1 Aralık’ta kaybettiğimiz Arif Dirlik’in anısına… İlk defa ismine, 90’lı yıllarda hızla Türkçeye çevrilen, modernizm-postmodernizm eksenli kitaplardaki dipnotlarda rastladığımı hatırlıyorum. Mutlaka, İngilizce referans bolluğunun arasında, tınısına aşina bir isim olarak dikkatimi çekmiş olmalı. Özellikle de o yıllarda yaygınlaşan Doğu-Batı, oryantalizm, kolonyalizm ve post-yapısalcılığı tartışan önemsediğim yazarların (Wallerstein, T. Eagleton, F. Jameson, P. Anderson ve E....
Son Yazılar:
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
Kategori: Manşet
Yalnızlık’tan Munch’a
Dışavurumculuk akımının en önemli eserlerinden biri olan “Çığlık” bu akımın temel özelliklerini taşır. Fırça darbelerinde ki, akış: bekleme ve sarsıntıların habercisidir. Renk kullanımı ve formların fiziksel olarak çarptırılmasıyla insani duyguların ifade edildiği bir resimdir. Yalnızlık bardak gibidir dolunca taşar. Ama bardağın yalnızlığı ontolojik olarak mümkün olmakla beraber aynı zamanda hiç de mümkün değildir. Kavramsal olarak...
Şener Şen: Köprüden Önce Son Çıkış
Yol Ayrımı baştan sona ‘‘kör göze parmak’’ ilerliyor. Karakterlere derinlemesine inilmiyor. Tüm karakterlerin mazileri Mazhar’ın mazisinde eritilmiş ve o dönüşüp dövüşerek duyguları çözecek, tozu silkeleyecek, burjuva ailenin suçlu geçmişini aydınlatacak. Yavuz Turgul’un son filmi Yol Ayrımı vizyona girdi. Film, özünde Turgul’un, Lumière Kardeşler’in treninden inerek kendi vargeline kürek mahkûmu oluşunu haber veriyor bizlere. Yani Turgul’un...
Borges’e Saygı…
Fernando Savater’e Mektup, Paris 10 aralık 1976 Sevgili dostum, Kasımda Paris’e uğradığınızda, Borges’e saygı kitabı için benden işbirliği yapmamı rica etmiştiniz. İlk tepkim olumsuzdu… ikincisi de öyle. Üniversiteler bunu yapıyorken onu övmek neye yarar? Tanınmış olmanın bahtsızlığı çöktü omuzlarına. Daha iyisini hak ediyordu. Gölgede, farkedilmezlikte yaşamayı, nüans kadar kavranamaz, nüans kadar popülerlikten uzak kalmayı hak...
Mahallenin “kıllı” rövanşı: İvedik
Peki kimdir İvedik? O sanayiide sigortasız çalışan, ürününüzün barkodunu okutan kasiyer pizzayı evimize getiren motokurye, tostumuzu basan lise terk çocuktur, çakma marka giysilerine bakarak çoğu zaman Apaçi deyip küçümsediğimiz. Kısacası İvedik “mahalleye dönüş” mizahının tehlikeli de olabilecek ilk arızalarından biridir. 90’larda Türkiye mizahında oluşan kırılmayı, “bakan” küçük insanın “bakılan” olmaya ve yeni orta sınıfların gözünden...
Jacques Derrida – Yazma Korkusu (Türkçe Altyazılı)
çeviren: Murat Erşen twitter: https://twitter.com/DoCtEiGnOrAnTiA
Kötü niyete EK açıklama!
Okurlarımız farkındadır; iki gündür Galip Munzam adını kullanan bir kişi tarafından, bizi muhatap almaya çalışan intihal suçlamasıyla karşı karşıyayız. Asıl adı Aytek Soner Alpan olan ve sol.org.tr çevresinden şahıs, ekdergi’yi üstperdeden hırsızlıkla suçlamakta ve taraftarları aracılığıyla, etkili olamasa da bir linç kampanyası sürdürmeye çalışmaktadır. Bu şahsın 2012’de yayın yönetmenimiz Ali Şimşek ile Birgün’de başlayan bir polemik...
ŞİİR’İN DİRENİŞİ
Şiir, esas itibariyle, şiirin kendisinden daha fazlası ve daha başka bir şey olandır. Ya da daha doğrusu, şiirin kendisi, şiirin aslında hiç olmadığı bir yerde daha yerinde olabilir. Anlıyorsak eğer, eğer şu ya da bu şekilde bir anlam eşiğine erişiyorsak, bu şiirsel olarak gerçekleşir. Bu şiirin bazı anlam biçimleri ya da erişim aracı oluşturduğu...
SAHTE-KAR BİR OYUN: TRUMBAUER KOLEKSİYONU
Tüm bu fiyaskolar birleştikten sonra ise merak ettiğim iki şey var. İlki Sabancı ailesine ait olan Kasa Galeri’nin böyle bir saçmalığa nasıl dahil olduğu? İkincisi ise eleştirmen olduğunu iddia eden Kültigin Akbulut’un kendisini düşürdüğü bu komik durum ve ortaya çıkardığı başarısız reklam için ne kadar ödeme aldığı? Son yıllarda korku evi, evden kaçış oyunu konseptli...
Tarantino: Şah ve mat!
Bir takım naçizane uyarılar: 1. Okumak üzere olduğunuz yazı, içerdiği hayli düşük ‘‘spoiler’’ miktarı ile o yöndeki beklentilerinizin altında kalacağını taahhüt; öte yandan ise “bilinç akışı” izlenimi uyandırabileceğinden ötürü getirmeniz muhtemel “eklektik, bayağı yazılmış, sayıklamalar silsilesi” eleştirilerinizi peşinen kabul eder. 2. Yazı bariz bir öfke ile yazılmıştır fakat dağınıklığını bu türden, tamamen yaratıcı tekil şahsı...









