Sermayecilik çağıyla birlikte olumlanan her değere kuşkuyla bakılmasını önermek gerekiyor. Çünkü toplumun benimsemesi ve sahiplenmesi için gönüllü bir biçimde, rıza yoluyla topluma sunulan düşünüş ve davranış tarzları son çözümlemede sermayenin yani kapitalist-emperyalist sistemin çıkarına işlev görüyor. Bu türden temel toplumsal gerçekliği görmenin yolu ve yöntemi ise olay ve olgulara sermayenin üretim süreci açısından bakılmasıdır. Bu...
Son Yazılar:
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
Kategori: Kritik
Pasif direniş: Hayal ve eylem
Yazar ve aktivist Rebecca Solnit, yakın tarihte Türkçeye çevrilen kitabı Karanlıktaki Umut’taki yazılarından birinde, aktivistlerin kendilerine muhalif kesimler ve iktidarlar tarafından “gereksiz ve gülünç” diye nitelendirildiğini; aktivizm ve direnişin aynı kişilerce tehlikeli bulunduğunu belirtmişti. İktidarların oyunlarına çomak sokan, savaşlara, işgallere, sömürgeciliğe ve şiddete karşı harekete geçerken, bunu daha çok dolaylı biçimde ortaya koyan bu “tehlikeli”...
John Steinbeck’in Vietnam Düşmanlığı
John Steinbeck (1902-1968), işçi edebiyatçısı olarak çok sevilir, fakat ömrünün son yıllarındaki Vietnam düşmanlığı pek bilinmez. Steinbeck’in yaşam öyküsü, insana “onurlu yaşamak yetmez, onurlu ölmek de gerekir” dedirtiyor. Bu bilinmezlik, aslında Steinbeck’in Vietnam düşmanlığının yarattığı utanç ve şokla yakından ilişkili. İşçi yazarı, Nobel ödülünü aldıktan sonra, 1966 ve 1967’de savaş muhabiri olarak Vietnam’da bulunur. Steinbeck,...
ÇERNOBİL MUHASEBESİ: GERÇEKLİK BİR KURGUDUR
Hollywood hayal fabrikasının yaratıcı dinamiğini kaybetmesinin üzerinden uzun yıllar geçti. Süper kahraman furyasına bel bağlayan endüstrinin en son ne zaman geniş kitleler nezdinde tartışma yaratacak bir ürün ortaya koyduğunu hatırlamak bile kolay değil artık. Bağımsız sinemanın delifişek enerjisiyle gündem belirlediği zamanların da geride kaldığını söyleyebiliriz rahatlıkla. Kitle kültürünün can damarını oluşturan eğlence endüstrisinin böylesi bir...
Chernobyl: Gerçekler üzerine…
Kısa süre önce HBO-Sky UK’de gösterime giren Chernobyl dizisi, Nisan 1986’da Ukrayna-Belarus sınırı yakınlarındaki bir Sovyet enerji santralinde meydana gelen nükleer felakete ilişkin değerli bir anlatım. Chernobyl’de facia İsveç doğumlu yönetmen Johan Renck ve dizinin yaratıcısı-senaristi Craig Mazin, tesisin nükleer çekirdeğini açan ve SSCB’nin batısında ve Avrupa’da bulunan geniş bölgelere radyoaktif malzeme yayan patlamaya ilişkin korkunç gerçekliği...
Bilim ve İlerlemecilik Üzerine: Bilime Karşı Geleneklerin Diriltilmesine İtiraz
Post-modernizm, neo-liberal ekonomik modelle birlikte, bilim dünyasında da büyük bir tahribat yaptı. Bilim, sanki eleştirel başka bir yol yokmuş gibi pozitivizmle ve ilerlemecilikle eşdeğer sayıldı ve bunlar gözden düştüğüne göre bilim de gözden düşürülmüş oluyordu. Artık bilimler yerine araştırmalar gözdeydi. Madem ki bilimdeki kesinlik ve nesnellik iddiaları rafa kaldırılıyordu, o zaman daha yumuşak olan ‘araştırma’...
AKIŞKAN GÖZETİMİN AHLAKSIZLAŞMASI
AKIŞKAN GÖZETİMİN AHLAKSIZLAŞMASI Sokakta, bir market yahut işyerinde, CCTV1 kameraları gördüğümde, George Orwell’in aynı adlı kitabından uyarlanan “1984” adlı filmde toplumu sürekli izleyen ve ara ara ortaya çıkıp kendini gösteren “Büyük Birader” metaforu zihnimde canlanır ve bir an ‘Büyük Birader bizi burada da gözetliyor’ diye düşünürüm. CCTV teknolojisi ile kendini kısmen görünür kılan gözetim, toplumsal...
Chernobyl: Asıl Hiroşima’ya Bak!
Çernobil, ilgi uyandıran bir dizi dolayısıyla gündemde.(*) Böyle bir dizinin nükleer enerji ve alternatif enerji tartışmalarını tetiklemesini beklerken, olayın Sovyetlerde geçmesi, başka konuları öne çıkarıyor. Kimi kesimlerde, gözü kapalı bir Sovyet düşmanlığı, onun üzerinden Amerikancı liberalizm güzellemesi yapılıyor. “Zaten verimli bir sistem olsaydı, Çernobil olmazdı” gibi çıkarımlar bile var. Kendini feda eden Sovyet işçilerinin kahramanlıkları,...
KİRLİ GERÇEKLER VE KİRLİ GERÇEKÇİLİK
Kirli Gerçekçilik akımını gündemimize taşıyan olay toplumun kirli gerçeklerinden biri olan pedofiliyi işaret ettiği söylenen bir edebi metnin sosyal medyada tartışmaya açılmasıydı. Yazar ve yayıncı tarafından, metnin kirli gerçekçilik akımına bağlı olarak bu şekilde bilinçli olarak kurulduğu ve belli bir düşünsel, sanatsal tutuma yaslandığı türünde açıklamalar yapıldı. Tartışmanın tozu dumanı dağılınca söz konusu kavram da...
Damızlık Kızın Öyküsü Oryantalist bir eser midir?
Margaret Atwood’un kaleme aldığı ‘Damızlık Kızın Öyküsü’ adlı eser, konusu itibariyle kadını merkezine almaktadır. Yazar, kadınların iki ayaklı seks kölesi haline dönüştürüldükleri distopik tarzda yeni bir dünya oluşturur. Batı toplumunun özgür kadınları bir gecede tüm özerkliklerini yitirir ve yaşanan politik değişim sonrası doğurabilen kadınlar ‘Damızlık’ diye nitelendirilerek doğum yapmak için görevlendirilir. Kitap, dikkatle incelendiğinde görülecektir...









