Edebiyat yapıtları, yazarın görebilme yeteneğine bağlı olarak -az ya da çok- görsellik içerirler, okur imgeleminde. Burada düş gücü devreye girer doğal olarak. Bizden örneklersek, Murathan Mungan‘ın “Sahtiyan”ı buna önemli bir örnektir. Selim İleri‘den Yaşar Kemal‘e, ondan Orhan Pamuk‘a kadar, anlatım biçimiyle bize görsellik sunan yazarlar vardır. Burada elbette evrensel yazarların ‘sözcüklerle görüntü çizmesi’ inkâr edilemez bir gerçeklik....
Son Yazılar:
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kıyamet Şimdi ve Sonra: Yapay Zekâ, Kapitalizmin Nihai Hedefidir
Misale Masal Hicran (Şiir)
akşam (şiir)
kalbim (şiir)
Soğuk Yazgı (Şiir)
Yazar: Ahmet Özbek
SEVGİYE KURŞUN (ŞİİR)
rast gelmesin anneler yuvası yolunda boynu inci bir kuğu, rengini rüyalarından almış bakışları kasvet dolu ..çocuklar kalbine, rast gelmesin ilkel aynalardan artakalmış bu sürek avı yıllar yılı her yanı kurşun yarası yurdum. rastgelmesin yoksullar mahallesi çocukları yüzüne namlusundan fırlayıp hedefini arayan mermi, rast gelmesin anneler büyükşehir saat kulelerinden...
ESTETİĞİN FELSEFİ DÜŞLERİ
Klasik tarz sanatın egemen olduğu dönemlerde realizm adına görkemli yapıtlar üretildi. Çağ, ‘dönem dönem’ değiştiğinde ise yenilikçi sanatı önemseyenler, fütürizme gönül verenler, eskiyi tekrarlamanın gereksizliğini, belki de olanaksızlığını görebiliyorlardı. Zaten toplumsal, siyasi, politik değişimler ve sosyal gelişme noktalarının varlığı, yeni sanatçıları döneme uygun yapıtlar üretme çabalarına zorladı. Örnekse, empresyonizmin ilk aldığı tepkiler onları yollarından çeviremedi....
FAZIL SAY OLMAK
Entelektüel olmak…. Foucault’nun söylediği gibi: Entelektüelin rolü, herkes hakkındaki ifade bulamamış hakikati söylemek için ‘biraz öne veya yana’ çıkmak değildir; entelektüelin rolü, daha çok iktidar biçimlerine karşı, bu biçimlerin hem nesnesi hem aracı olduğu yerde mücadele etmektir.” Attilâ İlhan, Murathan Mungan ve Orhan Alkaya gibi şairleri; Uğur Mumcu, Yilmaz Özdil gibi özel adları bir yana...
Stanley Kubrick’ten bir aşk ve cinsellik sorgulaması: “GÖZLERİ TAMAMEN KAPALI”
Psikoloji kaynaklı romanları, sinemaları yıllardır büyük ilgiyle okuyoruz, izliyoruz. Bunlar arasında Dostoyevski’nin Budala’sı, Suç ve Ceza’sı, Nabokov’un Lolita‘sı, John Fowles’ın Fransız Teğmenin Kadını filmi ön plana çıkan örnekler. Bu saydıklarım sinemaya da aktarılmış edebiyat örnekleri. Son yıllarda, freudyen özellikler taşıyan filmler arasında Stephen Poliakoff‘un Capturing Mary ya da David Lynch’in Mulholland Drive filmleri ise bilinçaltını...
TUZDA YARA (ŞİİR)
bakışı düşler örtüsü.. kalbi rüzgardan bir kadın usul usul soyunan gecede saklı arzularına yaslandı bir an sanki sordu kalbimdeki yaranın hüviyetini dedim ben bir insanım.. umudum, hatta şiirlerim var dedi yalın olmak yalan olmaktan iyidir, bunu söyle.. unuttuğum bir hatıra var derinde dedim sevgi bahar uykusuydu eskiden nilüferler titreşirdi, sevgililer bütün ruhuyla öpüşürken,...
ÖZLENEN SANAT
1. Elimi yüzüme koyar karşımdaki doğada ‘günle dağılan’ görüntüleri izlerdim. Fondaki resmin titreşimlerinde Renoir’ı görürdüm. O ürperten dokunuşlarındaki zarif renkler, sanki sadece çocuklukta görülebilen güzel rüyalar gibiydi. Çağdaki değişime isyan ettim, bütün gülümseten anıları yok ettiği için. Ah bilmiyordum ki, giden şeyler hiç dönmeyecek. Leonardo’daki çizgisel estetik beni büyülerdi. Matematik zekâsı da. Ama baktım yeni...
KÜL VEDA (ŞİİR)
bu sizinle son karanfil altın rengi saçlardan çözülmüş veda inceliği suya düşen kalp ağrısı gizi sararmış unutuşun işlemeli sözcükleri gümüş kutuda buruşmuş pusulalar, söylenmemiş hep susulmuş ve sevgilinin gözlerinde kaybolan gül eskiyen akşamın kalbinden damla damla dökülen hüzün, tene düşen ince kalp ağrısı… bu sizinle son karanfil rüya saçlardan çözülmüş göğsünüzde defne yaprağı solgun anne...
BİR YAZ YANGINI İÇİN (ŞİİR)
ismine bakıyor ince bir ‘dil’ suyu bileğinden yakalıyor gece gemiler yalpa yalpa kederinden uzak denizlerin uğrak limanlarında gece her cam’da kaba bir sevişme sesi soyunan yaslı vücutlarıyla kırılgan kadınlar/ sana bakıyorum : her şeyi, acılı gözlerimin ay’ı bileğinden yakalıyor gece ışıl ışıl yangın yangın şehrin bütün merdivenleri burada karanlıkta bir yerde bütün iyilikler katledildi sevgili...
ANLAŞMAYAN ESTETİK
Uyumsuzluğun kendisine özgü bir kuralı ve düzensizliği vardır. Sanat belki de bütün bilinen değerleri reddetmek için var olan, ama yeni değerler üretmeyi amaçlayan bir yapıyı özler. İnkar bilinci korkusuzdur, hiçbir maddeyi önemsemez, tükenişle var oluş arasındaki ince ve korunaksız çizgiyi her an aşabilir. Nietzsche de Foucault da, Simone de Beauvoir da kalabalığın yasalarına karşı çıkarken...









