Diyarbakır Devlet Tiyatrosu tarafından 2019-2020 sezonunda oynanan Çocuğum-Bebeğim isimli komedi, Margareth Mayo tarafından kaleme alınmış bir eser. Olay Ketty isimli karakterin eşinin arkadaşı olan Jimmy ile yemek yemesi ancak bu durumu eşinin kıskanacağını düşünüp ondan saklaması ile başlıyor. Ketty’nin eşi William, karısının bir adamla yemek yediğini öğrenip onun kim olduğunu bulamadığında ise eşini bir süreliğine...
Son Yazılar:
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Çağdaş Sanatta Akışkan Form
Göz, Dil ve Sözcükler
Yazar: Bahadır Battal
Varoluş Sancısına Yerel Bir İlaç – Amak-ı Hayal Oyunu Üzerine
Şehbenderzâde Filibeli Ahmet Hilmi, 1910 yılında yazdığı Amak-ı Hayal (Hayal Pınarları) isimli eseriyle Türk edebiyatındaki modern dönemin başlangıcında önemli bir yere sahip. Roman, varoluş konusunda ciddi problemleri ve anlam arayışı olan başkahraman Râci’nin, varoluş sancısını tasavvuf felsefesi ve hatta daha genel manada Doğu mistisizmi ile çözümünü konu ediyor. Râci varoluşuna ilişkin derin sancılar çekip, bu...
Türk Kültür Dünyasının Sureti Haktan Aydınları: Alev Alatlı
AKP önderliğindeki İslamcı camia, iktidarının ilk yıllarında -özellikle 2010 öncesi- “sureti haktan görünmek” ifadesini sık sık kullanırdı. Sağ kesimden olan, mütedeyyin bir karaktere sahip ancak kendilerini desteklemekten uzak gruplar, yeni milli görüşçü kesim için sureti haktan görünenler idi. Tehlikeliydiler çünkü söylem ve dünya görüşleriyle AKP’nin doğrudan hedeflediği kitleyi ikna etme gücüne sahiplerdi. AKP’nin tek başına...


