Yazının başlığındaki “?” işaretli ile başlamak gerekir. “Bu bir anarşist filmidir” bildirisi yapmaktan ziyade bu konuyu tartışmaya açmak niyetindeyim. Bu nedenle hem 60’lı yıllardaki siyasi olaylar hem de bu dönem Hollywood hakkında bazı bilgilere yer vererek filmin bu bilgiler eşliğinde değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 60’lı yıllar siyasi açıdan çalkantılı yıllardır. Bu yıllarda sol ve özgürlükçü düşünce...
Son Yazılar:
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Apartman Yöneticisi (Şiir)
VİŞNEÇÜRÜĞÜ DÜNYA (ŞİİR)
Molto Simpatica (Şiir)
BİR BEYAZLIK (ŞİİR)
Yıllar Sonra Bir Akşam Yemeği (Şiir)
“Kimin Gözünden” Makro Fotoğraf Sergisi Museo Moda’da Açılıyor!
Muzaffer Tayyip Uslu Kitabı: Öldükten Sonra
Kategori: Vizör
Kefernahum: Yakından Tanıdığımız Kimliksizlerin Cehennemi
Geçtiğimiz sene Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye Shoplifters‘e verilirken jüri özel ödülünü yine yoksulluk ve parçalanmış aile temalarına yaslanan Kefernahum kazandı. İki film iki ayrı coğrafya ve kültürel malzemeden beslense de yoksul kesimlerin sorunlarını gerçekçi bir yaklaşımla ele alıyor. Shoplifters (Hirokazu Koreeada) yer yer kara mizaha kayan yapısıyla bir noktadan sonra buruk ve neşeli biçiminde...
Ucuz Roman- Pulp Fiction: Poetik Bir Yaklaşım
Göksun’a… Yağmurdan Önce /Before The Rain/ müthiş kurgusuyla, hayata alegorik bakışıyla, metaforlarla olan anlatımıyla ve anlatımındaki zamansal–uzamsal kırılmalarla, üzerine yıldırım düşse dahi aydınlanmayacak olan iyimser yarı aydınları/mızı/ bile ürpertecek, en azından kuşkuya düşürecek olan, belki de hayatın tek gerçek olgusu ‘yazgı’yı, onun “sözcüklerle”, “yüzlerle”, “resimlerle” olan sarmal ilişkisini, belleklerimize bir daha hiç silinmemecesine kazıyan bir...
ŞİİR-SİNEMA ya da ADLANDIRMA-DEFORMASYON
Gizem’in adına ve söz ile zenginleşen her şeye… “Bizi çevreleyen şeylere, onlara isim verdiğimiz ve ötelerine geçtiğimiz ölçüde tahammül ederiz.” Cioran “Bir düş görüyorum ya da gözlerim açık, hayal kurduğum bir şeyin beni alıp götürmesine izin veriyorum ve daha sonra, bir sözleşme imzalayarak, biraz tahta, iki güzel kız ve bir çift projektör ile bu fantezimi...
Don Kişot’u Dirilten Adam!
“Ben Don Kişot, Don Kişot’u öldüren adam! Çeyrek asır önce dünyaya, çevrilmek için geldim!” Terry Gilliam’ın Don Kişot’u Öldüren Adam’ı kuşkusuz bu sözlerle başlamıyor fakat filmin yılan hikayesine döndüğü, çekimlerinin ancak yirmi beş yılda tamamlandığı ve bu bakımdan magazinel bir değer kazandığı da gerçek… Bununla birlikte film de gerçekle hayalgücü arasında gidip gelen yapısını tam...
DÜNYA[LARIMIZ]DAN BİR AKTÖR GEÇTİ: TURAN ÖZDEMİR
2014 yılıydı. Yönetmen dostum Durmuş Akbulut ilk uzun metraj filmi, Bekçi’yi çekecekti. Senaryo, yer/mekan, oyuncular üzerine uzun uzun konuşuyorduk. Aklında filmin sadece bir tek sahnesinde olmayan, diğer bütün sahnelerinde oynayacak bir oyuncuyu arıyordu. Durmuş’un aklından geçen oyuncular vardı. Ama aklına bir türlü, ‘Bekçi’ karakterine uygun bir oyuncuyu tam olarak oturmuyordu. Bir gün Durmuş telefon edip,...
Ferit, Seyit, Bit; Bir Tarık Akan Hikâyesi
Sinema sanatının edebiyat ile ilişkisi daima çift yönlü olmuştur. Uyarlanan edebi metinlerin okur-seyir bakışında zenginleşen tarafı, yoruma açıklığı ve her uyarlamanın özgün, yazılı esere uyumu, bir sonraki uyarlamaya dek tetikte bekleyen sinemacıları kışkırtması en belirgin ilişki biçimini tarif etse dahi bir diğer yön, “aksi yön” sinemadan edebiyata geçiştir. Sinemacılar aynı zamanda yazardırlar. Senaryo metinleri -yeğin...
Güvencesiz Aylağın Kentte Sürüklenişi: “JIAO YOU”
Kent mekânının tarihsel uzamını belirleyen koşullar sermayenin akış sürecinden müstakil değil, bilakis sermayenin devir hızının gerektirdiği ihtiyaçlar doğrultusunda yürürlüğe girerler. Sermayenin soyut uzamının ihtiyaçları doğrultusunda mekânın değişmesi ve dönüşmesi, kent mekânının kendine özgülüğünü ortaya koyan ve diğer mekân mefhumlarından farklılaştıran unsurdur. Kapitalist birikim için elverişli olan bir yer, söz konusu uzamın ihtiyaçları doğrultusunda muhtelif engelleri...
Pokot: Hayvanların Ruhları Yoktur…
Nobel ödüllü Polonyalı şair Wislawa Szymborska’ın şu dizeleri: ‘’İlkbahar olacaktı yolunda, ve mutluluk da, öteki şeyler arasında. Korku dağları ve vadileri terk edecekti. Gerçek yalanın hakkından gelecekti. Bazı felâketler hiç yaşanmayacaktı bir daha savaş gibi ve açlık gibi ve ötekiler gibi. Bunlara saygı gösterilecekti: Savunmasızların savunmasızlığına, güvene ve benzeri şeylere.’’* Doğa ve insan arasındaki savaşı...
ONA BİR KANAT VER UÇACAK BAŞKA YERİ YOK!
Küçükken, bir şeyin uçabildiğinden emin olduktan sonra yere de inmesini bekleyen bir talebi olur insanın. Büyüdüğünde bunu bindiğin uçaklardan beklersin. Çocukken güvercinlerden ve uçurtmalardan… Kızıltepe’de tek katlı evlerin yaygın olduğu çocukluk dönemlerimde güvercin besleyen çok kişi tanırdım. Güvercin merakı denilen şeyde tam olarak neyi merak ettikleriyle ilgili bir fikrim hiç olmadı. İlgimi çeken şey, en...





![TuranÖzdemir-ErtekinAkpınar.set arasında. DÜNYA[LARIMIZ]DAN BİR AKTÖR GEÇTİ: TURAN ÖZDEMİR](https://ekdergi.com/wp-content/uploads/2018/09/TuranÖzdemir-ErtekinAkpınar.set-arasında..jpg)



