Bir Afro-Amerikalı kadın akademisyenin bakış açısıyla ‘Beyazlık’ın tarihini yazmış olan emekli profesör Nell Painter, kitabında ve sunumunda ABD’de ‘beyaz’lara neden hâlâ ‘Kafkasyalı’ dendiğini açıklıyor. (*) Bu kullanım, nüfus işleri başta olmak üzere birçok resmi işlemde hâlâ geçerli. Bu soruya kendisinin sunduğu bilgilerle başka kaynakları harmanlayarak şöyle bir yanıt verebiliriz: Yerlilerin İnsan Hakları Beyazlara ‘Kafkasyalı’...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Kategori: Kritik
Rejim, İslami militarizm, hegemonya
Türkiye’nin siyasal yaşamında Demokrat Parti’nin 14 Mayıs 1950 seçimlerinde kullandığı “Yeter söz milletindir” sloganı kadar güçlü ve etkili çok az slogan vardır. Çünkü bu slogan, basitçe bir seçim sloganı olmanın ötesine geçmekte, dile getirildiği dönemi aşan, o dönemin öncesini ve sonrasını, yani hem geçmişi hem geleceği kapsayan, kuşatan, paradigma kuran bir nitelik taşımaktadır. Bu ise...
BİR SANAT TARİHÇİSİNİN SANAT GALERİLERİ İLE İMTİHANI
Şimdi size bir hikaye anlatacağım. Biraz trajik, biraz trajikomik bir şekilde bir sanat tarihçisi olarak kendi mesleğimi yapmaya çalıştığım sanat piyasasından nasıl yıldırıldığımın hikayesi bu. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümünden mezun olduğum 2013 yılında, İstanbul’a geri dönüş öncesi EVS ( Avrupa Gönüllülük Hizmeti) kapsamında İtalya, Sicilya’da bir kuruluşta gönüllü olarak 8 ay çalıştım....
MUSTAFA ŞERİF ONARAN’IN “NÂZIM HİKMET” HAKKINDAKİ FÜTURSUZLUĞU…
SÖZ “NÂZIM” KONULU KİTAPLARDAN AÇILMIŞKEN… 9 Ekim 2008 tarihli (Sayı: 973) Cumhuriyet Kitap Eki’nde; Mustafa Şerif Onaran’ın “Değinmeler” köşesinde “38 Olayları” başlıklı yazısı gözüme ilişti. (Mustafa Şerif Onaran 2013 yılında dünyamızdan ayrıldı. “Kritik”teki yazılarımı takip edenlerin aklına gelebilir; bu adam hep de ölülerin arkasından mı yazıp eleştiriyor onları diye… İyi bir dostum ve ahbabım...
% 3: Ütopyada ve Distopyada İtaat ve Tevekkül ile Sorgulama ve İsyan Karşıtlığı Üzerine
Bir özetin özetiyle başlayalım: % 3’ün birinci sezonunda Süreç odağında kişilikler ve motivasyonları, ‘Dava’ denilen örgüt, İçkara ve Açıklar anlatılıyor.(*) İkinci sezonda Açıklar’da ve İçkara’da kalan kahramanlarımızı izliyoruz. Burada Dava’ya katılan Joana ile birlikte Dava ve eylemlerine, işleyişine odaklanırken, açıklarda Michelle ve Ezequil ile oradaki mükemmel olarak tariflenen sistemin iç yüzünü görüyor ve büyük bir...
Güvenlik Toplumu ve Lüks Cipler
Sport Utility Vehicle –SUV ( Spor kullanım amaçlı araç) Türkçede farklı biçimlerde adlandırılıyor; lüks arazi aracı, cip, dört çekerli arazi arabası, 4×4 vb. SUV’lar genellikle dört-çeker sürüş sistemine sahip, ancak bu sisteme sahip olmayan SUV modelleri de mevcut. SUV’lar özellikle yol dışında (off-road), arazide kullanılmak üzere tasarlanmış, yüksek çekiş gücüne sahip araçlar, aynı zamanda otoyolda...
Semih Kaplanoğlu ve Bağlılık Aslı: İdeolojiye Kurban Bir Film
Sinemamızın en güdük kalmış alanlarından birini orta sınıfları görmek oluşturuyor. 1994’den itibaren Yengeç Sepeti, İklimler, Pandora’nın Kutusu’ndan Çoğunluk’a ve de Bulantı’ya birçok değerli deney olmakla beraber, bu filmlerin çoğu orta sınıfı “kasvetli” bir görüntüye indirgemekten kaçınamadılar. Durgun bir kadraj, karanlık bir ışık ve mutsuz neredeyse intihar edecek tiplemeler…. Bunu Zeki Demirkubuz’un son filmi Bunaltı üzerinden...
Aydın Aydemir’in “Nâzım” Kitabı Bir Âlem…
SÖZ “NÂZIM” KONULU KİTAPLARDAN AÇILMIŞKEN Tek Parti Diktatörlüğü’nün faşist-militarist kanadının 1938’de üzerine kapattığı kapı, 1964-65’te aralanıp açılmaya başladıktan sonra; “Nâzım Hikmet tabusu”, “Nâzım Hikmet fetişi” ve “Nâzım Hikmet fanatizmi” de alıp başını gitti… Koca koca adamlar ellerine kalemleri kâğıtları alıp; kim ne kadar daha orijinal Nâzım Hikmet kitabı yazacak diye adeta yarışa çıktı. 1960’ların...
PROLETER EDEBİYATI MÜMKÜN MÜ?
Roman, klasik tanımlamasını modern felsefenin özne kategorisine borçludur: kısaca söylersek bir romandan bize öznenin oluşum sürecini serimlemesini bekleriz. Özne, olayın öncesinde hazır halde yoktur, bir malzeme olarak, bir örüntü olarak vardır. Olaylar bu malzemeyi işler ve o örüntüyü beden bulmuş bir faile dönüştürür. Bu anlamda, romanesk örnekleri Roma’ya kadar götürebilmekle birlikte esas itibariyle Hıristiyan bir...
SIRADAKİ…
Vahit Tuna’nın Kabataş’ta Meclis-i Mebusan Caddesi’nde yer alan “isimsiz” adıyla sunulan ve temelde kadınkırım olarak adlandırdığı çalışması son günlerde kadın cinayetleri konusuna dikkat çekecek bir gündem oluşturmayı başardı. Özellikle feminist kanattan yazarların eserin temsil ettiği değerler ve sanatçının kendisinin de bir erkek figür olarak üretim biçimini ve sistem içinde kendini temsili ile ilgili de oldukça...









