Ana Sayfa Josef Kılçıksız

Yazar: Josef Kılçıksız

Yazı
Absürtten Delirmeye Ne Kadarlık Mesafe?

Absürtten Delirmeye Ne Kadarlık Mesafe?

Çevremizdeki şeylerde anlam bulmadan, nasıl yaşayabiliriz? İnsanın çağrısıyla dünyanın akıldışı sessizliği arasında onulmaz bir uçurum var. Absürt, anlam arayışı çağrımıza yanıt vermeyen bu dünya ile bir yüzleşmeden doğuyor. Bazı yüzleşmeler aracılığıyla insan, dünyayla olan ontolojik bağının koptuğunu hissediyor. Çaresizlik gibi görünen bir boşunalık duygusu, zihninize çöküveriyor. Bu, her insanın bir sokağın dönemecinde ansızın içine düşebileceği...

Yazı
Sinemada Bilinçdışının Mekânları

Sinemada Bilinçdışının Mekânları

Sinema dediğiniz şey, bir “kültürel üretim alanı”. Sinema; bilinçdışısal, egosal, toplumsal ve siyasal gösterenlerin alanından gelen gerilimlerle karakterize edilen sosyal “mikro kozmosları” konuşturma çabası. Sinema bir sanat, ama aynı zamanda bir endüstri de. Ve bu yönüyle, “ticari” karakterine gönderme yapan belirli bir önyargıyı kışkırtma riski taşıyor. Bu önyargı, büyük ölçüde, özgünlük arayışının, entelektüel değerler hiyerarşisinde...

Yazı
Demokratik Geleneğin Kırılganlığı: Furet–Tocqueville Okumasıyla Türkiye Deneyimi

Demokratik Geleneğin Kırılganlığı: Furet–Tocqueville Okumasıyla Türkiye Deneyimi

Türkiye’de siyaset, kendi kendini yeniden üreten kapalı bir anlam rejimi yarattı. Siyasetin ekosisteminde, sürekli olağanüstülük hâli üreten; beka, milli irade, dış güçler, terör, vesayet gibi kelimelerden bir dil, anlamı tekelinde tutuyor. Bu, daha baştan “kavgacı” bir dil. Bu dilin kimyasında hatırı sayılır derecede bir intikam ruhu var. “Beka”, “milli irade”, “olağanüstü tehdit” gibi kavramlar, itirazı baştan...

Yazı
Walter Benjamin’de Ütopik Mesihçilik

Walter Benjamin’de Ütopik Mesihçilik

Benjamin’in felsefesi, eleştirel melankoli ve ütopik mesihçiliğin bir karışımı olageldi. Bu, hem kırılgan, rahatsız edici ve tedirgin edici, hem de aynı anda sakin, bilge ve umut dolu bir konumdu. Benjamin, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ında en çok Selim Işık figürünü anımsatıyor. Bu benzerlik, yüzeysel bir entelektüel melankoli ortaklığının ötesinde, tarihle, anlamla ve dilin enkazıyla kurulan trajik bir...

Yazı
Çürümenin Estetiği: Lanetli Evin Hikâyesi

Çürümenin Estetiği: Lanetli Evin Hikâyesi

“Gotik” olarak adlandırılan edebi eserlerde uğursuz ev miti, iyi ile kötü, ışık ile karanlık arasındaki mücadeleyi somutlaştıran senaryoların mekânı. İçinde kötülüğün, deliliğin güçlerinin tepindiği; aşırılığın, entropinin, yıkıcı fantezilerin ve gerilemenin uzamı. Bu senaryolarda baskın duygu ve leitmotif, ıstırap, dehşet, korku, tiksinti, özdeşleşme nevrozu ve kimlik krizi. Gizemli, cinli evler, yıkık şatolar ve manastırlar gibi, güzellikle...

Yazı
Paris’te Bir Kırmızı Çadır

Paris’te Bir Kırmızı Çadır

Cehennemde dolanan Dante’nin oranın sakinlerinden Guido da Montefeltro ile konuşmasına benzetiyorum İdris’le diyaloğumuzu. Cehennem dediğiniz, Saint-Germain-des-Prés ile Porte de la Chapelle’in viyadük altları arasında kurulan çadırların gerilimli ilişkisi. Yola çıkmadan önce gözüm, odamın duvarında asılı duran Beckett’in bakışına kayıyor; hiçliğin, absürt ile suç ortaklığı arasındaki karanlık eşiğine kayıyor. Dünya, neyse ne: geniş, engebeli, düz, çölümsü,...

Yazı
André Breton’un Epileptik Aşkının Peşinde

André Breton’un Epileptik Aşkının Peşinde

L’Amour Fou (Çılgın Aşk), roman gibi okunan bir anı kitabı. Deneme ile roman arasında bir yerde, tıpkı aşkın kendisi gibi, kontrol edilemez bir karmaşanın içinde yönsüz. Eser, mutlak aşka yönelik bir yakarış gibi. Psikanalitik teoriden etkilenme çok bariz. Sarsıcı bir güzellik arayışında Eros’u temel ilke olarak ele alan birinin, arzu karşısında imgelerinin patlaması. Eros’u temel...

Yazı
Proust’ta Belleğin Hiper-Nesneleri

Proust’ta Belleğin Hiper-Nesneleri

Hatıra, bir tür büyüdür; zamanı durdurur, ama aynı zamanda onu bozar. Kelimelerin tam olarak yakalayamadığı bir şeyi hatırlamak, nereden bakarsanız, bir meydan okuma. Bu meydan okumayı göğüslemek için bir nesneye ihtiyaç var; geçmişi bugüne bağlayan kurtarıcı bir imgeye ihtiyaç var. Çünkü geçmişin belleğe kaydedilebilmesi, ancak parçaları bir araya getiren, onları örüp bağlayan bir hiper-nesneyle mümkün....

Yazı
Virginia Woolf: Kimseyi Esirgemez Bu Dalgalar

Virginia Woolf: Kimseyi Esirgemez Bu Dalgalar

Virginia Woolf’un Dalgalar adlı romanı, altı bölümlük bir koral gibi kurgulanmış bir hikâye. Hikâye, Bernard, Louis, Neville, Suzanne, Rhoda ve Jinny’nin, ergenliğin başlangıcından orta yaşlara kadar süren hayat yolculuklarını, iç monologları aracılığıyla, bir tür uçuruma yerleştirmeyle, sonsuz derinliklere yapılan piklerle (mise en abyme)  aktarıyor. Bu karakterler albümü, ergenlikteki grup bağına özgü olan ve hem arkaik...

Yazı
Franco: İspanya’da Hafıza Savaşının Elli Yılı

Franco: İspanya’da Hafıza Savaşının Elli Yılı

Franco, otuz yılı aşkın bir süre İspanya’yı demir yumrukla yönetti. Başlangıçta, Atlantik kıyısındaki bu çelimsiz, ufak tefek çocuğun bir gün 20. Yüzyılın en uzun süre görev yapan faşist diktatörü olacağına dair hiçbir işaret bulunmuyordu. Francisco Franco, 4 Aralık 1892’de El Ferrol’da doğdu. Galiçya kıyı kasabasındaki hayat, Franco ailesinin hayatı gibi, donanmanın hakimiyeti altındaydı. Babası orada...