Bir renklenmeyen yanın, bir de her şeyini boyadığın sandal. Bilmez yanılan hangisi, rüzgârı
hesaplayan ışığın kâlbine değen küreklerin hangisi yarın kavramına ait.
Çift kürek çekmeyi bırakıyorum.
Ağır ağır kabarıyor deniz. Eksik bir renk yerden göğe hasır ve kekik kokan hava. Tuzdan artan zamanı vermeyen eşik geçildiğinde dağılacak yıldız tozları kadar pasteliz. Göğe attığı ağı topluyor taşra, mavi defterine. Son macerada su, çağrıyı giyinmektir, ilk macerada çağrıyı. Göründüğüm rengin içine girerken mavinin kolay olmadığını anlıyorum. Çizgileniyorum bir siluet kaleme yorgun hiçbir yerimden hiçbir şey anlamıyorum. İki gök arasında kımıldayan kaknüs, sarsma beni.
Sargıdan soyunan buluttan bir şey beklemekte göğsümdeki kum midyeleri.
Kaybın derinliğini duyumsamayanlar karaya vuruyor.
Resim: Yavuz Tanyeli


Bir Cevap Bırakın