Ayşe Dalokay’ın Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü

Dalokay’ın fotoğraflarını bir ‘yavaşlığa övgü’ ya da yoğunlaşmaya davet gibi görmek ve hissetmek mümkün. Modern hayat denilen hengameye bir parça panzehir.

İyi fotoğrafın ve iyi resmin insanı durduran, en azından bir süre hareketsiz bırakan bir yönü var. İyi fotoğraf ya da iyi resimle karşılaşma anı -en azından benim için- bir donup kalma, bir ‘durma’ anıdır: hayatta bir kesinti, bir aralık, bir asılı kalma ve bazen bir ‘tefekkür’ anı. Hayatın akışını bozan ya da ‘paranteze alan’ bir andır bu. Çok eskilere gidersek, Kant’ın ‘yüce’ tanımında da böyle bir şey vardır: yüce bir şey gördüğümüzde -bir manzara, bir resim, bir şey- bir huşuya kapılır ve zamanda asılı kalırız.

Bu girizgahı ve düşünceleri harekete geçiren şey yakın zamanda gördüğüm bir sergi oldu: Ayşegül Dalokay’ın Zihin Dalgaları adlı fotoğraf sergisi. Dalokay’ın sergisine girdiğimde, daha ilk fotoğrafın önünde o ‘durma’ ya da donup kalma (veyahut dalıp gitme) anını yaşadım. Bir yavaşlığa, bir tefekküre, bir yoğunlaşmaya davet gibiydi fotoğraflar.

Fotoğraftan çok resme duran bu işleri kendisi ‘bir sığınak’ olarak tasarlamış, malum modern dünyanın hızından (ve lanetinden) azade bir sığınak, bir barınma, bir kaçma yeri. Bu yeri, kadim duyguların rock’n’roll grubu Beatles’ın bir şarkısına (There is a Place) referansla şöyle açıklamış:

There is a place where I can go. The Beatles’ın bu dizesinde işaret edilen yer, fiziksel bir mekândan çok, gürültünün sustuğu, hızın hükmünü yitirdiği bir bilinç hâli. Düşüncenin, parçalanmadan kendi ritmini yeniden bulabildiği zihinsel bir sığınak.
Sürekli uyarılan, yönlendirilen ve hızlanmaya zorlanan zihin, geri çekilebileceği bir yer bulamadığında yüzeyde kalıyor. Dünya, derinliği olmayan bir görüntüye dönüşüyor.
Fotoğraf pratiğim, tam da bu duruma karşı bir tavır olarak ortaya çıkıyor. Hızı askıya almak ve yavaşlamayı yeniden mümkün kılmak istiyorum. Bu, bir kaçış değil, dünyayla daha bilinçli, daha dikkatli bir mesafeden ilişki kurma çabası.

Beatles’a referans veren bu ‘yavaşlama’ ve ‘bilinç’ anlatısı (ve çağarısı) normalde bir ‘new age’ anlatısı olarak şüpheyle bakacağım bir anlatı olurdu ama Dalokay’ın fotoğraflarında bu ‘new age’ tandansı inandırıcı kılan sessiz ve sakin bir hakikilik var. İşin sırrı şu sanırım: sergiye ilk girdiğimde aklımda parlayan kelimeler -sessizlik, yavaşlama, ağırlaşma, genişleme vs.- sergi metninde de tekrar ediyor: yani burada fotoğraflara giydirilmiş bir metinsel kılıf yok, aksine işlerden doğal olarak yükselen bir ‘metin’ var: insanı sessizlik ve yavaşlığa davet eden bir metin.

Karşımızda ‘somut’ olarak deniz manzaraları var ama Dalokay bunları birer ‘zihinsel manzara’ya yaklaştırmış: soyutlaştıkça derinleşen bir manzaralar serisi bu. Belki de, mesela bir tren yolcuğunda izlenebilecek dalgın ve ‘dalgalı’ manzaralar.  Ya da bir nevi Rothko, şimdi ve burada.

Evet, Dalokay’ın işlerinde bir Rothkovari minimalizm var ama bunlara minimalist fotoğraf demek istemiyorum, minimalist denemelerde bir soğuk ‘planlanmışlık’ olur, burada daha dalgalı (belki de ‘zihin dalgaları’), daha kendiliğinden görünen bir şey var. ‘Less is more’ gibi planlı ve beklentili bir iddiadan çok, ‘less is less’ diyen bir dalgın tefekkür hali gibi.

Dalokay’ın fotoğraflarını Zen budizmiyle, John Cage gibi minimalist bestecilerle, ya da bazı ‘moderniteye-şüpheyle-bakan’ metinlerle, mesela Kundera’nın Yavaşlık’ıyla eşleştirmek mümkün: Kundera Yavaşlık’ta ne diyordu, hatırlayalım:  “Yavaşlık ile anımsama, hız ile unutma arasında gizli bir ilişki vardır.” Yani, basitçe ve çok berrak bir şekilde: hatırlamak isteyen kişi yavaşlar, yürüyüşünü yavaşlatır, unutmak ve kurtulmak isteyen kişiyse hızlanır.  Dalokay’ın sergisi insanın adımlarını yavaşlatıyor, neredeyse ağır çekimde bir dalgalanmadan diğerine sürüklüyor.  Sabahın ilk ışıkları ya da akşam son güneş ışıkları altında denize uzun uzun bakmak gibi bir his kalıyor insanda.

Dalokay’ın bu fotoğraflarını bir ‘yavaşlığa övgü’ ya da yoğunlaşmaya davet gibi görmek ve hissetmek mümkün. Modern hayat denilen hengameye bir parça panzehir.

 

 

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.