Portakal rengi denizde, Sertleşen yosunlar, karışıyor Sonsuz bireşimle güç besinlerine Ölümsüz kırk kuşun Sorgusuz yeşeren, öylesine Kentleri burgulanır, Sırf biri istedi diye. Tırtıllar yağ bıraktı, Yolundu, değişti, aşındı Yüce bir yaprak bir çınara sığınır Hortumda sürüklenen çekirgeyi Seçebiliyor musun? Görüyorsunuz, “En zengin ırmaklar çoraklaştı” Kurtlar bir inip bir şişen göğüsleriyle: Yu-yu-yu! Gör bu kurtuluşta pişen...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Litera
HORAIRE (ŞİİR)
toparlan yola çıkıyoruz servis öncesi kontrollerini mekanik aksamın bakımını yap gerekli önlemleri al sukulent fazla su istemez gönlünü kaptırma çalıştır ve yol boyu hareket emirlerinden tarifelerden dışarı çıkma şair kılıklı adamlardan uzak dur işaretçinin ve personelin verdiği sinyallere uy sukulent radyasyonu azaltır rahat ol hareketleri kontrol et diğer çalışanları denetle çok su verirsen çürür çok...
KAFSİNYA’DAN BANDO MIZIKA (ŞİİR)
71’İ BÖL İKİ’YE, 3500’LE TOPLA BAYAT TOPLA ÇEYREK SAAT OYNAMAM DEMİŞ YA KAYPAK HECİN YAKIVER MEKTUPLARINI ISITSIN ÇÖLÜNÜ O DÖNEK CİN’İN JEDDAH MÜHÜRLÜ AÇIK ADÜLTER İKİYÜZLÜ AHİZEYİ DEMİŞ YÜZÜNE KAPATSIN RAKIMI DAMASCUS’DA ÖLÇSÜN HALEFİM ADLER Resim: Asger Jorn _____ NOT ELEŞTİREL KÜLTÜR (EK Dergi) sitesinin edebiyat editörü Erkan Karakiraz’ın seçtiği eserler, sitenin edebiyat bölümü Litera’da...
RİZOM (ŞİİRLER)
Havaya uçuran bir düşünce besledin akla yakın şeyler büyüdü ağzı süt kokan günahkârlar betonlardan fışkıran otlar yürüdü güçlü dediğin acı yelkovanı kıramadı şimdi bu kayıklar trajik su değmemiş bir balıkla evcilleşmeyen gök arasında nefes almak zorunda üslubun işkencesinde körpe kelam yankısına aşkla düşkün itiraf edelim itaat bir evrim hatası beni o köke geri götüremezsin de...
DENEME ÇEKİMİ, XIV (ŞİİR)
İç avludan falan bahsediyor, uğultulardan göğüslerden kafeslerden virgülsüz listelerden Vapurlara kıl payı yetişmişken jeton bulurum hevesiyle ceplerini karıştırma telaşlarını hatırlayıp durduğundan Gölgeli, sağır bir avluymuş, göğsündeki uğultuyu Kanın pompalanışını duyabildiğinden gözleri doluyor, ter birikiyor şakaklarına Kırk sekiz yaşındaymış, itiraf ediyor, sevmiyormuş beni, pfff sevmesin zaten Ilıklık, gümbürtü, günbatımıymış hissettiği seyrek sakalında, hoşuma gidiyor...
BEDENLER ARASI (ŞİİR)
Aklım Yalnızlığındaydı; Onun yalnızlığı, Benim onsuzluğumdan Hep daha çok Sıkmıştır Canımı. En büyük korkuları Yalnız bırakılmak Ve Ölmekti. Yalnızlıktan Ölmemek için Birilerinin varlığına, Yaşayabilmek için de Kendi ölümünü Hatırlatacak Başka bir Ölümlünün yokluğuna İhtiyaç duyuyordu Deli Gibi. “Benim yine Sorun çıkarmayacağıma Nasıl emin Olabiliyorsun?” Dedi; Yatağında Temassız uzanıyorduk, Gözler tavanda. Ben Nasıl...
AMAR İLE MİHRA (ÖYKÜ)
Bir sonbahar gecesi elinde dua kitabı tek başına yağacak olan yağmurun sesini duymak için verdiği gayenin içinde, aylardır bitmeyen avlunun yan tarafında yapılan tadilattan gelen alıştığı gürültü sonrası sessizliği yadırgıyor. Uzaktan gelen köpek havlama sesleri dışında kuşların yuvalarına çekildiği, araba egzozlarının havayı kirletmediği, yoldan geçen insanların geçerken tükürmediği sokaklar, insanlar yataklarında mışıl mışıl uyurken koca...
Godard İçin Beş Replik (Şiir)
Beş cümlem var dedi, tekrar ederim tümünü her sabah Hâlâ bir şeyleri hatırlayabildiğimi görebilmek için Az paralı günlerimde kalpazan Çok kelimeli susmalarda bir ikilem ustası Gidip geldim hikâyeler, sinopsisler, plan sekanslar arasında Ömrüm Léman Gölü kıyısında bir hasat, vestiyere asılı Montaj hatlarında saydam şeritlerden öğrendim Kimi karanlık duyguların insana kazandırdıklarını Simsiyah bir gökkuşağı jenerikte...
Erkin Koray: Başında Bere, Elinde Sarı Madenden Bir Boru
Akrebin gözleri, zaman böyle geçerken Bekleme boşuna, bekleme beni Bir yerlerden gelip bir de giderken Var olmak, yok olmak ne fark eder ki? Erkin Koray Hiç kimse barışa tam olarak bir şans vermedi. Gandi denedi, Martin Luther King denedi ama ikisi de vuruldu. ...
Bir akşam konuşmalarından… (Öykü)
“Maviyi hatırlıyor musunuz, ya da yeşili?” “Renklerden söz açıyorsunuz. Haklısınız. Benim durumuma bakıldığında akla ilk onlar gelir, onlar sorulur. Söyleyebilirim ki, artık burada, bu masamın yanındaki pencereden ağaçları daha berrak duyuyorum. Dalların ağırbaşlı ıslıklarını, yaprakların mırıltılarını. O mırıltılar bana yeşili getiriyor. Pek çok yeşili. Aralarından o an gönlüme uygun olanı seçebiliyorum. Kimi geceler aklıma...









