Günümüzde neredeyse unutulmuş bir kelime karmanyola; artık galiba bir tek bulmacalarda karşımıza çıkıyor. Sözlük anlamı TDK’ya göre “şehir içindeki ıssız yollarda ölümle korkutarak yapılan soygunculuk”. Yine aynı sözlükte (Güncel Türkçe Sözlük) kelimenin kökeninin İtalyanca “carmagnola” (okunuşu “karmanyola”) olduğu yazılı. Aslında Carmagnola, İtalya’da mutfağı ve şaraplarıyla ünlü Piyemonte bölgesinde, Torino’ya bağlı bir ilçenin adı. İşte Fransızca...
Son Yazılar:
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Kategori: Litera
KAYGISIZLIK ÇAĞINDA JOHN COFFEY OLAMAMAK
Kaygısızlık çağında John Coffey olamamak. İçten içe her şeyi en güzel hale çevirebilmek arzusuyla yanıp tutuşmak ama yetememek. Elinizi nereye uzatsanız boşa çıktığını gördüğünüz, kımıltısız bir yanılsamayla yaşamak. Çoğumuz Stephan King’in Yeşil Yol kitabını okumuş yahut filmini izlemişizdir. Tecavüze uğramış iki çocuğun cansız bedenlerini kurtarmaya çalışırken bulunan John Coffey’nin suçlu bulunup, idam cezasına çarptırılarak, idam...
ANAYURT OTELİ’NDE MEKÂN-TOPLUM KISKACINDA ZEBERCET
Yusuf Atılgan’ın Romancılığına Kısa Bir Bakış Yusuf Atılgan (1921-1989) Türk edebiyatında modernist romanın ilk örneklerini veren yazarlardan biri olmanın yanı sıra, 1950’lerden itibaren öykü, roman ve şiirin ana konusu hâline gelen bireyi ve onun iç dünyasını odağa alan yetkin eserleriyle dikkat çeker. Kentli modern bireyin duygu dünyasını oluşturan yabancılaşma, yalnızlaşma, bunalma, toplumdan soyutlanma gibi temaları...
Ölümün ilmihali: Heath Ledger
Gazetede çift sütuna sıkıştırılmış bir haber: Yatağında ölü bulundu! Önemsemiyorum. Ölümün kendi kadar cazip gelmiyor. Üstelik fotoğrafsız. Halbuki biliyoruz: Görünmek için varız! Şimdilerde buna ‘göstermek’ de eklendi. Andy Warhol’ün kulağı çınlasın: Artık yetmiyor 15 dakika! Şimdi ve daima…. Her yerde olmak istiyoruz: televizyonda, sinemada, sahnede, billboardlarda… Yalnız sahip olduklarımızı değil, olmadıklarımızı da sergiliyoruz; saçıyoruz orta...
İzlanda’dan Bir Kız Gelir Bizlere…
Denizle şaka olmaz! Şakalaşmak için iskeleden uzak durup başka birini aramaya heveslisine, işte bu yüzden, kara iklimine düşkün adam denir. Denizle al takke ver külâh yapmayı sevmeyenler için suyun dibi kumlu bir çukurdur. Onlara bakılırsa sam yelinden uzak durulmalı, lodosta soba yakılmamalı, denizden her çıkan yenmemeli, nihayetinde derya koca bir ummân olduğuna göre herhalde kirlenmeyeceğinden...
Devrimci Bir Estetik Hareket: Romantizm
Romantizmin fikir babası Jean-Jacques Rousseau’dur. Rousseau’nun eserleri ve özellikle İtiraflar’ı bir entelektüel hareket olarak bütün Avrupa’ya yayılacaktır. Modernizm’le birlikte ortaya çıkan İtirafçı şiir geleneği de ‘Rousseau Romantizmi’nden doğmuştur. Devrimci bir estetik hareket olan Romantizm devrimler çağında doğdu. Amerikan Devrimi (1776), Fransız Devrimi (1789) ve Sanayi Devrimi (1760-1829) klasik dünyanın değerlerini hızla değiştiren büyük toplumsal dönüşümlere...
KORKULUKLARA GİYSİ YARDIMI YA DA ŞİİRİN ÜZERİNDEKİ KORKULUKLAR
Nilay Özer, Zamana Dağılan Nar ve Ol! şiir kitaplarıyla 2000’li yıllarda kendine özgü şiir diline ulaşan şairlerden biri olur. Gerçekten de Özer, ilk iki kitabında insana/onun varoluşuna ve iç dünyasındaki sarsıntılarına ait hakikati, duygu evrenindeki karmaşayı şiirin estetik derinliğinden ödün vermeden şiirleştirmeyi başarır. Bu kitaplardaki şiirlerde insana, eşyaya ve dış dünyaya dair çok yönlü kodlara...
Güvercinler de Gitti, Hrant’ın Ardından
İlk ne zaman okumuştunuz o romanı? Kitapçıda gördüğünüz anda, daha okumadan sizi etkilemişti. O ne biçim roman adıydı öyle! “Kuşlar da Gitti”! Aceleyle eve gitmiştiniz. Hemen okumuştunuz. Zaten incecik bir kitaptı. Yaşar Kemal’in alışılmış boyuttaki romanlarından değildi. Çocuklar vardı romanda. Kuşları yakalıyorlar, kafeslere dolduruyorlardı. İnsanlar vardı, merhametli. Kafeslerin içine tıkılmış kuşları görünce üzülüyorlardı. İnsanlar vardı. Kafesteki...
Küfür, Şiir ve İşçi Sınıfı
“İnsani olan hiçbir şey bana yabancı değildir” diyen Kartacalı Terentius’u şiar edinen Marksizmin izinden gidenlerin, sahtekar aristokrat tavrıyla, küfrü ve küfürlü şiirleri küçümsemesi, Marksizmin insana dair tüm durumları algılayıp çözümleme paradigmasına aykırıdır, çünkü “ruhun yellenmesi” olan küfür, insani bir “hâl”in dışavurumudur. Ereğine ulaşamayan yaşam pratiğinin sözlü isyanıdır küfür. Evet, ne yazık ki küfürlerin çoğu, sözel...
KÜÇÜK KIZIN ZİHNİNDEKİ EV
Şiir, hislerin ve fikirlerin dünyasından ayrılır mı olgunluk çağında? Hayır. Başkalarının tesirinden kurtulup şahsiyetini bulur. Yağmur, ürkek adımlarla yağıyor. Camlarda kesif buğu… Pencereye yanaşıyor küçük kız. İşaret parmağıyla, dumanı andıran cama ev resmi çiziyor. Altı yaşında; plazalarla, gökdelenlerle, hiç olmadı toplu konutlarla büyümüş kız, “Bak anne” diyor; “Ev çizdim!” Dikkatinizi çekmiş midir bilmiyorum; bugünün çocukları...









