Robert Wyatt art-rock dünyasında çok özel bir yer edinmiş bir müzisyen. Müziğe Canterbury topluluğu Wildflowers ile başlayan Wyatt, Soft Machine ile kariyerinde hayli başarılı bir dönem yaşamıştı. Ancak bu dönemi onu tekerlikli sandalyede yaşamak zorunda bırakan trajik kaza, hastanede geçen uzun aylar, kimi kez karamsarlığa sürükleyen günler izledi. 70’lerin ortalarında müziğe başarılı bir solo albümle...
Son Yazılar:
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kategori: Litera
Philip K. Dick: Mars’taki Dışlanmışlara Saygı
Bugün nerede bir bilimkurgu filmi ve dizisi varsa, mutlaka Philip K. Dick (PKD) dolaşıyordur damarlarında. Stephan King gibi özellikle sinema için vazgeçilmez bir deryadır; tükenmez. Bu yıl tekrar çekilen Blade Runner ve Netflix yapımı Electric Dreams dizisi ile tekrar hatırlamış olduk bilimkurgunun bu büyük ustasını. Harrison Ford’un oyunculuğu ile 1982 yılında izleyicisiyle buluşan Blade Runner,...
“VARLIK” – BİR UZUN KOŞU
Huyumdur, boş zamanlarımda Varlık dergisinin eski sayılarını karıştırırım sık sık… Hani şu, “Memlekette bir tane hakikî san’at mecmuası yok,” deyip, “İnkılâbın, her sahada, yokluktan varlıklar yaratma işine girmiş olduğu bir devirde acısı hissedilen bu boşluğu doldurmak” gayesiyle 15 Temmuz 1933’te çıkan ve hâlâ okura ulaşan Varlık’ı… Sanki onu okumak, toplumsal dinamikleri okumak gibi bir şey...
Bir Şiirin Varoluş Prosesi
Bir şiirin varoluş prosesi, şair-şiir-okur elementlerinden oluşan bir sacayağına ihtiyaç duyar. Şair özne, kendisinin de dahil olduğu, dışındaki nesnel gerçekliği algılar ve onu kendi felsefi-politik algısı doğrultusunda, poetik imgelerin temel birimi olan sözcükleri kullanarak dönüştürür. Poetik imge, anlamca birbirine uzak iki sözcük arasında analojik bir ilişki kurulmasıyla oluşturulur ve –imgeci sosyalist şiire göre- şiir, poetik...
Bizim Ulus’umuz
Temmuz Ulus’u hatırlatır bir tarafıyla. Her 12 Temmuz hüzünlüdür benim için. Ulus Baker bu topraklarda yetişmiş en özgün simalardan biriydi. Neredeyse bir Ankara efsanesiydi. Felsefeden, siyasete ve sosyolojiye uzanan müthiş birikimiyle değil sadece; derviş yaşantısı, kirli kazağı, kırık gözlükleri ve şehla bakışlarıyla da bir başkaydı. Bir parça ekmekle günler geçiren bir alçakgönüllülük anıtıydı. Ankara öğrenci...
Edebiyat eleştirisi ve öykücülüğün son kırk yılı
Ayşegül Tözeren, geçtiğimiz günlerde yayımlanan ilk kitabı Edebiyatta Eleştiri’nin Özeleştirisi’nde Türk edebiyatındaki eleştiri ortamını mercek altına aldı. Tözeren’in çalışması, öykücülüğümüzün özellikle 70’lerden bugüne kat ettiği mesafeyi… bu süreçte yaşadığımız siyasi ve sosyal değişimlerin öykülere nasıl yansıdığını popüler örneklerle ortaya koyması bakımından da kıymetli. Son dönemde yayımlanan edebiyat eleştirisine dair kitaplardan tavrı ve tarzıyla kendine has...
AŞKI NARINDAN, GÜLÜ HARINDAN ÖPMEK
Mahir Karayazı’nın Anız adlı kitabı geçtiğimiz günlerde Yitik Ülke tarafından yayınlandı. Söz’ün bile isteye etkisizleştirilmeye çalışıldığı bu dönemde, şiirin inatla direnmesine bir örnek Mahir Karayazı’nın Anız’ı. Elbette Yitik Ülke’nin de şiir yayıncılığına aynı inatla devam etmesi bir karşı atak olarak değerlendirilebilir. Aslında gökyüzünün altında yeni bir şey yok. Anlam değişmiyor, anlam aksamıyor; görüntüler kayıyor yalnızca....
Muhteşem Bir Romanın Okuma Keyfi Nasıl Bozulur?
Benim ettiğimi, siz sakın yapmayın; e mi! Hârika bir roman okuyorsunuz, diyelim ki, keyiften keyfe sürüklenmektesiniz; oh ne âla… Roman sizi her yanınızdan kuşatmış, hani hep söylendiği gibi, ¨elinizden bırakamıyorsunuz! ¨ Okuduğunuzun filmi çekilmiş mi diye merak ettiniz; olur a! Sakın merak etmeyin, kitap bitsin sonra meraka düşersiniz; her şey sırayla olmalı. Hazır eliniz altında...
BİR TÜRK ROMANI NİÇİN YOKTUR?
Tanpınar, “Bir Türk romanı niçin yoktur?” diye sorduğunda yirminci yüzyılın başlarındaydık. Henüz 29 yaşındaydı ve kendisinin de ifade ettiği gibi, bu suali ilk soran değildi. Doğurgan konulardandır bu… Magazine yakınlığı, gıybete müsaitliği, iştahını kabartır vasatların ve dahi çaylakların. Eskimez de üstelik, her daim günceldir; sağına soluna bir iki sözcük eklenir ve “Türk edebiyatında klasik yoktur”a...
FELSEFÎ BİR SORUNSAL OLARAK İKİNCİ YENİ ŞİİRİ
Her bilimsel fenomen ve çalışma, özü gereği kavramsal değer dizgelerine sahip birer çözümleme alanıdır. Bu kavramsal dizgeler, yapılan çalışmanın sınırlandırılmasını, daha da önemlisi, çalışma alanının belirlenmesini sağlar. Fakat bu alan belirleyimi, özü biçimin gerisine iten, düşünsel olanı özsel olandan üstün tutan yaklaşımlara yakınlaşma tehlikesini de beraberinde getirir. Formel ve kesin bilimlerin endiksiyotif ve analojik yaklaşımları;...









