20. yüzyıl başlarında Sovyetler’de ortaya çıkan, “sanat hayatın içine” sloganıyla her çeşit günlük nesnenin tasarlanabilmesine yol açan bir akım olan konstrüktivizm, kendini ilk olarak mimaride göstermiştir. Sanatı gündelik hayatla birleştirme gayesi taşıyan konstrüktivizmde zaman ve mekan kavramları ön plana çıkartılmış, yapılarda işlevselliğe önem verilmiş, strüktürel öğeler estetik açıdan bir ifade aracı olarak kullanılmıştır. Heykelde ise...
Son Yazılar:
Hukuksal Emperyalizm: Geç Emperyalizmde Uluslararası Hukuk ve Bağımlılık
Yapay Zekânız Pek Güzelmiş de Mülkiyeti Kimde?
CEP TELEFONLARI SANATI NASIL DÖNÜŞTÜRDÜ?
THOMAS BALKENHOL: “BİR FİLMİN KURGUSUNU YAPACAK KİŞİ, SENARYOYA BAKAN İKİNCİ KİŞİ OLMALI.”
KİTSCH, İRONİ VE POSTMODERNİZM: JEFF KOONS
ŽİŽEK’İN YAMUK BAKIŞI VE HAKİKATİN KARANLIK YÜZÜ
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Ana Sayfa
Nurdan Yıldırım
