“Sigara içerken yine uyumuşsun Hilda, böyle olmayacak. Ne desem kalbin kırılacak şimdi. İzmarit bu sefer telefon rehberini ucundan tutuşturmuş. Yanan telefon rehberinin başına çöküp beni arayacağını biliyorum. Çünkü ben söylemiştim, hep bir telefon araması kadar uzağında olacağımı.” Hilda uzun uzun çaldırdı numarayı. Kimsenin cevap vermediğini dehşetle fark etti. Hilda sessiz bir kızdı. Babaannesi Hilda’ya konuşmayı,...
Son Yazılar:
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Yazar: Josef Kılçıksız
Sineklerin Tanrısı: Güç Mücadelesinin ve Medeniyetin Kırılganlığının Alegorisi
Yüzyıllardır birbirimize anlattığımız kötücül büyük hikâyenin kahramanlarını ve anti-kahramanlarını William Golding 1954 yılında yazdığı romanla[1], küçük bir adada bir araya getirdi. Golding adayı güç mücadelesinin vahşi arenasına çevirdi. Issız bir adaya düşen gençlerin arasında oluşan klancı bölünme, atalardan kalan bir sosyal modeli yeniden üretiyor. Bu gençler klanının bir kaşık suda boğmaya çalıştığı biri var ki,...
Abbas Kairostami: İslam Cumhuriyeti’nin Caudine Çatalları Altında Bir Kaleydoskop
Süratle eriyor karlar/ çok yakında kaybolacak/ yoldan geçenlerin ayak izleri… Abbas Kairostami Kairostami sinemasının görme ve algılama biçimlerini ters yüz eden bir özelliği bulunuyor. 1992 yapımı “Ve Yaşam Sürüyor”, yazarın dublörü olan Tahranlı bir film yapımcısının oğluyla birlikte daha önce ölümcül bir depremin meydana geldiği ve bir önceki filmin çekildiği yere filmde rol alan...
Bir “Yabancı”nın Sosyal İntiharı
“Yabancı”, absürdün en uç noktasına kadar sürülmüş olmak yüzünden hayal kırıklığına uğramış bir adamın, annesinin ölümü, bir adamı öldürmesi ve idama mahkûm edilmesi gibi en dramatik yaşam merhaleleri üzerinden, kendi varoluşunun kendisini ilgilendirmediğini düşünmesi kertesinde duyarsızlaşmasının hikayesini anlatıyor. “Yabancı”nın, güneş tarafından ezilen bir kumsalda bıçak taşıyan tehditkâr bir Arap’ı yakın mesafeden öldürdüğü gün, onun aynı...
Bu Kurdun Yaşamak İçin Bir Sürüye İhtiyacı Yok
Biz yalnızca kabuk ve yaprak. Her şeyin merkezinde duran meyve, herkesin kendi içinde taşıdığı büyük ölümdür. Rainer Maria Rilke. Hesse’nin eseri, varoluşsal kriz romanından başlayarak oradan yaşama yeni bir başlangıç arayışından doğan manevi deneyime kadar uzanan farklı kayıtları harmanlıyor. Hesse, yeni başlangıçlarda kuluçkalanan şeyin insanı koruduğunu ve hayata tutunmasına yardımcı olduğunu, bu yüzden, hayat...
Salvador Dali: Ölmek İçin Yaşamsal Bir Dürtü Bağışlayanın Hikayesi
Dali gerçeküstünün göğünden sefil gerçekliğimize akan kuyruklu bir yıldızı andırıyordu. “Doğruluk” duygusu onun tüm yapıtında izi sürülebilen bir laytmotifti. Resmi, eleştirel, istilacı alegorik aygıtların iletinin zarafetini doruğa taşıdığı, dolaylı ifadenin önemli olduğu bir stile dayanıyordu. Özellikle “Yanan Zürafa” tablosu, devam eden iç savaşla ilgili hem bilinçdışının hem kanlı gerçekliğin tüm izlenimlerinin tuvale boca edildiği, gecemizin...
“Niteliksiz Adam”: Bir Burjuva Dekadanı Anlatısı
Robert Musil’in tamamlanmamış “Opus Magnum”u modern edebiyatın en güçlü eserlerinden biri olarak okuna geldi. Kitap, aşırılık, ten, şehvet, lüks kostümler ve büyüklük yanılsamasının perde ve arka plan yansımasıyla dolup taşan Avusturya Barokunun son gösterişli betimi olarak postum büyük yankı uyandırdı. Robert Musil’in “Niteliksiz Adam”ı[1] bazı edebiyat çevrelerince James Joyce’un “Ulysses” veya Marcel Proust’un “Kayıp Zamanın...
Antakya: Sessizliğin Şehri
Bu şehirde, bir değirmene girer gibi, ölü bir insana giriyorsunuz. Ölülerimiz St. Pierre yüksekliğinden şehre bakıyor. Yaşayanlar onlara birer karaltı gibi görünüyor. Bazılarının, “buraya değil, annemin, kız kardeşimin, kızımın, oğlumun yanına gömülmek isterdim”, dediğini, bazılarının ise, “babamla künefe yiyecektik, Büyük Park’ta sevgilimle çay içecektik daha” diye fısıldaştıklarını işitiyorum. Hem ölümün hem dirimin fokurdattığı, iki göz...
Kırmızı-beyaz Hâle (Öykü)
İçindeki onca keder yüküyle iskeleye tam yanaşırken fena halde yalpalayan bir vapuru andırıyordu. Dalganın çukuruna biriken, kiri, çöpü, bekleyişi ve zamanın yağımsı köpüğünü seyretti. Eve giden kilometrelerce yolu ışık hızıyla katettiğini fark etti. Balkonun korkuluklarına dayandı sonra. Her zamanki seyrindeydi sokak. “İçin için yanan yerden ayrılıp, kuytularına sığındığım yere geldim; benim için ne hazırladığını bilmeden...
İtalo Calvino’da Anlatı Mantığının Ağ Örgülü Doğası
Şehirler vardır; uğramadan şöyle yanından geçtiğiniz. Şehirler vardır; ilk defa uğradığınız ve bir daha dönmemek üzere terk ettiğiniz. Şehirler vardır; bir kere ziyaret etmeye görün, bir daha terk edemediğiniz. “Görünmez Kentler”de[1] İtalo Calvino, Çin’i fetheden Moğol imparatoru Kubilay Han ve Marco Polo’yu sahneye çıkardı. Calvino, “Bin bir Gece Masalları”nı andıran hiper metni için anlatısal hayal...









