi yarı dini, yarı hijyenik bir ritüelle didik didik ediyor ve sonra bir sekte kabul...
Son Yazılar:
Bodrum’da Fransız Rüzgarı Akdeniz Kültür Buluşmaları Bodrum’da
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
Kategori: Kritik
YURT: DERİNLİKLİ ANA GÖVDESİNE KARŞIN EKLEKTİKLİK VE İĞRETİLİK İLE MALUL BİR ‘ÖDÜLLÜ FİLM’
Dünya prömiyerini geçen yıl Venedik Film Festivali’nde yaptıktan sonra bu yılki İstanbul Film Festivali’nde En İyi Film seçilen Yurt, Başka Sinema dağıtımı üzerinden, dolayısıyla sınırlı bir ölçekte de olsa sinemalarda vizyona girdi. Senarist-yönetmen Nehir Tuna’nın ilk uzun metraj çalışması olan Yurt’un konusu, açılışında perdeye gelen takdim yazısında net tarih verildiği üzere, 1996 yılının son aylarında...
Süper Yöneticiler İmparatorluğu
Popüler kültür Nazizm’in karikatürize tasvirleriyle doludur. Hitler sanki kenarda bekliyormuşçasına bir oldu bitti olarak aniden ortaya çıkıyor. Tarihsel akışın bükülmesi, bir anda Weimar’ın çöküşü ve Stormtrooper’lar ile komünistlerin sokaklarda savaşması patlayıcı bir kontekst yaratmıştı. Bir sonraki adımda Hindenburg’un Adolf’a imparatorluğun anahtarlarını teslim etmesinden, görkemli meşaleli geçit törenlerinden, İradenin muhteşem Zaferinden ve arka planda İtzhak Perlman’ın...
1 Mayıs: Stilize edilmiş sınıf, ideolojik talepler ve toplumsal gerçeklik
Efendileriniz size yeni yükler yüklerken, sizden yeni fedakarlıklar talep ederken, esaretinizi artırırken artık hareketsiz kalmayacaksınız. Siyasi farklılıklarınız ne olursa olsun, hepinizin yalnızca ortak çıkarları var, tek bir sınıf oluşturuyorsunuz ve siyasi mahalleler üstü bloğu oluşturursanız hiçbir güç ona karşı koyamayacak.
VAROLUŞ FELSEFESİNİN İLK ROMANI: YERALTINDAN NOTLAR
İnsanların baş kusuru ona göre “erdemsizlik”; “Ama insanoğlu aptal olmasa bile dehşetli nankördür. Nanköründe nankörüdür. Hatta bana göre en uygunu, insanı iki ayaklı nankör bir varlık diye tarif etmektir. Ama bu kadar da değil, insanın başlıca kusurunu unutmamalı: İnsanların baş kusuru tufandan başlayıp Schleswig-Holstein devrine kadar uzanan erdemsizliktir.
Paul Eluard: Aşktan “Özgürlük”e Taşırılan İzlekler
Eluard için özgürlük on iki heceli mısradaydı, ve onu bundan alıkoyan şey bu ‘gerçeküstücü terör’ havasıydı. Eluard’ta şiirin yalnızca başlangıç ve çıkış kısmında yer alan tek bir kelimenin kullanımıyla metnin nasıl tetiklendiğini, hareket halinde tutulduğunu ve adeta mıknatıslandığını görüyoruz.
György Lukács’ta Devrimci Öznelliğin Marksizmi
György Lukács’ın Marksizm’inde devrimci öznellik boyutu Orta Avrupa’daki romantik-devrimci harekete bağlı olmasından hız aldı. Romantizmden yalnızca edebi ve sanatsal bir hareketin değil, modern kültürün temel dünya görüşlerinden birinin anlaşılması gerekiyor. Romantizm, modernite öncesi değerler adına, modern kapitalist uygarlığa karşı kültürel bir itiraz olarak öne çıktı. Bu “retro” devrimci romantizmin, Jean-Jacques Rousseau’dan Sürrealistlere kadar eleştirel-ütopik devrimci...
Korku komedisi “The Menu” gurmece züppeliği irdeliyor
Çeviri: Ali Tacar Bu yazı The Menu hakkında spoiler içermektedir. Korku/komedi filmi The Menu‘nün Disney+’da gösterime girmesi, kaliteli yemek dünyası için şimdiden bir hesaplaşma yılı olarak şekillenmeye başlayan yılın başlangıcını işaret ediyor. Geçtiğimiz sonbaharda gösterime giren filmin yönetmenliğini, büyük beğeni toplayan Succession dizisinin yapımcılığı ve yönetmenliğiyle tanınan Mark Mylod üstleniyor ve lüks yemek kültürünü hicvediyor....
DÜNÜ, BUGÜNÜ, YARINIYLA AİLE
“Aile” sözcüğü günlük kullanımda değişik gurupları tanımlamak için kullanılır. Örneğin, “Hasan iyi bir aile reisidir” dendiğinde, Hasan’nın sorumlu bir baba ve koca olduğu anlaşılır. “Benim ailem Adana’dan gelmiş” diyen birisi annesiyle babasının hatta dedesinin Adana’da yaşamış olduğunu söylemek istiyordur. “Bu bir aile toplantısı” dendiğinde, toplantıda akrabaların bulunduğuna dikkat çekilmeye çalışıyordur. Örneklerden de anlaşılacağı...
An Olarak Sahne, Hafıza Olarak Sinema: İki Aracın Ayrışan Estetiği
Çeviri: Ali Tacar Bu makale, filmin hafızayla olan ilişkisiyle tanımlanan bir araç olduğunu savunmaktadır. Estetikçi György Lukács’ın zamansal sinema teorisini temel alarak, filmin hafızayla olan içsel ilişkisini sahnenin “ebedi şimdisi” ile karşılaştırıyorum. Bir filmi izleyen seyirciler, ekranda izledikleri şeyin geçmişte çekildiği ve geriye dönük olarak bir araya getirildiği konusunda sürekli bir farkındalığa sahiptir. Sinema,...









