“Pragmatizm”, 1. Dünya Savaşına kadar felsefe dünyasında etkin bir felsefi akımdı. İngiliz emprizminde kökleri bulunan bu felsefi akım modernizmin yaratığı yıkıcı dünya karşısında bütün etkisini yitirmişti. Diğer felsefe akımları gibi felsefe tarihinin bir parçası olmuştu. Ancak bir düşünce disiplini olarak değil, ama kültürel edim olarak hayatın hemen her alanında izdüşümleriyle karşılaşırız. Siyaset ve kültür alanına...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Kritik
EROL ÜYEPAZARCI’NIN KUTLANACAK ÇALIŞMASI
AMA HATALARI NE YAPALIM! Geçen yılın sonuna doğru Kitap-Sanat’tan haberini alınca hemen edindiğim, uzunca bir adı olan kitap var elimde: “Unutulanlar, Hiç Bilinmeyenler ve Bilinmek İstenmeyenler” Türkiye’de Popüler Romanın İlk Yüzyılının Öyküsü (1875-1975) İki cilt, (kutulu) Oğlak Yayınları, 2019 Büyük boy, toplam 1045 sayfa. Bu geniş kapsamlı iki ciltlik çalışmanın yazarı Erol Üyepazarcı. Ülkemizde polisiye...
İdeoloji/kültür ve siyaset ve de döneklikteki keramet (2)
Önceki yazımızda olgular olarak sergilediğimiz ülkemizin bozuluş ve çürüme odaklı insanlık durumlarını, şimdi de ideolojinin bütünsel ve derinlikli kapsamı içinde ele almaya çalışalım. Gerçeğin bütünsel kavranışı açısından bu çok önemli; çünkü ekonomik, toplumsal, siyasal, kültürel, ahlaki nitelikteki bütün sorunları ve onlar arasındaki karmaşık ve derin ilişkileri, ancak ideolojinin çok boyutlu kuşatıcılığı içinde doğru bir şekilde...
İdeoloji/kültür ve siyaset ve de döneklikteki keramet (1)
Küreselci karşıdevim yıllarında ülkemiz, idealler, ütopyalar, ülküler hapishanesine dönüştü adeta. Kuşkusuz hapishane en başta içimizde; düşünmekten ve sorgulamaktan alıkonan, sindirien, aptallaştırılan beyinlerde, kararan yüreklerde. Bütün toplumcu, eşitlikçi, paylaşmacı değerler, görünüşteki “özgürlük ve demokrasi” şamatalarına, “büyüyen”, “dünya devleti” Türkiye masallarına karşın, gerçekte, düşünce ve gönül dünyasında zindanlara hapsedildi, derin çukurlara gömüldü. Toplumsal, insani değerlerin, duyarlılıkların, erdemli...
İnsansı Olmayan Robotlar Üzerine
Sartre Sözcükler’de Raphael’in çocukluğundan bahis açtığında, şöyle bir anektod kaydeder: Büyük ressam Papa’yla henüz bir çocukken tanıştırılır. Ona Papa hakkında ne düşündüğü sorulduğunda, şu cevabı verir: Ne papası, ben sadece renkler gördüm. Bu anektod, aslında bütün bir Rönesans epistemesinin kaynama noktasıdır: ampirik temeller, fallik gösterenle karşılaştığında büyülenir. Kısaca, Rönesans ressamlarına atfedilen homoseksüelliğin temelinde fallusla kurulan...
Yaratıcı Yıkımdan Kopuş ya da Neoklasik İktisadı İmha Denemesi
Neoklasik teori geliştirildiği dönemden itibaren tüm dünyada egemen ve ‘’bilimsel’’ iktisat kuramı olarak varlığını korudu. İktisada yöntemsel, formel ve tekçi bir anlayış yükleyen sistem günümüzde gerek büyük ekonomi kurumları gerekse devletlerin yönetim biçimlerini etkisi altına almış durumda. Her alanda ana akım olarak dayatılmakta, öyle ki üniversitelerde dahi tek yaklaşım olarak okutulmaktadır. Buna rağmen günümüz ekonomilerine...
“ŞOFÖR İDRİS” BİYOGRAFİSİNDEKİ HATALAR
Bu sitede, bu sayfada yayımlanan Aydın Aydemir’in “Nâzım” kitabındaki hatalara dikkat çeken yazımı anımsarsınız. (30 Eylül 2019) Geçenlerde, “Niçin” sitesinde; benim yazıya nispet yaparmışçasına bir Aydın Aydemir güzellemesi yayımlandı. Eski bir TÖS kurucusu, devrimci öğretmen hareketinin önünde yürüyen Aydın Aydemir’in bu yönüyle ilgili hiçbir şey demedim ben, sadece “Nâzım” adındaki kitabındaki yanlışlarına, mantalitesine dikkat çektim....
Yeni koronavirüs karşısında histerikleşmenin belirgin ırkçı unsuru
Ben de dâhil olmak üzere bazılarımız şu an Çin’in Wuhan şehrinde olmayı, post-apokaliptik bir film setini gerçekten deneyimlemeyi içten içe severdi. Şehrin boş sokakları tüketimci olmayan müsterih bir dünyanın imgesini temin ediyor. Haberlerin hepsinde koronavirüs var. Medya uzmanlığı taslamayacağım ama sormak istediğim bir soru var: Olgular nerede biter ve ideoloji nerede başlar? İlk bariz muamma:...
Dişsiz Eleştiri, Yargısız Tanıtım
Eleştirinin dişlerinin hem keskinleştiği hem kesmezleştiği, dahası, kesatlaştığı günlerdeyiz. Daha sert ama daha az ikna edici yargılar her yerde. Oysa iyi bir kitap, film, albüm… eleştirisi az bulunan bir matah. Eleştiriyi keskinleştiren, sosyal ağların –özelde Twitter’ın– “ekonomik” dili. Az sayıda karakterle bir şeyler anlatmak isteyen insan, hele de bu kısıda içkin tembelliğe kendini kaptırmaya meyyalse,...
Karaçam Ormanı’nda ya da “Yaban 2.020”
Fatih Balkış’ın Karaçam Ormanı’nda adlı son romanının oldukça ilgi gördüğü söylenebilir. Bu ilginin bir sebebi kurgusunun ve dilinin gücüyse, diğerinin aydın-iktidar ilişkisini (yeniden, doğrudan ve sözünü sakınmadan) konu edinmesi olduğu su götürmez. Parantezin içindeki “doğrudan” ve “sözünü sakınmadan” nitelemelerine güçlü bir itiraz geleceğini zannetmiyorum. Fakat konunun özgünlüğünün üzerindeki “yeniden” örtüsünü biraz aralamakta yarar var. Elbette aydınların belirli...









