Bu akşam,
Yıllar sonra
Bir araya gelmiş bir kadınla adamın
Misafiri olabilirdim
Giritli’de.
Zamanında
Sahip çıkmadıkları aşklarının
Bedelini öderlerdi
Arkamdaki masada,
Birlikte olmadan da
Yaşamış olduklarını sınamaya gelerek
Kendilerini
Birbirlerinden.
Donatırlardı masalarını,
Bir deri bir kemiktir
Ruhları.
“Unutmaktan
Dönemeyecek kadar
İleri gittik çoktan öz saygımızdan biz.”
Derdi kadın,
Bıçağı tabağını ısrarla gıcırdatırken;
Taze olmaz sonbaharda
Börülcesi
Denizin.
Birbirlerini sevmelerine rağmen
Başkalarıyla evlenmiş,
Karıştırdıkça
Gerçeklerle düşleri
Beklenenle olan;
Kopamamış, devam etmişlerdir görüşmeye.
Şimdi boşanıyordur
İkisi de.
Aynıdır gerçeği düşü de,
Yetişemem
ama
Herkese işte.
Yıllar önce yapılması gerekeni
Yine yapamayarak
Ayrı ayrı
Çıkarlardı restorandan,
Herhangi bir yerinden başlayıp sevginin
‘Kalamayarak.’
Sandalyesini hışımla çekerken
Sakallarıma döktürdüğü
Rakıyı sildikten sonra kadının,
Kalırdım biraz daha
Favayla tereyağlı karidesimin arasındaki
Yarımlığımın yarısıyla
Büyük ihtimalle
ve
Gömleğimin yakalarından
Tüten kokunla
Açık edebilirdim kendimi her an
Yitik öznesini
Bulamayanlarından olsaydım
Günün
Ben de.
Mümkündü,
ama
Unutmanın hatırından affolunmuş
Görkemli saatlerinin
Bitmemesi için,
Baştaki sıralarına
Taşımakla meşgulüm saniyelerini akşamımın
Kan ter içinde
Evde.
Hiç vaktim yok, olası bu hikâyenin
Aklıma gelmesine
Bile.
Resim: Mehmet Güreli


Bir Cevap Bırakın