1989 yılında, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü’nde, öğrenciliğime başladım. [Alsancak Stadı’nın yanındaki barakalarda.] Hayatımın, en özel ve en güzel dört yılını [1989-1993] o ders sıralarında, bahçesinde, kütüphanesinde ve kantininde geçirdim. Lisans eğitimim, birinci ve ikinci sınıfımda, Oğuz Adanır’dan ders almadım. Ders dışından kalan zamanım çoğunu, ikinci kattaki kütüphanede çalışarak geçirdiğim için, kendisiyle...
Son Yazılar:
OSMANLI ŞEHİR HAYATINDA RAKI ve MEYHANE KÜLTÜRÜ
Matbu dergi [artık] fuzuli bir iş mi?
İç Savaşın Estetiği, Barışın Ütopyası: Yücel Kayıran Şiirine Dair Beş Tez
Karacaoğlan Hâlâ Otobüse Bindirilmiyor
72. Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı’nda yılın öykü kitapları belli oldu
Arsız Beliriş
CAUSA SUI/ ÖZ DÖNGÜ: Kozmik zihnin sihirli görselleri
Reddiye Defteri: Akademinin Trafik Lambaları ve Yazarın İnadı
Özgür düşünceye engel olanlar!
BAUHAUS TASARIM VE MİMARLIK OKULUNUN KURUMSAL KİMLİĞİ VE DİNAMİKLERİ
Naif’in Listesi: Gerçekler, Doğrular, Varoluşlar…
ELVEDA ELİF, GÖRÜŞMEK ÜZERE
Ebru Yolver: ÜÇ / KONSEPT
İnsan Haklarının Ontolojik ve Politik Sınırları: Doğal Hukuk ile Egemenlik Arasındaki Paradoks
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Yonca Karakaş’ın Yeni Sergisi G-Art Galeri’de: “Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Kategori: Röportaj
Zeliha Demirel’le İstiklal Caddesi’ndeki performansları üzerine
“Sadece Kaz Dağları’ndaki altın aramalarına gönderme değil, genel olarak doğanın katline bir gönderme yapmaktı duygum. Altın ile doğa yer değiştiriyordu, her şey altındı çerçeveye yerleştirmedeki ağaç çok küçüktü ve gözden kaçtı. Doğa feda edilmişti, gözden kaçmakla kalmayıp, her şey yok oluyordu, allı pullu hayatlarımızda…” Sanatçı Zeliha Demirel altı gün arayla İstiklal Caddesi’nde iki farklı performans...
Yvan Guillo: Samplerman ve Çizgi Romanlar Üzerine
Samplerman mahlasını kullanan Yvan Guillo’nun tumblr sayfasında hakikaten -çizgi romanı güzel sanatlar ve tasarımla ilişkilendiren- bir çizgi roman devrimi sahneleniyor. Guillo çizgi romanlardan aldığı görüntüleri kullanarak -bunların çoğu Digital Comics Museum, Comic Book Plus gibi ücretsiz sitelerde bulunuyor- bu zamana dek internet ağında mahsur kalmış imgelerden nefes kesici, oyunbaz kaleydoskopik imgeler yaratıyor. Street Fight Comics’i...
Sinem Sal: Geçtiğimiz Altı Ayda Çok Şey Oldu
“… olaylar kalbimde geçiyordu nezaketen susmayı, mecburiyetten konuşmayı tedbirden açılmamayı öğreniyordum. ismini önemsemediğimiz organların hayati tehlikemize olan etkisini böyle günlerde anlıyordum. olaylar kalbimde geçiyordu bir iğneydin kanımda ilerlemeni bir türlü engelleyemiyordum” (Sinem Sal -Geçtiğimiz Altı Ayda Çok Şey oldu- sayfa 106) Sinem’le oturduğumuz gezegenler komşu. Ara sıra rüyalar vesilesiyle iletişim kurarız onunla. Kalbinin galaksisinde geçtiğimiz...
Okan Yılmaz’la Söyleşi
Okan Yılmaz Kadıköy’de doğdu. 2017’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldu. Şiirleri, yazıları ve söyleşileri Varlık, kitap-lık, yasakmeyve, Mühür, yeni e. gibi dergilerde yayımlandı. Şiirleri İngilizceye, Arapçaya, Almancaya, Rumenceye çevrildi. Uluslararası şiir festivallerinde performanslar sergiledi, yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli antolojilerde yer aldı. Stüdyo Angarya’da senaryo çalışmalarına devam ediyor. Yeni...
Onur Akyıl ile söyleşi
Birçok dergide şiir, öykü ve eleştiri çalışmalarıyla yer alan. Birgün gazetesinde yazılar yazan, Rıfat Ilgaz Jüri Özel Ödülü (2006), Ergün Günçe Övgüye Değer (2008), Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü (2008), Nihat Akkaraca Öykü Ödülü (2013), Necati Cumalı Şiir Ödülü (2014), ödüllere değer görülen , şiir kitaplarının yanı sıra yakın zamanda Can Yayınlarından çıkan romanı “Proleterler İçin Patafizik Dersleri...
Evren Barış Yavuz: “Anti-faşist olmayı değerli buluyorum”
“Kuşlar süvariyi ne bilir… Bilmesinler, zaten kalabalıklar onlar için dövüşenleri bilmezler… Bilmezler kuşlar yuvalarını koruyanı, sapanları kıranı, tuzakları bozanı, yeri geldiğinde rüzgârı bile küstüreni bilmesinler… Ben, bunları anlatmak için hayatta kaldım, anlatıcıyım vesselam.” Kelimeleri tanıdık geliyor Evren Barış Yavuz’un. Evet, onu da yakından tanıyor olmalısınız. Tıpkı Carola gibi, aynı insanlık ailesinin, “başka türlü bir dünyanın”...
Yazarını aradığımız romanlar
Türkçe edebiyatta polisiye ve casusluk romanı eksikliği bir hayli hissediliyor. 19.yüzyılın İngiliz kentleşme sürecinde ortaya çıkan dedektif romanlarına, sır küpüne girmiş cinayetleri çözen bizden akıllı roman kahramanlarına nedense bizim sosyolojimizde pek rast gelinemiyor. Türkçe yayınlanmış eserlerimiz arasında, hiç kuşkusuz pek çok örnek var … Piraye Şengel, Şebnem Şenyener, Pınar Kür polisiye türüne ilgi gösteren kadın...
SEZER BANA GÖRE HÂLÂ ÇOK TEKİL BİR KİMLİK OLARAK DURUYOR
Tam yirmi yıl önce, 17 Mart 1998’de kaybettiğimiz Sezer Tansuğ, Cumhuriyet döneminde sanat dünyamıza damgasını vurmuş, Türkiye’de “sanat eleştirisi” kavramıyla adeta özdeşleşmiş en sıra dışı karakterlerden biri. Sanat tarihçisi ve eleştirmen kimliğiyle, yaşarken yazdığı her metin muhatabı için bir dönüm noktası ya da bir tartışmanın ilk kıvılcımı olmuştur. Yaşamının, birincil uğraşı olan sanat tarihi araştırmaları...
Yelda Karataş ile “Hüznün Kısa Tarihi”
Yazdığı şiirlerle kalbimize dokunan şarkı sözleriyle kendi güzel, kafası güzel , kelimeleri güzel ve yakın zamanda Karakarga Yayınlarından çıkan “Hüznün Kısa Tarihi” kitabıyla yeniden ben buradayım diyen şair Yelda Karataş’la söyleştik. Garip şey bu hayat; insan, ruhundaki körlükle başlıyor nefes almaya, yaşamaya. Onu aydınlatmak için çeşitli uğraşlar veriyor. Penceresini açıp dışarıyı gösteriyor ona. Ruhuna görmeyi...









