Nasıl mı yaşıyorum son zamanlar? Babamın kış günlerindeki yarası gibi… Gün boyu alçak taburelerden insan yamaçlarına bakarak. Hiçbiriyle göz göze gelmeyerek omur kaymasından ötürü. Dört yanım beş yıldızlı denizlerle çevrili ama su damlasından daha çorak. Bazı teraslara çıkıyorum gölge yapmak için gecede. Arafım bildiğim dağlar sımsıcak. Düşüyorum kalbimdeki bir yere, sarmaşık mezarı bahçe duvarlarına tutunarak…...
Son Yazılar:
Fizikte Yeni Ufukların Peşindeki Dahi: Sabrina Gonzalez Pasterski
Mehmet Aksoy’dan Şamanlar ve Mitler Sergisi
Eskiiz’de Resim Sergisi: Ayvalık ve İzmir-“Aynı Kıyıda”
ALİ AVNİ ÇELEBİ MÜNİH HANS HOFMANN GÜZEL SANATLAR OKULU DÖNEMLERİ
BEYOĞLU’NDA BAHAR: BEDRİ RAHMİ SERGİSİ
Sanatla Bir Kesişim Alanı; Secant Space
Tozan Alkan seçiciliğinde #eklitera Ocak Şiirleri
Sır (Şiir)
AKLIN SUSTURULDUĞU SANAT: SÜRREALİZM
Anna Laudel İstanbul’da PPSD WEEKS İlk Edisyon
Güneş (Şiir)
ATLARIN GÜRÜLTÜSÜ (ŞİİR)
çanlar kimin için çalıyor (şiir)
BU (ŞİİR)
Dönüş Yolu (Şiir)
Bozlu Art Project: Can Göknil’in anlatımıyla gerçekleşecek “Evrende Vals” sergi turu
Devrim, Aşk ve Televizyon (Şiir)
Muamma (Şiir)
beni hiç dinlemediğini gördüm (şiir)
Yazar: Hüseyin Köse
İşte Baş İşte Gövde İşte Kemikler (Şiir)
Vulkan selamıyla uğurla beni, parmaklarının ucundaki hüthütle Yıldızım ol, uzayımda kal, güneşin doğuşuna, sokağın batışına, elhamrasına Yazılıp gel, yokluğunu yiğitliği bilmiş birinin hesap soruşuyla kederinden Bir yasak korkuyu yürüdüm düzlüklerde dağların bilmediği Her kaçak gülüşün kendi dalının çarmıhına gerildiğini gördükçe ümitsizce Bildim yolun kiniymiş meğer yolculuklar boyu göçtüğüm serüven Kendine çıkıyorsun yine kendin olma künhüne...
Godard İçin Beş Replik (Şiir)
Beş cümlem var dedi, tekrar ederim tümünü her sabah Hâlâ bir şeyleri hatırlayabildiğimi görebilmek için Az paralı günlerimde kalpazan Çok kelimeli susmalarda bir ikilem ustası Gidip geldim hikâyeler, sinopsisler, plan sekanslar arasında Ömrüm Léman Gölü kıyısında bir hasat, vestiyere asılı Montaj hatlarında saydam şeritlerden öğrendim Kimi karanlık duyguların insana kazandırdıklarını Simsiyah bir gökkuşağı jenerikte...
SONUNA YETİŞTİĞİM ŞARKILAR (ŞİİR)
Kalbim, burda dağlar denize feyk uzanıyor Çöl kumunu arıyor şehirlerde Her evde ışıksız bir gövde, her evde Fiilsiz boğuşmalardan geriye kuzgun bir muhasebe Alıp karşıma fersude gözlerinin sabah karanlığını Çizdim yalnızlığıma kırmızı soluğumla geçenlerde Yemyeşil susmanın anlamını içe kapanmış sözcüklerle Gece suya inen bir babayı bana kimse anlatmamıştı İki uzatılmış kanatla çok kere...
ÇOCUKLUĞUN GÖLGELİ ZAMANLARI (ÖYKÜ)
Yaşlıca bir adam. Karısı ondan da yaşlıca. Herkesin bir şeyi olur kendisi, kocaman gözlü, kocaman dudaklı, kocaman elli, koyu turuncu bir puşi taşır başında hep yaz kış, hiç çıkarmaz, yatarken bile. “Sakallı” derler, mahallenin, cümle üveyliklerin zorbası. Kimine düpedüz karanlık biri gibi gelir, kimi için basbayağı esenlik bilgisi… Beni ve benden iki yaş büyük ablamı...
Gar, Düşler ve Başka Hurdalıklar (Öykü)
Birkaç beden eksik yaşamanın ruha sinmiş zindeliği miydi, yeniyetmelik yıllarının kendi halinin yorgunluğuna bırakılmışlığı mı ya da? Tam karar veremiyorum şimdi… Tek hatırladığım, ilk kara trenin telaşlı sesiyle bir Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında tanışmış olmam. Bu yüzden de ilk düşündüğüm şey şuydu belki: Neden bir hafta sonu ya da mesire gününde değil de resmȋ bir...





