“Yaşıyorum gündüzleri İnanç ve cesaretle Ve ölüyorum geceleri Kutsal ateşte”. Novalis “İnsan sevincinden ölmüyor. Lakin çıldıracak! Mektup sözünü işittiğim gibi ondan geldiğini bildim. Kendi gelse belki utanır idim de o kadar çırpınarak üzerine koşmaz idim”. Namık Kemal Edebi, biyografi, tarihsel veya akademik/bilimsel eseri her okuma, kendi içinde biricikliğini taşır. Dil oyunlarıyla/işleyiş mekanizmasıyla doğru okumanın pek...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
Yüksel Arslan’ı Sanat Tarihinden Kurtarmak
Kuşkusuz, Anadolu’nun yarattığı en delişmen zekâlardan biriydi Yüksel Arslan. Batılı onun yaban dilini dünya sanatının nadide bir parçası olarak seçip, tarihini çoktan süsledi. Doğduğu topraklar ise hep ona kendinden yaban ola geldi. Arslan’ın 50 yıllık yaşam uğraşının, ustalığının ve çıraklığının Batı tarafından kriptosunun çözümlenememesi bir noktada normal; kendi ülkesinde idrak edilememesi ise hazindir. Okuyacağınız bu...
İmmanuel Kant’ın Güzellik ve Yücelik Duygusu Üzerine Gözlemler’i
Kant’ın bir çalışması daha Ahmet Fethi Yıldırım’ın çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı: Güzellik ve Yücelik Duygusu Üzerine Gözlemler. Kant, bu kitapçığı yayınladığında henüz kırk yaşındadır ve kendisine dünya felsefe tarihinde seçkin bir filozof olarak yer sağlayacak “kariyerine” henüz başlamıştır.2 Kendi deyimiyle bir filozofun bakış açısından çok bir gözlemcinin bakış açısıyla kaleme aldığı çalışması 1764’de yayınlanmıştır. Metnin 1766...
Dilencinin Operası’ndan Esintiler…
Günlük tutma, günce edebiyatı denilince on yedinci yüzyılın İngiliz yazarı Samuel Pepys’i (1633-1703) sıranın en başına oturtup önünde selam durmalıdır. Yetmiş yıllık ömründe biri kansız olmak üzere iki ihtilal, bir Cumhuriyet rejimi, sonra tekrar kralı başa getirecek olan Restorasyon dönemi, büyük veba salgını, Hollanda deniz savaşı, ‘efenim sonracığıma söyleyeyim’ bir de Londra yangını sığdırmış bulunan...
Eleştirel Çizgi
#istanbulsözleşmesiyaşatır
ÇETİN ALTAN’IN MİLLİYET’TE “KÖŞE YAZARLIĞI” MACERASI…
BASIN TARİHİNDEN SAYFALAR: Kısa süre önce, bir internet sitesine basın tarihi üzerine yazılar hazırlarken eski defterleri karıştırmam gerekti… Son zamanlarda, medyanın yazılı basın bölümüyle ilgili umutsuz ve pek de iç açıcı olmayan haberler karşısında; 1950’li, 1960’lı, 1970’li yılların gazetelerini, okuyucularını gazeteden gazeteye sürükleyen çok etkin “köşe yazarları”nı anımsadım. Çetin Altanlar, İlhan Selçuklar, Refik Erduranlar, Hasan...
Tuhaf Rüyalar Görmek Covid-19 Belirtisi Olabilir mi?
Bir yazı sonradan polemik değeri kazanıyorsa gerek yazarı gerek okuru için keyif verici bir nitelik taşır. Fakat en baştan polemik yaratacağı biliniyor dahası polemik yaratmak maksadıyla yazılıyorsa verimi düşer. Zira polemik yazılarının eskizleri filmlerde sık karşılaştığımız üzre başarısız bulunan aşk mektupları gibi yırtılıp bir kenara atılmaz. Başarısız polemik yazılarının eskizleri selüloz dağı meydana getirmez, bu...
Dijital Ekranda 21. Yüzyıl Kartpostalları- Geri Dönüyor!
Sosyal medya çalışıyor… Herkes göstermek istiyor, herkes kendini anlatmak istiyor, herkes teşhir etmek istiyor; herkes herkesi istiyor ve hiç kimseyi istemiyor. Ne yaparsa yapsın herkes çok yalnız, herkes çok anlamsız; yaşama bahaneler aranıp duruluyor, top taca atılıyor, gerekçeler türetiliyor, erekler çıkarılıyor,amaçlar diziliyor- sonuç sıfır. Hiç kimse kendisi ile baş edemiyor. Yoğun hisler içinde kıvranan...
Aydınlanmış Toplumlar Neden Yeniden Eskiye Dönerler?
İnsanoğlu, bilmemekten kaynaklanan biat kültüründen bilinçli hizmetkarlığa nasıl evrildi… Tevekkül kültüründen bezginliğe nasıl vardı… Batıl inançtan çok bildiğini sanan cehile nasıl dönüştü… Feodal kültürden kozmopolit kültüre nasıl iltihak etti… Ufukta nasıl bir Ütopya olmalı? İki bilim insanı… Max Horkheim ve Theodor Adorno… İkisi de 20’li yıllarda Alman ve Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde akademisyen… Horkheimer, Adorno’dan daha...
KEMAL TAHİR’İN ÖFKELİ GÜLÜMSEMESİ: “ALLAH BETERİNDEN SAKLAYA!..”
Coronavirüs belâsının tüm dünyayı avucunun içine aldığı; bizde de kararsız ve mütereddit önlemlerin gündemde olduğu günlerdeydik. Tüm dünyadan felâket haberleri yankılanıp geliyordu, ama bizim pek ciddiye aldığımız yoktu. Bir önceki yılın sonlarına doğru faaliyete geçip etkinliklerini hızlandıran Yaykoop Kadıköy şubesi 14 Mart cumartesi için bir imza ve söyleşi etkinliği koymuştu. Bu etkinliğin bitiminden sonraki saatlerde...









