Sartre Sözcükler’de Raphael’in çocukluğundan bahis açtığında, şöyle bir anektod kaydeder: Büyük ressam Papa’yla henüz bir çocukken tanıştırılır. Ona Papa hakkında ne düşündüğü sorulduğunda, şu cevabı verir: Ne papası, ben sadece renkler gördüm. Bu anektod, aslında bütün bir Rönesans epistemesinin kaynama noktasıdır: ampirik temeller, fallik gösterenle karşılaştığında büyülenir. Kısaca, Rönesans ressamlarına atfedilen homoseksüelliğin temelinde fallusla kurulan...
Son Yazılar:
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Kategori: Kritik
Yaratıcı Yıkımdan Kopuş ya da Neoklasik İktisadı İmha Denemesi
Neoklasik teori geliştirildiği dönemden itibaren tüm dünyada egemen ve ‘’bilimsel’’ iktisat kuramı olarak varlığını korudu. İktisada yöntemsel, formel ve tekçi bir anlayış yükleyen sistem günümüzde gerek büyük ekonomi kurumları gerekse devletlerin yönetim biçimlerini etkisi altına almış durumda. Her alanda ana akım olarak dayatılmakta, öyle ki üniversitelerde dahi tek yaklaşım olarak okutulmaktadır. Buna rağmen günümüz ekonomilerine...
“ŞOFÖR İDRİS” BİYOGRAFİSİNDEKİ HATALAR
Bu sitede, bu sayfada yayımlanan Aydın Aydemir’in “Nâzım” kitabındaki hatalara dikkat çeken yazımı anımsarsınız. (30 Eylül 2019) Geçenlerde, “Niçin” sitesinde; benim yazıya nispet yaparmışçasına bir Aydın Aydemir güzellemesi yayımlandı. Eski bir TÖS kurucusu, devrimci öğretmen hareketinin önünde yürüyen Aydın Aydemir’in bu yönüyle ilgili hiçbir şey demedim ben, sadece “Nâzım” adındaki kitabındaki yanlışlarına, mantalitesine dikkat çektim....
Yeni koronavirüs karşısında histerikleşmenin belirgin ırkçı unsuru
Ben de dâhil olmak üzere bazılarımız şu an Çin’in Wuhan şehrinde olmayı, post-apokaliptik bir film setini gerçekten deneyimlemeyi içten içe severdi. Şehrin boş sokakları tüketimci olmayan müsterih bir dünyanın imgesini temin ediyor. Haberlerin hepsinde koronavirüs var. Medya uzmanlığı taslamayacağım ama sormak istediğim bir soru var: Olgular nerede biter ve ideoloji nerede başlar? İlk bariz muamma:...
Dişsiz Eleştiri, Yargısız Tanıtım
Eleştirinin dişlerinin hem keskinleştiği hem kesmezleştiği, dahası, kesatlaştığı günlerdeyiz. Daha sert ama daha az ikna edici yargılar her yerde. Oysa iyi bir kitap, film, albüm… eleştirisi az bulunan bir matah. Eleştiriyi keskinleştiren, sosyal ağların –özelde Twitter’ın– “ekonomik” dili. Az sayıda karakterle bir şeyler anlatmak isteyen insan, hele de bu kısıda içkin tembelliğe kendini kaptırmaya meyyalse,...
Karaçam Ormanı’nda ya da “Yaban 2.020”
Fatih Balkış’ın Karaçam Ormanı’nda adlı son romanının oldukça ilgi gördüğü söylenebilir. Bu ilginin bir sebebi kurgusunun ve dilinin gücüyse, diğerinin aydın-iktidar ilişkisini (yeniden, doğrudan ve sözünü sakınmadan) konu edinmesi olduğu su götürmez. Parantezin içindeki “doğrudan” ve “sözünü sakınmadan” nitelemelerine güçlü bir itiraz geleceğini zannetmiyorum. Fakat konunun özgünlüğünün üzerindeki “yeniden” örtüsünü biraz aralamakta yarar var. Elbette aydınların belirli...
“Bilinç”, “anlam” ve sevginin beşeri-politiği: Seviyorsanız savaşın
Homo sapiens’in evriminin bir noktasında gerçekleşen “bilişsel sıçrama”dan itibaren, insanların doğayla ve kendi aralarındaki ilişkileri ve bu ilişkilerin yarattığı hislerin, değerlerin, kültürün ve fenomenlerin gelişim dinamiklerini, bu ilişkilerin diğer hayvanlarda olduğu gibi baskın biçimde üreme ve hayatta kalmada sağladığı avantajların yarattığı evrimsel mekanizmalarla açıklamak yetersizdir. İnsan, yalnızca biyolojik determinizmle veya salt “pragmatizm” çerçevesinde anlaşılamaz. İnsan,...
SAYGIN BİR KOMÜNİSTİN ANILARI
“YAYINA HAZIRLAYAN” TARAFINDAN NASIL BERBAT EDİLDİ? Zehra Kosova adı, Türkiye Komünist Partisi tarihinde saygın bir addır. Epey zamandır anılarını yazdığından söz ediliyordu. Birkaç yayınevi dolaştıktan sonra, en son, “İletişim Yayınları”nın yayın rezervinde bekletildiğini duymuştum. Nihayet geçen günlerde yayımlandı. (Zehra Kosova, Ben İşçiyim, Yayına Hazırlayan: Zihni T. Anadol, İletişim Yayınları, 168 sayfa, artı fotoğraf albümü.) Otantik...
Hödüklüğün altın çağı
Önce hacıağalık, görgüsüzlük vardı. Sonra uynık kerizlik ve zübüklük, sonra da hödüklük… Son günlerde dilime dolanmış durumda. Acaba ben mi takıntı haline getirdim diyorum kendi kendime. Dönüyorum dolaşıyorum, düşünürken, çalışırken, uyurken bu hödük kuşatmadan bir türlü kurtulamıyorum. Yaşadığım, gözlemlediğim her olayda, her davranışta bir hödüklük sırıtması, bir hödüklük gösterisi var sanki. Kaçış ne mümkün; hangi...
Torbadaki Netflix
Yerli internet platformlarında birkaç dizi izlesem de Netflix ile yakın geçmişe değin haşır neşir olmamıştım. Nedir ki birkaç ay önce bu illete ben de tutuldum. Şimdiden beş altı diziyi bütün sezonlarıyla beraber izledim. Sanırım bilanço giderek ağırlaşacak. Evvela lafımı esirgemeyip illet dedim çünkü Netflix illetin tam karşılığını veriyor. İnsan yakalandıysa sağalmayı dilediği, uzak durmaya çalıştığı...









