1. Giriş Evreni yorumlama süreci, ona hâkim olmak isteyen ben’in hemen her şeyi sorgulamasına,gerçeği yeniden yaratmasına (simulation) ve ele almasına sebep olmuştur. Gerçeği sorgulama ve ele alış, tarihsel süreç içerisinde bilimleri, felsefeyi ve sanatı doğurmuştur. Varoluşçuların özgürlüğe mahkûm ettiği insan, özü gereği sanatta gerçek kimliğini bulmuş ve yaratımlarıyla kendini var etmiştir. Bilimlerin kuralcılığı, sanatla karşılaştırıldığında...
Son Yazılar:
Nurettin Rençber’den Hüznün ve Halkın Şarkıları
Yaratıcılığın Kıyısında Dengeyi Aramak
ŞEFFAFLIK VE MALZEMENİN DANSI: NAUM GABO’NUN KONSTRÜKTİVİST DÜNYASI
John Ruskin’in Eseri: Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – IV
Sansür Merkezinden, Basın Müzesine: #Ey Özgürlük Sergisi
KUYRUGUNDA DALGANIN ANISI: ESEN SOLTAY’IN LOGİA’SI
Proust’ta Belleğin Hiper-Nesneleri
Enis Batur Denemeciliği Üzerine Eksik Bir Deneme
Epirus Müziği: Dağların Yankılanan Ruhu
Galeri Kev’den Ara Katman Sergisi
Virginia Woolf: Kimseyi Esirgemez Bu Dalgalar
ANKARA’DA TABELA FOTOĞRAFLARI: TOPLUMSAL BOŞLUĞUN YENİ RİTÜELLERİ
Asmalımescit Art Galeri’de Tuba Büyükdoğan Sergisi-Self Portraits: Hedgehog’s Dilemma
CERMODERN, İLK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK RAPORUNU KAMUOYU İLE PAYLAŞTI
Kırık Bir Formun Melankolisi
Kurşunlu Han’ın Sessizliğinde: Nuray Özler Yolcu ile Ansız Anda Sergisi
Sergi: Maslak 310’da Rastlaşmalar
Yunanistan Sineması Günleri, 2 Aralık’ta başlıyor
SENDEN GERİYE KALAN’IN VE FİLİSTİNLİLERİN MAKUS TALİHİ
Yazar: Utku Özbay
POLİTİK BİR SÖYLEM OLARAK ARKADAŞ Z. ÖZGER ŞİİRİ: BİR GİRİŞ DENEMESİ
Eski şiir, asırlar boyunca zevkin seçtiği nadir örnekleriyle değil,bütünüyle göz önünde tutulursa, daima bir “kendinin dışında” konuşma, hatta kendi dışında yaşama ameliyesi gibi görünür. Pek az edebiyatta konuşan benliğin bu cinsten ve bu kadar ısrarla kendisini inkâra rastlanır.” Ahmet Hamdi Tanpınar, XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi 1. Şiir-Şair Dünya edebiyatında şiir ve şiir sanatı /...
FELSEFÎ BİR SORUNSAL OLARAK İKİNCİ YENİ ŞİİRİ
Her bilimsel fenomen ve çalışma, özü gereği kavramsal değer dizgelerine sahip birer çözümleme alanıdır. Bu kavramsal dizgeler, yapılan çalışmanın sınırlandırılmasını, daha da önemlisi, çalışma alanının belirlenmesini sağlar. Fakat bu alan belirleyimi, özü biçimin gerisine iten, düşünsel olanı özsel olandan üstün tutan yaklaşımlara yakınlaşma tehlikesini de beraberinde getirir. Formel ve kesin bilimlerin endiksiyotif ve analojik yaklaşımları;...
MICHEL LEIRIS’İN ÇOK ESKİ DÜŞÜ
“Her zaman ölüden yana olmak gerek.” Gabriel García Márquez Ölmek istemeyen adamdı; Ellerini koparamadılar Güneşte kızarmış elma dalından Yoldan çeviremediler Gölgeli asfaltta uçan ayaklarını” Cahit Sıtkı Tarancı Michel Leiris’in kırk iki sözcükten oluşan Çok Eski Düş adlı küçürek öyküsü (1), tiz ve etkili bir çığlık anının insanın yüzüne çarpmış biçimidir. Bireyselliğin yanında toplumsal nitelikleri de...



