Genelde Karl Marx’ın ideolojisini kurduğu modern Komünizm fikriyatının bir neferi ve münevveri olarak görülmekle birlikte, Nazım’ın yaşadığı dönemin Alman felsefesinin kafasını epeyce kurcalayan Friedrich Nietszche konusunda genelde suskun olması acaba neyin belirtisi olarak görülebilir? Şiirsel dil hakimiyetini kurduğunda, Dionysosça bir yaşamla ancak insanlığın özgürlük duygusuna erişebileceğini savlayan Nietszche ile inşacı bir şiiri, şiirin “yapıldığını” savlayan...
Son Yazılar:
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
Kategori: Kritik
Nâzım Hikmet ve Yalçın Küçük
İKİ GENÇ DEVRİMCİNİN ORTAK KADERİ İnsanlar babalarından çok yaşadıkları zamana benzermiş. Edip Cansever “insan yaşadığı yere benzer” demişti “Mendilimde Kan Sesleri”nde… Öyle mi? Ya sanatçı? Yazar? Yazar kuşkusuz yaşadığı zamana benzer. İster istemez onu yansıtır, fakat eğer başarabilirse de onu aşar. Tabii ürettiği yeni sorularla, zamanının kendisine yönelttiği soru ve yanıtları eskitebilirse… Buradaki sorumuz şu:...
Türk Kültür Dünyasının Sureti Haktan Aydınları: Alev Alatlı
AKP önderliğindeki İslamcı camia, iktidarının ilk yıllarında -özellikle 2010 öncesi- “sureti haktan görünmek” ifadesini sık sık kullanırdı. Sağ kesimden olan, mütedeyyin bir karaktere sahip ancak kendilerini desteklemekten uzak gruplar, yeni milli görüşçü kesim için sureti haktan görünenler idi. Tehlikeliydiler çünkü söylem ve dünya görüşleriyle AKP’nin doğrudan hedeflediği kitleyi ikna etme gücüne sahiplerdi. AKP’nin tek başına...
KIRILMA
Yaşadığımız günlerde, felsefe araştırmalarında ortaya çıkan ve netliğini giderek artıran bir sorun var. Söz konusu olan felsefenin bir sorunu mu, yoksa felsefeye ilişkin bir sorun mu, diye bir soru ortaya atarak konuya girmek yerinde olacak. İkisinin aynı şey olduğu söylenebilir ilk ağızda. Oysa bu, kesinlikle doğru değil; en azından ben bunların tümüyle ayrı alanlara gönderme...
Bir merkez bankası soymak: Devrimci bir fikir
Hayır, bir dizi eleştirisi yapmayacağım, kültür endüstrisindeki ve popüler kültür araçlarındaki dönüşümden ya da internetin sinema ve dizi izleme alışkanlıklarını değiştirmesinden, dijital platformlardan da söz etmeyeceğim. Yapacağım şey, basitçe ifade etmek gerekirse, “La Casa de Papel” vesilesiyle para, sermaye ve merkez bankaları hakkında birkaç şey söylemek. Çünkü senaristlerin tercihleri bunu mümkün kılıyor ve bu üçü,...
ENİS BATUR: OPERA’YI KENDİ BAŞINA BIRAKMAK
Genel olarak bilim inceleyeceği nesneyi kurucu birimleriyle görgül bir biçimde önünde bulmak ister. (1) Pozitif bilimlerde incelenecek nesneler; duyularla algılanabilen, mikroskopla gözlenebilen, sosyal olarak istatistikleştirilen fenomenler olarak ortadadır. Oysa soyut kavramlarla uğraşan bilimlerde duyularla algılanamayan nesneleri tözel olarak tanımlamak zorundadır. Genel olarak şiir incelemelerinde kullanılan üç ayrı yöntem biliyoruz: yazınsal, dilbilimsel ve gösterge bilimsel şiirbilimleri.(2)...
Sıradan Kahramanlar Süperlere Karşı: The Boys
Sonunda Süper Kahramanların da maskesi düşecekti. Bekliyorduk ama bu kadar acımasız değil elbette. Son 5 yıldır başta Netflix gibi yapımlarda gördüğümüz, kapitalizme, neo liberal piyasacılığa dönük eleştirileriyle solcu- anarşizan eğilim The Boys adlı dizi de tavan yapmış görünüyor. Evet; ilk sezonu yayınlanan The Boys gerçekten kurduğu dil ile bir “büyü bozumu” yapıyor; tam da Amrika’dan...
CEHENNEMDEN GELEN ÇIĞLIK: C. BUKOWSKİ
“yalnız kalmaktan hoşnut biriydim eskiden. şimdi yıkıldı duvarlarım, her şeyin kenarları var. ellerine geçirdiler beni-“(1) C.Bukowski’nin 20.yy edebiyat dâhileri ile birlikte anılmasının nedeni; yazdığı eserlerin gücü, edebiyat içindeki tavrı ve en önemlisi de kendi yaşamı içinden söz almasıdır, denebilir. Bukowski, çocukluğundan başlayarak yetişkinliğe ve yazarlık serüvenine değin, çağın birçok yazarından farklı yaşadı.. Bu farklılık içinde...
NEDENSELLİĞİN BOYUTLARI
18.yüzyılda, Aydınlanmaya olan inancın ve bilimin itibarının dorukta olduğu bir çağda Pierre Simon de Laplace’ın söyledikleri hâlâ bir abide gibi duruyor. Tabiî burada genelgeçer bir pozitif anlamdan söz etmek olanaksız, çünkü farklı düşünsel eğilimlere göre belirlenen bir içerik söz konusu. Örneğin gerçekçiler için, yaşadığımız dünyaya ilişkin bildiklerimize ve bileceklerimize güven tazeleyen bu sözler, görecilerle agnostikler...
Sanat ve Göç: Zehra Doğan üzerine
Sanatın bir çeşit sağaltım mekanizması olduğu, üretiminden alımlanmasına bir çeşit ruh sağlığına tekabül ettiği, şu ya da bu akımını, üslubunu veya anlayış kriterini savunalım, herhalde sağduyuya sunulduğunda kabul edilebilecek bir önerme. Deliliğin estetik bir edim haline getirilebileceğini bile savunsak, bu en fazla estetize edilmiş bir sayrılık olacaktır, ki genellikle de öyledir: banal bir duyarlılık gösterisine...









