Bir kent parkında duruyorum. Gökyüzü grinin tonlarından tonlarına dolaşıyor, çimenlerin üzerinden kış henüz çekilmemiş; yorgunlar. Birkaç adım ötemde bir ağaç, yapraklarını çoktan bırakmış, dalları gökyüzüne doğru çıplak kollarını uzatmış, bir damar gibi, bir akciğer gibi. Soluk alıyor, ama yaprak yok; soluk var, ama ses yok. Sonra bakışım sağa doğru kayıyor, işte orada; çalılardan oluşturulmuş çitlerin...
Son Yazılar:
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kıyamet Şimdi ve Sonra: Yapay Zekâ, Kapitalizmin Nihai Hedefidir
Misale Masal Hicran (Şiir)
akşam (şiir)
kalbim (şiir)
Soğuk Yazgı (Şiir)
Biraz Daha Ev Biraz Daha Sevgili (Şiir)
yüzleşerek (şiir)
Büyük Çiftlik Sahibinin Kızı (Şiir)
Yazar: Nihat Ateş
James Monroe’nun Çiti ya da Donroe’nun Altın Varaklı Balyozu Arasında
Monroe’nun Çiti (1823 – Başlangıç) ABD Başkanı James Monroe, Kongre’de o ünlü sözleri (“Amerika Amerikalılarındır”) sarf ettiğinde yıl 1823tü ve aslında Latin Amerika’nın etrafına görünmez bir çit çekiyordu. Bu çit, sözde “Avrupalı sömürgecilere” karşı kalkandı; ama özünde, kıtanın tapusunu Washington’daki kasaya kilitleyen bir mülkiyet ilanıydı. Bugün de Donald Trump’ın, Amerikan basınında verilen ismiyle “Donroe Doktrini”...
Kemikler ve Kökler (Şiir)
Yaşayanlar çoktan öldü, sadece ışıkları rüyalarda sürükleniyor. -evrenin rüyalarında- Gölgeleri toprağa fısıldıyor. Ve ben onları duyabilmek için yaşamak istiyorum hâlâ. Çürüyen kemiklerin ve yaşayan köklerin sohbetinden ...
AŞKİ (ŞİİR)
Nehrin varlığıdır nehir Akışında tarih Çağlayışında şimdiki zaman Uçurumun hafızasında yazılıdır Masal ve kavram Hüznün varlığıdır hüzün Yolcularken duruşu nesnelerin Askıda ölmüş babanın yıllarca giydiğin ceketi Masada tarih düşülmemiş sayfası defterin Özlerken durur saat Töz ve zaman Zehrin varlığıdır zehir İntiharın acelecidir Nabzın saygılı Susmuyor ki kuşlar Kuşlar susmuyor ki Çekiliyor ellerinden...
Mezarcılar (Şiir)
Öfkeyle kazıyor kazmacı çabuk çabuk. Korkuyor Ay’dan, çukura vuran gölgesinden. Öldük kurtulamadık şu hayattan… Gizlice gömülecekmiş büyük büyük bir adam. Fısıltıyla söylüyor ilahisini: Korkma günden geceden Rüzgâr geçer can kafesinden Aşkından tanır seni toprak Sorma kim sağ iken ölen. Yetişemiyor cılız kürekçi. Çukurda dağ oldu toprak. Titriyor kolları, dizleri çözük. Çıkmamıştı yaşarken de yerin altından....
Evcil (Şiir)
Bırakıp beni gidişini hatırlamıyorum. Uzak uzak uzak bu dağ yamacına kadar susmanı, Yıldızların uğultusunu, öğrenememiştim henüz. Ormanın arzusundan kendine kıyan bulutların, kirli bir derede yüzen kuşların, gökyüzünü unuttuğunu bilmiyordum. Şubat günlerinden kopup gelen çığın canımı bağışlamasını, Titreye titreye sığındığım ve durmadan seni anlattığım mağaranın, yalnızlığımı alışını yaşamamıştım. “Umut etmek için unutmak gerek” dedi her şeyi...
Sağcılığın ‘Kitsch’ Sanatı
Şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başında bulunduğu AKP iktidarının ikinci dönemine denk gelen süreçte, “Sınıfsal arka planımızı sağlamlaştırıyoruz” diyordu. Bu sınıfsal arka plan hemen akla geldiği gibi MÜSİAD ve Anadolu Kaplanları’ndan çok, Türk Sağ İktidarları ve Sağcı Kültür adlı yazımızda belirttiğimiz gibi “lümpenden kendilerine göre burjuvalığa terfi eden az eğitilmiş toplum katlarının politikleşen grupları”ydı. AKP...
Türk Sağ İktidarları ve “Sağcı” Kültür
Bir adamın standart, prototip Türk olduğunu şuradan anlarım, yani şuna bakarım: Bir adam aklını çok beğeniyorsa; aklını, fikrini çok beğeniyorsa, o Türktür kesin, onun başka bir şey olma ihtimali pek yok. Bir de her şeyi bildiği kanaati varsa, o Türktür; Türkün de sağcısıdır. Hiç şüphe yok sağcıdır, her şeyi biliyordur. (1) Yeni Zelanda’da yaşanan alçakça...
Eleştirinin İşçisi: Asım Bezirci
Eleştiri tanıştırır 2 Temmuz 1993 tarihinde bu ülkenin yurttaşları; yurdum dedikleri Anadolu’da bulunan tarihi bir kentte, Sivas’ta, büyük bir kıyıma tanıklık etti. İsyankâr halk ozanı Pir Sultan Abdal’ı anma etkinlikleri kapsamında kentte bulanan aydın ve sanatçılar, bu ülkenin kuruluşundan beri eksik olmayan dinci gericiliğin nefretiyle öldürüldü. Tam 33 insan, büyük bir dinci kitle tarafından kıstırıldıkları...
Dersu Uzala: Adnan Özyalçıner
Hepimiz biliriz Akira Kurosava’nın unutulmaz filmi Dersu Uzala‘yı… Yalnız avcının yaşlandıkça doğa ile kurduğu dostluğun, ona duyduğu büyük tutkunun altında aslında nasıl bir var olma mücadelesinin yattığını gösteriyordu bize Kurosawa. Tek taraflı bir dostluk ve adanıştır bu. Doğanın avcıdan böyle bir talebi yoktur; Dersu ona gelmiştir. Yalnızlığın ve doğaya adanışın gerektirdiği koşulları bedeninde taşıdıkça bir...









