Genç Cumhuriyet’in sosyal, kültürel ve sanatsal hayata dair tahayyülü, henüz savaştan yeni çıkmış bir ülkenin imkânlarından ibaretti. 1937 yılı, bu tahayyülün yerini giderek bütüncül bir kültür politikasına bıraktığı ve Türkiye’nin kültürel hafızasını uluslararası alana taşımaya başladığı bir dönem olarak karşımıza çıkar. Özellikle 1937’de katılınan Paris Uluslararası Sanat ve Teknik Sergisi, Türkiye’nin Türk kültürünü, erken sanayi...
Son Yazılar:
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Çağdaş Sanatta Akışkan Form
Göz, Dil ve Sözcükler
Kategori: Art-izan
Primitif Sanat ve Uygarlık: Sanatsal Düşüncede İlkel İmgelerin Yeniden İnşası
Primitif sanat, kabile toplumlarının geometrik, saf ve dışavurumcu anlatım şekilleri ile modern sanatın perspektif anlayışına, ilkelerine köklü bir devrim oluşturmuştur. İlkel sanatın ayırt edici niteliğinin, yapısındaki doğaüstü öğeler olduğu kabul edilmiştir. Bu sanatın doğaüstü taraflarını, anlaşılmazlıklar ve bilinmezlikler beslemiştir. Araştırmacılara göre, bu tarihlerde doğaüstü, din ve sanat arasında büyük uçurumlar bulunmamaktadır. Cansız cisimlerde bile ruhsal...
NÂZIM HİKMET’İN EN KAPSAMLI SERGİSİ “ROMANTİKA” İZMİR’DE AÇILDI
Nâzım’ın büyük ömrü; yüzlerce belge, elyazması, fotoğraf, nadir kitap, kişisel eşya ve sanat eseriyle anlatılıyor Nâzım Hikmet’in yaşamını, eserlerini ve bugün de yaşamaya devam eden kültürel mirasını çok katmanlı bir anlatıyla ele alan “Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi”, 95. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında, 3 Eylül’de Atlas Pavyonu’nda açıldı. Folkart Gallery tarafından hazırlanan ve bugüne kadar...
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Anadolu’nun ilk bienali Sinopale – Uluslararası Sinop Bienali, 20. yılında 10. edisyonuyla 2 Eylül–15 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleşiyor. “Karada Akıl Yürür, Denizde Sezgi” başlığını taşıyan Sinopale 10, 12 ülkeden yaklaşık 25 sanatçıyı Sinop’ta bir araya getiriyor. Sanat üretiminin sergi açılışından çok önce başladığı süreç odaklı yapısıyla öne çıkan bienalde bu yıl sanatçılar, 2 Eylül’den itibaren kentte,...
Ruhun Sessiz Cenneti Reşat Ceylan’ın Resimlerinde İçsel Huzurun ve Görünmeyenin Estetiği
Çağdaş sanatın en büyük açmazlarından biri, görünür olanla yetinmesidir. Günümüzde pek çok sanat pratiği imgenin yüzeyinde dolaşırken insanın derinliklerine ulaşmakta zorlanmaktadır. Oysa bazı sanatçılar vardır ki figürü yalnızca bir beden olarak değil; hafızanın, zamanın, travmanın ve ruhsal katmanların taşıyıcısı olarak ele alırlar. Reşat Ceylan, çağdaş sanat içerisinde bu sanatçılar arasında özel bir yerde durmaktadır. İlk...
Türk Grafik Sanatından Bir Tuncer Türkkan Geçti
Tuncer Türkkan’ın grafik tasarımdan resme uzanan görsel dünyası Sanat tarihinin belleği her zaman adil değildir. Kimi sanatçılar yaşadıkları dönemin merkezinde görünür, isimleri kuşaktan kuşağa aktarılır; kimileri ise eserleri gündelik hayatımızın içine yerleştiği hâlde zamanla kendi yapıtlarının gölgesinde kalır. Tuncer Türkkan, Türkiye’nin grafik tasarım ve plastik sanatlar tarihinde yeniden hatırlanmayı hak eden bu ikinci gruptaki sanatçılardan...
Kültürel Miras Kimin? Devletin, Kentin, Yoksa Hepimizin mi?
Kültürel miras, yalnızca geçmişten kalan taşların değil; o taşlara anlam veren toplumsal hafızanın da adıdır. Bu nedenle asıl soru, mirasın kime ait olduğundan çok, onun adına kimin karar verdiği ve sorumluluğu kimin üstlendiğidir. Sahiplikten koruyuculuğa Bir arkeolojik alanın tapusu devlete, bir sivil mimarlık örneği özel kişiye, tarihî bir meydanın idaresi belediyeye ait olabilir. Ne var...
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Are You Content? farklı kuşak ve disiplinlerden sanatçıların yapıtlarını bir araya getirerek memnuniyet, arzu ve tüketim arasındaki değişken ilişkilere bakıyor. Serginin başlığı, İngilizce content sözcüğünün hem “memnun” hem de “içerik” anlamına gelmesinden hareket ediyor ve bu ikili anlamı serginin düşünsel zeminine yerleştiriyor. Resim, heykel, fotoğraf, video ve yerleştirmeyi kapsayan sergi, tek bir anlatı kurmak yerine...
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Sanat, ne sadece gözle görülen şeydir ne de salt duygunun serbest bırakıldığı bir dışavurum. Antik Platon’un mimesis kavrayışından başlayarak günümüzün dijital üretim süreçlerine kadar, sanatın özü “gerçeği taklit etmek mi” yoksa “gerçeğin bir başka gerçekliğini sunmak mı” sorusuyla temellendi. Sait Mingü’nün, figüratif-ekspresyonist pratiğinde bu tartışma, yalnızca resmin biçimsel olanaklarıyla sınırlı kalmaz; insanın içsel ve dışsal...
Tevfik Talha Okan: Mekanın Gerilimleri
Tevfik Talha Okan’ın resimlerinde odalar, halılar, mobilyalar, kapılar, duvar süsleri ve insan figürleri sık sık aynı sahneyi paylaşır. İlk bakışta tanıdık olan bu mekânlar kısa sürede alışıldık düzenlerini kaybeder. Perspektif kırılır, ölçekler değişir, nesneler farklı yönlere döner, bedenler beklenmedik pozlara girer. Bir oda artık yalnızca figürlerin bulunduğu bir iç mekân değildir; halısı, eşyaları, duvarları ve...









