Cervantes’in İstanbul’da esir olarak kaldığının düşünülmesine neler sebep olmuştur? İlk başta eserlerinde yarı otobiyografik anlatının gerçek yaşam öyküsünün önüne geçmesi en büyük etken olarak görülmektedir. Cervantes Cezayir’deki esirlik hayatını Don Quijote’nin Otuz Dokuzuncu Bölümünde kurgu ile İstanbul sahnesinde sergiler. Cervantes dünya edebiyatının çığır açıcı isimlerinden biridir. Don Quijote nam romanı ilk modern roman olma vasfını...
Son Yazılar:
Sır (Şiir)
AKLIN SUSTURULDUĞU SANAT: SÜRREALİZM
Anna Laudel İstanbul’da PPSD WEEKS İlk Edisyon
Güneş (Şiir)
ATLARIN GÜRÜLTÜSÜ (ŞİİR)
çanlar kimin için çalıyor (şiir)
BU (ŞİİR)
Dönüş Yolu (Şiir)
Bozlu Art Project: Can Göknil’in anlatımıyla gerçekleşecek “Evrende Vals” sergi turu
Devrim, Aşk ve Televizyon (Şiir)
Muamma (Şiir)
beni hiç dinlemediğini gördüm (şiir)
Kemikler ve Kökler (Şiir)
Karanlığın İçindeki Oyun: Tim Burton Dünyasında Masumiyet, Yanılsama ve Karşıtlıklar
SUZAN BATU: TANRIÇAYI GERİ ÇAĞIRMAK
Burundi’yi Hatırlamak (Şiir)
KARAGÜMRÜK (ŞİİR)
dis nobis eyâ hayati quid vidisti in via (şiir)
Ziyun & Wang Chao’nun Moving Park sergisi Secant Space’te
Kategori: Manşet
Recep İvedik: Temsilen
Recep İvedik ona biçilen “küçük adam” rolüne uygun davranmaz. Sorun, öncülü olan Kemal Sunal, İlyas Salman tiplemelerinde olduğu gibi boynu bükük, zavallı biri değil tam tersine aşırı tepki gösteren, hiç altta kalmayan bir karakter olmasındadır. Recep İvedik, bir komedi filmidir, bir sanatçının, Şahan Gökbakar’ın yarattığı karakterdir. Dolayısıyla, aktörün kişiliğiyle, filmdeki Recep İvedik karakteri özdeşleştirilemez. İtiraf...
John Holloway: Her Birimiz Çatlaklarla Doluyuz!
Son yirmi ya da otuz yılda başka bir şey talep eden birçok harika hareketler bulduk: İnsan etkinliğini onun bir takım şeyleri farklı biçimlerde yerine getirmeye yetin olacağı, işe yarar, gerekli ve bizim için değerli bir şeyler yapabileceği bir takım çatlaklar yaratarak yabancılaşılmış emekten kurtulmak mümkün. Amador Fernández-Savater tarafından gerçekleştirilen ve Eylül 2014’de Roar Magazine’de yayımlanan...
Grinin Ruhu
Kiefer için Almanya’nın emperyalist hırsının yenilgiye uğraması ve çöküşü – emperyalizm, her yeri kapsayan gride ironik bir şekilde varlığını sürdürür – Batı uygarlığının hümanistleşme çabalarında başarısız olduğunu ilan eder. “Gri geçişsiz ve hareketsizdir. Ancak bu hareketsizlik, iki aktif rengin bileşimi olan ve ikisinin ortasında konumlanan yeşilin sükûnetinden kaynaklanır. Bundan ötürü grinin hareketsizliğinin telafisi yoktur. Bu...
Herta Müller Diye Bir Yazar Varmış
Genel bir özensizlik, bir vurdumduymazlık var. İngilizceyi yeryüzündeki tek dil zannetme hastalığı var. Felsefi kavramları bile İngilizceye yapılmış çevirileri üzerinden Türkçeye çevirme, bu çeviriler üzerinden algılama, anlama hastalığı var. İki aylık edebiyat dergisi kitap-lık’ın Kasım-Aralık 2016 tarihli 188. Sayısında Herta Müller ile yapılan bir söyleşiye yer verilmiş. Uzun zamandır takip etmediğim dergiyi bu vesileyle aldım....
Yaşasın “Tam Bağımsız” ve Gerçekten “Sanatsal” Sinemamız!
Taşradan başlamak üzere, devlet sanat galerilerinin ortadan kaldırılması; tiyatro, opera ve bale cephesinde yaşanan gelişmeler, ne söylediği anlaşılamayan “muhafazakâr sanat” kuramı (!) ve “tek sesli” iklimi hâkim kılma çabaları, yedinci sanattan da bağımsız değildir. Yeni Türkiye Sinemamızda devlet desteğiyle proje geliştirip, ortaya çıkan sonucu “bağımsız” olarak nitelendirme garabeti de vardır. Ülke insanına dair sosyolojik...





