Gel birlikte tutalım bu yası bu yük bana çok ağır bıktım bir başına körebe oynamaktan gözler kapalı kulaklar sağır Çekemedim denizin dibine attığım ağları düşündüm durdum ben niye bir harabeyim niye deviriyorum sıra sıra dağları her şeyim vardı oysa: devrim, aşk, telaş devrik bir sandal yosun tutmuş taş ne zaman başladı bilmiyorum ruhumdaki sıtma neden...
Son Yazılar:
Moksvin (Öykü)
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Felsefe Bilmeden Çağdaş Sanat Yapılabilir mi?
Primitif Sanat ve Uygarlık: Sanatsal Düşüncede İlkel İmgelerin Yeniden İnşası
Ömer Erdem’in Evvel’inde Dilin Kaybettiği Dünya ve Dünyanın Kaybettiği Dil
NÂZIM HİKMET’İN EN KAPSAMLI SERGİSİ “ROMANTİKA” İZMİR’DE AÇILDI
Boşluğun Çağrısı Üzerine: İntihar, Hayat ve Direniş Üstüne Kazı
Cenk Gündoğdu’nun son kitabı üzerine: Yaz Bunaltısı, Yaz Melankolisi
Edebiyatta Teorinin Gerekliliği
Yapay Zeka Devrimi Neden Kapitalizmi Öldürebilir?
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Beste Naz Karaca: Özne Olma Sürecinde Benlik İnşası
“Tek başımayım ve perişanım”: Stefan Zweig, Joseph Roth dostluğu
Yapay Zeka İşlerimizi Ele Geçirmeye Gelmiyor. Ücretlerimizi Ele Geçirmeye Geliyor.
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
Ana Sayfa
Barış Yıldırım
