Not: Filmi izlemeyenler için aşırı spoiler içerir. Bağımsız film tadında bir İsveç yapımı “Kare-Square” hakkında yazdığım yazıyı, sıraya bir Netflix dizisi girerse şaşırmayalım. Çok malzeme var çünkü diye bitirmiştim. * Kare, küratörler, koleksiyonerler, aşırı kavramsal işler, bu da sanat olur mu dedirten enstalasyonlar, videolar, anlaşılmaz ağdalı katalog metinleri üzerinden zaten çoktandır tartışılan, formüllere dönüşmüş çağdaş...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
Erich Maria Remarque -“Barış Savaşçısı”
Bundan 90 yıl önce, 31 Ocak 1929 tarihinde ilk kez basılan “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” romanı 20. yüzyılın Alman dilinde yazılmış en başarılı eseridir “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” romanı bundan 90 yıl önce 31 Ocak 1929’da yayımlandığında; 20. yüzyılın Almanca yazılmış en başarılı eseri olacağını ne yazarı Erich Maria Remarque ne...
X KUŞAĞI
X kuşağı belirli bir yaş gurubunu tanımlamak için kullanılan bir kavram. Farklı değerlendirmelere göre ABD’de 1964-1977, 1961-1981, 1963-1978, 1965-1980 yılları arasında doğanlar ya da 1990’lı yıllarda yirmili yaşlarda olanlar X kuşağına dahil kabul ediliyor. X kuşağı bazen kayıp kuşak, ben kuşağı, on üçüncü kuşak, twenty-somethings (yirmili yaşlarında olan gençler) olarak da adlandırılıyor. İkinci dünya savaşı...
Onu hiç beklemiyorlardı!
Klasik Rus ressamları, nedense, eğer siz bilhassa peşlerine düşmemişseniz pek ortada görünmezler. Müzelere gidip tek tek ziyaret etmelisiniz, yoksa bir tesadüf haricinde ortaya çıkmayacaklardır. Niye böyledir sorusunun karşısına Batı’nın Kültürel Hegemonyası gibi bir kült yanıt hemencecik dikiliyor; biz, şimdi onunla uğraşamayız. Ağır mesele! Bu yazıda Rus resminin hârikalarını ¨al gözüm seyreyle¨ demesi varken, zikredilen sualin...
Jean-Paul Sartre: Seçimlerimizi ne ölçüde özgürce yaparız? (Video)
Fransız düşünür Jean-Paul Sartre, 1967 yılındaki söyleşisinde kendi hayatından ve seçimlerinden yola çıkarak seçimlerimizi ne ölçüde özgürce yaptığımızı anlatıyor. Çeviri: İlker Kocael http://twitter.com/ckonusmalar
Kübizm ve Fütürizmden Süprematizme: Resimde Yeni Gerçekçilik
Tablolarda yalnız doğanın küçük köşelerini, Meryem Anaları ve edepsiz Venüsleri gören zihinlerin bu alışkanlıklarının ortadan kaybolması ile saf, yaşayan bir sanat eserine tanıklık edebiliriz. Kendimi formun yokluğunda dönüştürdüm ve akademik sanatın saçmalık dolu havuzundan dışarı attım. Ufuk yüzüğünü yok ettim ve şeylerin çemberinden kaçtım; sanatçıyı ve doğanın formlarını sınırlayan ufuk-yüzüğünü yok ettim. Daha yeni, yepyeni...
Black Miror: Hiçbir Şey Doğru Değil Ama Her Şey Aynı!
David Cronenberg’in Beat akımının önemli temsilcilerinden William S. Burroughs’un aynı adlı eserinden uyarladığı Naked Lunch filmi “hiçbir şey doğru değil, her şey serbest” ifadesiyle açılır. Bu ifade aynı zamanda Hasan Sabbah’ın tarikat üyeleri üzerinde kurduğu hakimiyete de atfedilir. Öyle ki Assassin’s Creed oyunu bu sözü slogan olarak benimsemiştir. Hasan Sabbah’ın ve Haşhaşilerinin batı kültürünü etkilediği,...
Şiirsel Algıya Kalan Uçucu Miras: Walter Benjamin
HARİKULÂDE çevirisinin yadsınamaz katkısı bir yana, “Şiir”in üzerinizde bıraktığı etkiyi tam anlamıyla kavrayabilmeniz için yılların geçmesi gerekebilir. Hele de, anlamı hor görüp imgenin tehlikeli, teklifsiz, bir o kadar da yaşatıcı boşluğunda salınmayı, sadece ve sadece deneyimlerden medet ummayı yeğleyen bir okursanız, “Şiir”deki imgenin mutlak anlamına devrilip sizi ne vakit kurşunlayacağı hiç belli olmaz. Açıp açıp...
CHUCK PALAHNIUK: KADERİMİZ DİBE VURMAK!
Chuck Palahniuk, hiç tartışmasız, günümüz edebiyat âleminin en usta kalemlerinden biri. Çağdaş edebiyatın ayrıksı yazarlar klasmanında yer tutan Palahniuk, modern toplum yapısının bireyleri sürüklediği nevrotik ruh halini ifade etmekte ziyadesiyle yetenekli. Dövüş Kulübü’nden Tıkanma’ya, Tekinsiz’den Gösteri Peygamberi’ne bütün romanlarında, tüketim toplumu normlarına, hâkim kültürel kodlara karşı siyaseten doğruculuk yaklaşımının yakınından bile geçmediği yaratıcı isyanlar kurgulamasıyla...
Üç Rengin Esaretinde Cinnet ve Climax
Gaspar Noe’nin neredeyse tek mekânda, müzik-dans eşliğinde geçen ve uyuşturucu etkisiyle yaşanmış toplu bir cinnet vakasını gösteriye dönüştüren Climax, yönetmenin tam anlamıyla imzasını taşıyor. Film kışkırtıyor, hem seyircinin hem seyrin sınırlarını zorluyor ve elbette siyasal eleştiriler taşıyor. Climax’e geçmeden Noe’nin niçin “haylaz” sıfatıyla anıldığını kısaca hatırlamakta fayda var. Arjantin doğumlu yönetmen, özgün sinema dilini yaratırken...









