Unutmanın rüzgârla bir akrabalığı var bazen geri dönüp ılık ılık dokunur sonra gider bir kayanın arkasına saklanır kulaktan kulağa oynar sonuncu sözcük hep sarhoş uzak diye bir yer yok bellek rüzgârdan da uçarıyken. Her ışıyan ana bir delik her acıtan ana bir düğüm attığım halıdan ipek böceğinin çıkışı ve ıslak merdivenlerden inişi tabakta balıktan fırlamış...
Son Yazılar:
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Kategori: Manşet
EVE DÖNÜŞ (ÖYKÜ)
Onun için yoldu her yer, ondan uzaklaştıkça susulan bir yol. O şehir senin bu deniz benim, sarsak bir koşu tutturmuştu. Bir keresinde, bir denizin kıyısına gömdüğü istiridyeyi bulamamak yüzünden intihara kalkışmıștı. Arkadaşları, kamarasında, «Canım Hanna’ya…»diye başlayan, bir mektup bulmuşlardı: «Yine yeni bir şehre vardık Hanna. Yağmur yağıyor. Arı kovanı gibi, itiş kakış içinde kaçışıyor...
ILGIM SALGIM (ÖYKÜ)
Hayat, bir gün daha fazla düşünmekten ileri geliyordu… Bir kıvılcım en az iki etkenle ve farklı kombinasyonlarıyla büyüyebilirdi: – Rüzgâr ve hava – Kıvılcımı beslemek – … Hangisinin ya da hangilerinin olası bir büyümeye vesile olduğunu anlamak, bunlardan en az birisini deneyerek ve kıvılcımı gözlemlemekle mümkündü. Ne sen ne de ben göreceli sonlukta ve/veya sonsuzlukta...
Tiyatrodan kalkıp romana varan Hakan Güneri
Bir yıl önce Mahmut Şenol’un son romanı “Bir Roman Yazılıyor ~ Nicky’i Öldürmek” üzerinde yazdığım, K24’te yayınlanan eleştiri yazısında şöyle demişim: “Roman denen edebiyat türü karakterler üzerine kurulur. Bırakın sadece sağı-solu, aşağıyı-yukarıyı, havayı-suyu-manzarayı ya da duyguları yansıtan post-modern ötesi kitapları; bunlar roman kategorisine girmez aslında. Nitekim, ‘Roman karakterler üzerinden dünyayı algılamaktır,’ der Mahmut Şenol.” Öte...
KAÇAK (ŞİİR)
Ne çok sevi eklemlendi Geçmiş zaman tümcesine ömrümün Binbir haz sonrası Kabuğuna çekilmiş Kirene Özledim o günleri Acısını da, sevincini de Duyumsardım yalımını Soluğunu şiirin Çıktığım yolculuklarda Bakardım gözüm gibi Kalbi kanatan hevese Ve rastlantılara bıçağımla düzelttiğim Ne çok severdim Nedeniydi Yürekte yanan her şeyin Sekiz kez tekrarladım bunu Koklarken güneşin taze meyvesini Dokunurdum halesine...
ŞİİRCİ NOTLARI-4
Fahrettin’e (Koyuncu) takılıyorum bazen telefonda: Ne var ne yok, ŞİİRİN GECESİNDE yıldız savaşları devam ediyor mu? Ediyor Hocam, olanca hızıyla. Az da olsa azalma yok mu? Hayır, hiçbir zaman da olmaz. Ben anlam veremiyorum, sebebi ne bu harplerin? SANAT falan değil tabii, İKTİDAR SAVAŞI bunlar. İddia Makamı itiraz ediyor. Yargıç haklı buluyor ve diyor ki:...
Sitenin Kedileri ve Apartmanın Ahmakları
Hikâyenin geçtiği sitede ilginç takma isimleri olan sevimli mi sevimli kediler vardır. Birçoğu farklı sebeplerle bakıma muhtaç duruma düşmüş ve site sakinleri tarafından sahiplenilmiş, bazısı ise bu siteye keyfî göç etmiştir. Bu sevimli kediler hikâyemizin devamında epey haylazlık etmektedirler fakat evvela onları tanımak gerekir. Bunlardan ikisi Şirin ile Sarışın, her eve lazım denecek türden uslu...
Yok’luğun “Var” Olan Renkleri: Angel Rainbow
Cam insanlık tarihinin en metafizik nesnelerinden ya da “şey”lerinden biridir. Yazı kadar eski bir tarihe sahip neredeyse… MÖ 3000’li yıllara uzanan insanlığın toprak ve kumla imtihanı bir tarafıyla. Cam “varlığı yokluk olan”dır. Kendini ancak yadsıyarak “var” olur. Yokluğu varsayılmazsa cama çarpmak kaçınılmazdır! Dışarıya açılan pencere ancak bu zorunlu “yok”luk ile “var” olur. Camın demokratikleşmesi ise...
Kaçak (Şiir)
Mavi kargalar! Mavi kargalar! Dayandığı duvarda yüze kadar saydı. Önü, arkası, sağı, solu… Tanınmak büyüyen inciniş. Kaldırımlar uzuyor, sokak neden dar? Seslerde ıslanan yara uykuyla açılıyor göğsünün korkuluğu; kaçarken dünyayı dolaşan av. Dünyayı. Tanıyor yüreğini… Mavi kargalar! Mavi kargalar! ERKAN KARAKİRAZ’IN YORUMU Orhan Kınacı’nın Kaçak başlıklı şiirinin dört bir yanını...
Her Gidenden Biriktirdiğim Melekler
Octavio Paz, “Öteki Ses/Şiir ve Yüzyılın Sonu” adlı kitabında “Şiir, içinde yeryüzünün iki kutbunun uzlaştığı bir hazır bulunuşun görülüşü olmuştur her zaman. Çoğul bir hazır bulunuş: Tarih boyunca sık sık yüz ve ad değiştirmiştir bu; yine de bütün bu değişimler içinde bir ve bölünmezdir” demektedir. Bana, edebiyatın hümanist yanından bakıldığında şiirin nasıl göründüğünü sorduklarında ilk...









