Marx, modern düşünsel ve siyasal tarihte anıtsal bir kişidir. Bize kavramsal bakımdan zengin, törel (ahlaksal) bakımdan esinleyici büyük bir kalıt (miras) bırakmıştır. Bununla birlikte Marx, Marksist olmadığını söylediğinde kendisini ciddiye almalı, buna bir bon mot (şaka) gözüyle bakıp geçmemeliyiz. Marx, yandaşı olduğunu açıklamış pek çok kişinin bilmediği bir şeyi, kendisinin bir 19.yy insanı olduğunu ve...
Son Yazılar:
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
Kategori: Manşet
BOYUN EĞME (ŞİİR)
Terk edilmiş Ezîdî mezarları gibi beklemekte çatlayan taş çemberini çizmiş gün doğumuna kalmamaya kararlı su kurumaz saklanır bir buluta. Bil– ki oradadır ışık yağmur ve gökkuşağı hatta umut. Oradadır, şu dağların ardında. Yola çık boyun eğme! Gözleri beyaz bir tanrıya kanmış küçük bir çocuksun çalınmış yılların, haraca bağlanmış bir ihtiyarsın tuz için değil, merhaba...
Büyük Çiftlik Evinde Elli Yıl Sonra (Öykü)
Özgür bırakıldı sevgi, Ve ayrılık da yok bundan böyle. Novalis Oraya ilk defa geldikleri zaman etrafta hiçbir şey yoktu. Şehrin en ücra köşesiydi orası. Alabildiğine düz bir alan. O, ilk defa orayı gördüğünde, önce bir romandaki kadın karakteri hatırlamıştı. Eşiyle birlikte hiç alışık olmadığı bir hayata başlayacak olan bir kadındı bu. Daha sonra ise...
KOFA (ŞİİR)
Celil Baba’ya ağıt Batmış yatta atık suyla yıkadılar Baba’yı Tasası, bilen bilir, bir kulaç daha atmaktı Ya da misinayla boğmak yok olmuş yutağını Sekiz ayak bir pabuca, dediler insanlık hâli Ah al-kuhul, kohol zifti, küulperest ahali Üç yatak değiştirdi köprüsüz ırmağına Yoktu ağa takılan. Akışı çevrilmişti Derindi musiki, mızrap sıkıydı başta Sıktı keyff akşamları lokurdarken ...
HABİP AYDOĞDU RESMİ ÜZERİNE
Psikolojik olarak uzak nesneler soyut, daha yakın olanlar somut algılanmaktadır. Psikolojik uzaklık; zamansal olarak uzak, gelecek veya geçmiş duygusu yaratacaktır. Uzağın soyut, yakının ise somut algılanmasının sebebi, uzağın tahayyülünde zamandan ve mekândan bağımsız, değişmeyen, sabit unsurların ön plana çıkarılmasının gerekmesidir. Habip Aydoğdu resmindeki derinlik ve uzaklık hissinin temeli, yaratılan soyut kavramların varlığı yanında kırmızı ve...
Savaş Koşullarında İnsani Dürtüleri Dizginlemek: Xunzi
M.Ö. 200’lü yıllar: Savaşan Beylikler Dönemi’nde, Sarı Irmak deltasının önemli kentlerinden Linzi’dayız. Sonradan Çin olarak adlandırılan topraklardaki irili ufaklı beyliklerin arasında sonu gelmez çatışmalar devam ederken, kuzeydoğuda hüküm süren bir hükümdar Jixia Akademisi’ni kurmuştu. Linzi’da tahminlere göre kırk dönümlük bir alana yayılan okulda pek çok düşünce okulunun temsilcileri bir araya geliyordu. M.Ö. 270’lerin ortasında, Xun...
Enis Rıza ile Belgesel Sinema Üzerine
Yıllarını belgesel sinemaya adamış bir yönetmen olarak Türkiye’de belgesel sinemacı olmanın koşullarına dair neler söylemek istersiniz? Belgeselci olmak için sadece belgeselle uğraşmak lazım. Tabii bizim trajedimiz yani… Türkiye’nin belgeselcilerinin trajedisi şu ki; var oluşlarını sağlayabilmek için başka işler de yapmak zorunda kalıyorlar. Diğer yandan, olabildiği kadar yine de kameraydı, kurguydu, sinema alanı tırnak içinde, ek...
Matt Haig’in “Gece Yarısı Kütüphanesi”
Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi (The Midnight Library) 35 yaşındayken hayatın anlamsızlığına toslayarak kendini öldürmeyi planladığı bir uçurumun kenarına bir adım kala duran Nora’yı merceğine alıyor. Roman, Matt Haig’in depresyonla ilk elden deneyim sahibi olması nedeniyle otobiyografik izlekler de taşıyor. Haig 24 yaşındayken intihar teşebbüsünde bulunmuştu. Hayatında bir dizi umut verici fırsatla karşı karşıya kalan...
MFÖ’NÜN SUDE’Sİ ve Şiirin Dili
Özkan Uğur’un Anısına “Dilimin Sınırları, dünyamın sınırlarıdır” diyen Wittgenstein’la şiire ve hakikate, “Dil varlığın evidir” diyen Heidegger kadar yaklaşabilir miyiz? Şiir ve dil konusu epey çetrefilli bir konu. “Anlamın sınırında dili çıldırmak” belki bu, şiirin tanımı noktasında bize bir şeyler söyleyebilir. Bu noktada İsmet Özel’den bir alıntı yapmak istiyorum: “susuyor, söylemiyor bildiği tek şiiri, “güzel...
RÖNESANS SANATINDA ANTİK ETKİLER
Tarihsel Arka Plan Rönesans her yerde yeniden doğuş olarak biliniyor, ama neyin yeniden doğuşuydu? Diğer şeylerin yanı sıra, sanatta klasik ideallere yönelik özlemlerin yeniden doğuşuydu. Sanatta gerçekçiliği, uyumu, simetriyi ve fiziksel mükemmellik fikrini içeren bu idealler, hem aklın hem de ruhun mükemmelliğini ima ediyordu. Bu durum, ortaçağ sanatıyla büyük bir tezat oluştururken Yunanlıların ve Romalıların...









