Türkiye entellektüelleri tarafından çok az bilinen Çin ve Çin tarihi uzmanlığı ve globalitenin modernite ile olan ilişkisi çerçevesinde, Arif Dirlik, günümüzün ekonomi-politiği açısından Marx’ı yeniden okuyor. Türkiye ise, 1939’dan bu yana emperyalist-globalite’ye eklemlenme sürecinin bir türlü bitmez tükenmez sefalet ve sefahetini yaşarken global güncelliğin derininde yatan temel kırılma noktalarını görmezden gelme ve sürekli kaçırma alışkanlığı...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Kategori: Manşet
Kum Saatleri (Öykü)
“Sigara içerken yine uyumuşsun Hilda, böyle olmayacak. Ne desem kalbin kırılacak şimdi. İzmarit bu sefer telefon rehberini ucundan tutuşturmuş. Yanan telefon rehberinin başına çöküp beni arayacağını biliyorum. Çünkü ben söylemiştim, hep bir telefon araması kadar uzağında olacağımı.” Hilda uzun uzun çaldırdı numarayı. Kimsenin cevap vermediğini dehşetle fark etti. Hilda sessiz bir kızdı. Babaannesi Hilda’ya konuşmayı,...
ŞİİRDEN TABLOYA YANSIYAN “SİS”Lİ BİR BAKIŞ
Tarihi bağrında barındıran, yüzyılların aşk kokan efsane şehri İstanbul… Nice şiirlere, şarkılara ilham olmuş, Konstantinopolis’den, Dersaadet’e zaman içinde farklı isimler ile anılmış ve nice gelmiş geçirmişliklerine karşın, hâlâ dimdik ayakta… Şehrin mührü İstanbul Boğazı. Boğaz’da nice hayatlar. O hayatlara yuva olmuş değerli mekânlar… Bu yazımda Aşiyan’a açılıyor kapılar… 1905 yılında yapımına başlanan ve 1906...
İsla-Rokoko: Bir Çöküş Estetiği
Rokoko sanat tarihteki üsluplar açısından bakıldığında, bir tarafıyla resim sanatına gündelik hayatın, hafifliğin, flörtlerin, kır pikniklerinin girmesi demek. Kavram Fransızca rocaille’den geliyor. 18. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan midye, deniz kabukları ve süngerler gibi denize ait motiflerin etkisinde oluşturulan süsleme ve dekorasyon biçimini anlatıyor. Rokokoyla, daha önce sanatın merkezine oturan İsa, Meryem ve azizler ile Yunan...
Paul Tillich: Kategorilerin Ötesinde Bir Adam
Çeviri: Ali Tacar Paul Tillich dindar bir sosyalist ve şüpheyi düşüncesinin merkezine yerleştiren son derece incelikli bir teologdu. Büyükbabamla ilgili hatıralarım çoğunlukla 1950’ler ve 60’larda büyükannem ve büyükbabamın East Hampton’daki yazlık evlerine yaptığım çocukluk ziyaretlerine dayanıyor. Long Island’ın Güney Kıyısı’nda muhteşem Atlantik sahillerine sahip olan köy, İkinci Dünya Savaşı’nın yerinden ettiği Avrupalı akademisyenler, yazarlar ve...
Sineklerin Tanrısı: Güç Mücadelesinin ve Medeniyetin Kırılganlığının Alegorisi
Yüzyıllardır birbirimize anlattığımız kötücül büyük hikâyenin kahramanlarını ve anti-kahramanlarını William Golding 1954 yılında yazdığı romanla[1], küçük bir adada bir araya getirdi. Golding adayı güç mücadelesinin vahşi arenasına çevirdi. Issız bir adaya düşen gençlerin arasında oluşan klancı bölünme, atalardan kalan bir sosyal modeli yeniden üretiyor. Bu gençler klanının bir kaşık suda boğmaya çalıştığı biri var ki,...
Peki Amerika’daki Madun Konuşabilir mi? Kurtlarla Dans Filmi Üzerine Notlar
Belli bir neslin Pazar kahvaltılarının simgesi haline gelen kovboy filmleri, izleyenlerin zihnine, “Yeni Dünya”ya dair güçlü bir zıtlığı yerleştirmiştir. Bir tarafta vahşi ya da kolayca vahşileşebilen bir Yerli (Kızılderili) imgesi, bir tarafta kendilerine yurtluk arayan ya da macera peşinde kıtada dolanan Beyazların yakışıklı kovboyları vardır ve bu uzlaşmaz zıtlık taraflardan birinin diğeri üzerinde hâkimiyet kurması...
DÜNYA İŞÇİLERİNİN GENERALİ FRİEDRİCH ENGELS
Friedrich Engels, 28 Kasım 1820’de Ruhr sanayi bölgesindeki Düsseldorf’un hemen doğusunda, Ren havzasının Barmen kasabasında, bugünkü Wuppertal’de, imalatçi bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Doğumu yerel gazete gururla duyurulmuştur. Babası Friedrich eşiyle kardeş çocuğu olan rahip Karl Snethlage’ye yazdığı mektupta çocuğun gelişinden duyduğu sevinci anlatarak, Tanrı’nın bebeğe büyürken akıl ve Tanrı korkusu vermesi...
Hepimiz o yırtıktan düşüverdik Yeraltı’na!
İnsanlar neden yüzlerce yıl roman denilen bir türe ihtiyacı olmadan yaşadı? Epik, şiir masal varken insanı “didiklemenin” bu lanetli formuna ne gerek vardı dersiniz. Romanın en güzel tanımlarından biri Gyorg Lukacs’a ait: “Tanrısını yitirmiş bir dünyanın epiği.” Bir krizin formu anlayacağımız; önce düşmüş bir aristokratın tüccar değirmenlere karşı traji-komik savaşı, burnundan kıl aldırmayan soyluluğun, kaba...
Abbas Kairostami: İslam Cumhuriyeti’nin Caudine Çatalları Altında Bir Kaleydoskop
Süratle eriyor karlar/ çok yakında kaybolacak/ yoldan geçenlerin ayak izleri… Abbas Kairostami Kairostami sinemasının görme ve algılama biçimlerini ters yüz eden bir özelliği bulunuyor. 1992 yapımı “Ve Yaşam Sürüyor”, yazarın dublörü olan Tahranlı bir film yapımcısının oğluyla birlikte daha önce ölümcül bir depremin meydana geldiği ve bir önceki filmin çekildiği yere filmde rol alan...









