tatlı şurup kaldım kavun kokulu saf su ile çalkalandım. zehri sağılmış yılan kadar tehlikesiz. siniri alınmış diş kadar sancısızım öfkemi kaybedeli ahşap bir çan kaldım pencere önünde tok sesli öfkemle biz parmaklarını birbirine takmış iki tırmıktık. iki bezelye kabuğunda iki muhafızdık sınırda şimdi gelseler ki geldiler sınırları aşsalar ki hoyratça vursalar kırsalar yalan...
Son Yazılar:
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Yazar: Gülümser Çankaya
MOİRALAR (ŞİİR)
uzun parmaklarıyla eğirsin ömür ipliğimi kaderin kızları başımın çevresinde defne yaprakları ben yürürken dikilsin beyaz elbisem ben yürürken sökülsün ardım biri gelsin otursun balkonda bıraktım sandalyeyi biri gelsin kapağını kaldırsın tezgahta bıraktım yaptığım yemeği zehrini aldım şarabımı saldım çapaladım suladım omcaları biri gelsin biri gelsin ben geçtim penceremde fesleğen...
Naif (Şiir)
incirin içinde kurt var ısırdım ekmeğin kâbus gibi bozulan et kurt kaynıyor bir umudu çalmak ne kadar kolay avakado kumruları ne kadar naif çevreye bakındım hiçbir zaman net yanıtlar bulamadım öngörülmez şeylerdi kaygan taşlar toplanan dağılan açılan kapanan bezgin ya da kaygılı düşmanca bir ihtiyatla dikiliyordu çatılar ve yollar kayboluyordu son bir kavisle ...


