Belki de şöyle başlamalıyım sesli konuşmaya, sistemin hafızaları silmesine gerek yok, kimse düşünmüyor; hatırlamıyor. Ölülerin ardından hep ‘unutmayacağız’ diye haykırılan bu çöl ülkesinde. Ancak bir düşünce çölünde hep ‘unutmayacağız’ diye kendi kendimiz manipüle edilir. Bir avuç insanın ‘unutmayacağız’ amentülerinden fışkıran hüzün, bozuyor dengemi; yön duygum birden yitiyor. Saklı İlk gençliğim, 80’li yılların sonu, 141-142’den...
Son Yazılar:
Edebiyatta Teorinin Gerekliliği
Yapay Zeka Devrimi Neden Kapitalizmi Öldürebilir?
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Beste Naz Karaca: Özne Olma Sürecinde Benlik İnşası
“Tek başımayım ve perişanım”: Stefan Zweig, Joseph Roth dostluğu
Yapay Zeka İşlerimizi Ele Geçirmeye Gelmiyor. Ücretlerimizi Ele Geçirmeye Geliyor.
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
2025 Arthur C. Clarke Ödüllü ANNIE BOT Şimdi Raflarda!
Ruhun Sessiz Cenneti Reşat Ceylan’ın Resimlerinde İçsel Huzurun ve Görünmeyenin Estetiği
Robert Schild yeni kitabı; Burgazada Adalılar, “İkonlar” ve Mekanlar
Daron Acemoğlu ve The Economist dergisi arasındaki sataşmaya dair AI Google-Veysel Batmaz sohbeti
Türk Grafik Sanatından Bir Tuncer Türkkan Geçti
Kusurun İspatı: Yapay Zekâ Paranoyası Yeni Bir İçsansür Rejimi mi Kuruyor?
Kaygı: Anımsamak, Direnmektir
Kültürel Miras Kimin? Devletin, Kentin, Yoksa Hepimizin mi?
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Kategori: Manşet
BİR TÜRK ROMANI NİÇİN YOKTUR?
Tanpınar, “Bir Türk romanı niçin yoktur?” diye sorduğunda yirminci yüzyılın başlarındaydık. Henüz 29 yaşındaydı ve kendisinin de ifade ettiği gibi, bu suali ilk soran değildi. Doğurgan konulardandır bu… Magazine yakınlığı, gıybete müsaitliği, iştahını kabartır vasatların ve dahi çaylakların. Eskimez de üstelik, her daim günceldir; sağına soluna bir iki sözcük eklenir ve “Türk edebiyatında klasik...
Grinin Keşfi
Gri belirsizdir, sis gibi tedirgin eder, soğuktur, davet ettiği sakinlik bulutlar gibi patlamaya hazırdır, bazen balgamın rengiyle hastalığın solgun belirtisidir… Ya da Goethe’nin çok alıntılan sözleriyle “Sevgili dostum, bütün kuram gridir, Ve yeşildir yaşamın altın ağacı.” Elbette birçok söz daha edilebilir. 1830’lardan itibaren resimde başlayan modernizmi bir tarafıyla gri rengin (ve düz rengin) keşfi olarak nitelendirmek çok...
Kurucu Bir Romanın Yeniden Yorumlanması: Michel Tournier-Pasifik Arafı
Bir Okuma Girişimi/İnsan Kuruluşunun Bir Veçhesi Olarak Roman 1- Tournier, Pasifik Arafı’nda Defoe’nun Crusoe’sini eksen alarak insan varlığının temel meselelerine yeniden bakma ve başka yorumlar getirme imkânlarını araştırır. Bilindiği üzere Defoe’nun Crusoe’si, yeni bir sınıf olarak ortaya çıkan burjuvazinin ve onun önerdiği birey olma biçiminin eğilim ve yönelimlerinin sanat tarafından bitmeyen keşfedilmesinin ilk basamak noktalarından...
Çekilmiş İki Hançer Arasında
Öncesi sonrası yok bir akşam bıraktın bana sonsuzluk böyle bir şey olmalı, bir başına çekilmiş iki hançerin arasında, ama korkusuz büyüyen bir yürek, son kez kendine saldıran. Kimsenin bilmediği bir akşam küle dönüşüyor dokunduğum her kitap gözümün önünde bir bir gidiyor son kırlangıçlar kanatlarında uzaklığın rüzgârı insan avından dönenler var zaten kan var herkesin elinde...
Sentetik Portreye Karşı Anlık Fotoğraf
Bir defasında fotografın resmedilmiş bir portrenin yerini alamayacağı gerçeği üzerine bir sanatçıyla tartışmak durumunda kalmıştım. Gayet emin bir biçimde, fotografın bir şans anı, oysa resmedilen portrenin gözlemlenmiş anlarının toplamı, dahası, niteliklerinin tasviri olduğunu söylüyordu. Sanatçı hiç bir zaman gerçek yaşamdaki bir insanın objektif sentezini eklememişti ama bireyselleştirmişti, idealize etmişti ve düşleyip aktarmıştı – sanki kişisel...
TZARA VEYA BRETON: ISLAK KÂĞITTAN KAPLANLAR
Edebiyat tarihinin sayfalarından bir origami misali yapılmış bu kaplanların güneşlerinin battığını haber veriyorum. Tabii, henüz düşlerin en nemli saatinde, sizi tarihçelere boğmayacağım. Bırakalım ılık yaz sabahlarının meltemiyle kurusunlar. Onlar, kısa ömürlü ancak uzun vadeli her düş gibi acı içinde öldüler. Sanatın otoriter, doktriner, yapısal ve açıklamacı, kısacası betimleyen ve tasdik eden her alanından uzak durmak...
WERTHER’İN UZLAŞMAYAN DİRENCİ, YAŞLANMAYAN ACILARI
Genç Werther’in Acıları başlığı bize ne anlatıyor? Birincisi, Werther’in genç olduğunu; ikincisi, Werther’in acı çektiğini; üçüncüsü de Werther’in bir değil birçok acısı olduğunu. Bir gencin acıları ne demektir? Orta yaşını geçmiş birine, tanıdık bir delikanlının acıları olduğunu söylediğimizde şu iki yanıttan biriyle karşılaşmamız muhtemeldir: 1. “Gençlikte acı mı olurmuş?” 2. “Gençlikte olur öyle şeyler, hangimiz...
Nâzım Hikmet’in hiçbir yerde yayımlanmayan beş şiiri bulundu
Yapı Kredi Yayınları’nın iki aylık edebiyat dergisi kitap-lık’ın Temmuz – Ağustos sayısında Nâzım Hikmet’in şu ana kadar hiçbir yerde yayımlanmayan beş şiiri yer alıyor. Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan kitap-lık dergisinin 210. Sayısının (Temmuz – Ağustos) dosya konusu Nâzım Hikmet’in bilinmeyen şiirleri… Yapı Kredi Yayınları editörlerinin TÜSTAV Komintern Arşivi’ndeki çalışmaları sırasında bulunan Hikmet’in “İstanbul’da 1...
İKİRCİKLİ BİR İZMİR ÜTOPYASI: DELİBO – I
Delibo aceleci bir roman. Telaşlı bir koşturmaca içerisinde, kayıp kahramanı Delibo’yla beraber kendi kendisini de arayan. Anlatının mekânında bir yere çıkmayacağı belli olan ara sokaklara girip girip geri dönen, bazen durup soluklanan, kimi zaman yatağını bulup aksa da sonra yine yolundan sapan. Biraz kederli, biraz öfkeli, biraz da gamsız bir “sarhoş metin”. Romantik birisi olsam...









