Sinemada aristokrasinin portresi söz konusuysa bana göre Luchino Visconti istisnasız en büyük yönetmendir. Kendisinin de köklü bir aristokrat sınıftan gelmesi filmlerine sınıfsal ve anlatım zenginliğini verir. Hatta yönetmene “Marksist Aristokrat” lakabını da kazandırır. Luchino Visconti Milano’da, 2 Kasım 1906’da, aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Kont Guiseppe Visconti tutucu biriydi.. Evdeki çatışmalar yüzünden Luchino, 18...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Yazar: Ali Şimşek
Thersites ya da doğruyu söylemek
Yok yok! Keratanın biriyim; işin alayında, aşağılık serseri; pisin biri. Thersites Tam dokuz yıl olmuştur. Troya sahillerinde, hala güneşin balkıdığı ovada, tunç seslerinin birbirine karıştığı korkunç çarpışmalar olmaktadır. Tanrı ve tanrıçaların tarafı olduğu bu savaş kılıçlar, kalkanların çangırtısıyla kapkara kan ile kaplar surların diplerini. Ova Tanrıların da içinde olduğu savaş naraları ve şan peşindeki...
Antigone’nin direnişi
İki Yunan “khiton”u giymiş kadın sağ ve sol elleri başında sanki sokaktan geçenlere bakmaktadır. Mimarlık tarihinde narin ve kıvrımlı İon, sağlam ve bombeli Dor, çiçekli yapraklarla kıvrım kıvrım, detaylı Korint olarak bilinen Yunan sütunlarına eklenen dördüncü bir sütun olarak adlandırılır Karyatidler. En ünlü örneği ise M.Ö. 406’da inşa edilen Atina Akropolisi’ndeki Erekhtheion Tapınağı’ndaki kadın sütunlarıdır....
Bir Başkadır: Bir Çukura Bakıyoruz Birlikte
Netflix’in Türkiye yapımı “Bir Başkadır” dizisi büyük bir tartışma yarattı. Tabii izlemeyenler açısından büyük bir merak da diyebiliriz. Sosyal medyada gündem olmasına, hatta yer yer sert tartışmalar üretmesine bakılırsa insanların bir yerlerine “aniden” ve samimi bir şekilde dokunmuş görünüyor. Kimi izleyiciler diziyi sarsıcı ve içten bulurken, bazı izleyiciler ise diziyi şablonlarla hareket eden (bir az...
Merak Kelebeği: Alexander von Humboldt
Alexandr von Humboldt, botanikçi, zoolog, jeolog, mühendis, manyetik ekvatoru keşfetmiş, izoterm eğrilerini ve iklim kuşaklarını ileri sürmüş ilk ekolojist, gramerci ve siyaset felsefesi düşünürü ama daha çok tutkulu bir kaşif ve bilim adamı. Fazlasını saymıyoruz bile. 19. yüzyılın en tanınmış ismi Napolyon ile birlikte istisnasız Alexander von Humboldt’ur. Hatta ondan bile ünlüdür desek yanlış olmaz....
Grinin Keşfi
Gri belirsizdir, sis gibi tedirgin eder, soğuktur, davet ettiği sakinlik bulutlar gibi patlamaya hazırdır, bazen balgamın rengiyle hastalığın solgun belirtisidir… Ya da Goethe’nin çok alıntılan sözleriyle “Sevgili dostum, bütün kuram gridir, Ve yeşildir yaşamın altın ağacı.” Elbette birçok söz daha edilebilir. 1830’lardan itibaren resimde başlayan modernizmi bir tarafıyla gri rengin (ve düz rengin) keşfi olarak nitelendirmek çok...
Sakinliğin Keşfi
İlk distopya anlatılarından Doktor Ox Deneyi, Jules Verne’nin en ilginç ve ayrıksı romanlarından biridir. Verne Flandre’da, hayali Quiquendone kentinden bir hikaye anlatır. Kent hayali, olmakla beraber Belçika-Flaman ve Hollanda olarak adlandırabileceğimiz Flandre’ye dönük çok gerçekçi bir hikaye anlatır. Quiquendone kentnin sakin, ölçülü, tutumlu ve ağırkanlı insanları yüzyıllardır hiçbir konuda aşırılığa kaçmadan, herhangiaşırı bir duygu belirtisi...
PANORAMA YA DA MANZARANIN KEŞFİ
Modernliğimizi ve estetiğimizi bir tarafıyla “manzaranın icadı”na borçluyuz. Yani doğanın, uzamın insani bir duygulanımın konakladığı bir coğrafyaya dönüşmesini kastediyorum. Alegoriden, tanrılardan ve de mitolojiden yavaş yavaş kurtulan ve melankolinin, lirizmin ve hazzın alanına dönüşen dağlar, kırlar, evler, tarlalar, kuşlar, ışıldayan çimenler, dalgalanan denizler ve hüzünlü günbatımlarından söz ediyorum… Buna 16. yüzyılın yükselen burjuvazisinin mülkiyet...
Hoş geldin JOHN RUSKIN
Yayıncılığımızın son yıllarda sevindirici olaylardan biri de John Ruskin yapıtlarının Türkçeye kazandırılmasıdır. Ruskin’in Türkçe’deki ilk kitabı farklı yayınevleri tarafından bastırılan Susam ve Zambaklar’dı. Arkasından Corpus Yayınları’nın benim editörlüğümde derlenen iki ciltlik Belleğin Lambası ve Sanat Üzerine Dersler kitapları yayınlandı. Bu iki cilt Ruskin’in farklı kitaplarındaki özellikle sanat üzerine yazılarından yapılmış dilimizdeki en geniş derleme...
İncinmenin ve İsyanın Şiiri: Joker
Son yıllarda gerek Hollywood filmleri ya da Netflix-HBO yapımlarındaki film ve dizilerde yoğun bir anarşizm görmek mümkün. Buradaki en önemli başlangıçlardan biri, bugün kült olmuş Chuck Palahniuk’un Dövüş Kulübü romanı ve David Fincher’in 1999’da sinemaya uyarladığı filmiydi. Dövüş Kulübü, hayatı plazalarda geçen, bütün maaşını “Tv” ve “IKEA” taksitleriyle kredi kartlarına yatıran bir beyaz yakalının, şirket...









