Epirus Müziği: Dağların Yankılanan Ruhu

İlk kez Epirus müziğini, Atina’da duyduğum anı hiç unutmam. Nota nota uzayan her ses, havada asılı kalıyor, yankılanıyor, sonra bir başka sesin kollarına düşüyordu. Bu müzik ağlamıyordu ama gözyaşlarını içinde taşıyordu; isyan etmiyordu ama boyun eğmiyordu da. Bulutların arasında kaybolmuş bir Epirus köyünde, hiç tanımadığım insanların arasında, kendimi bir anda binlerce yıllık bir hikâyenin içinde buldum.

Epirus müziği böyledir işte. Sizi aniden yakalar, içine alır ve bir daha eskisi gibi bırakmaz. Yunanistan’ın kuzeybatısında, Arnavutluk sınırında, dağların ve vadilerin çizdiği bu kadim topraklar, belki de Akdeniz’in en gizemli, en melankolik, en çok katmanlı müzik geleneğine ev sahipliği yapmaktadır. Burası, Antik Yunan mitolojisinin ölüler diyarı Hades’ine açılan kapının bulunduğu yerdir; burası, Bizans ilahilerinin dağ köylerinde yaşamaya devam ettiği topraklardır; burası, Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkan türkülerinin Yunan polifonisi ile buluştuğu eşsiz bir kesişme noktasıdır.

Bu yazıda sizleri bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. Epirus’un müziği sadece bir halk müziği türü değil; o bir yaşam biçimi, bir hafıza deposu, bir direniş şekli, bir aidiyet çığlığı. Onu anlamak için, önce bu toprakların tarihini, coğrafyasını, insanlarını anlamak gerekir. Sonra, klarnetin acı tatlı nağmelerini, kemençenin kırılgan titreşimlerini, laouto’nun derin yankılarını ve en önemlisi, köylülerin bir araya gelip söylediği çok sesli türkülerin inanılmaz uyumunu dinlemek gerekir. Bu yazı, Türkçe literatürde Epirus müziği hakkında ilk kapsamlı içerik olma özelliğini taşıyor. Şimdiye kadar bu zengin geleneğe dair Türkçe’de derinlemesine bir kaynak bulunmuyordu.

Tarihsel Kökler: Zamanın Katmanları

Epirus müziğini anlamak, binlerce yıllık bir tarihi çözmeye çalışmak gibidir. Bu topraklar, Antik Yunan döneminden bu yana müzik ve şiirin beşiği olmuştur. Homeros’un destanlarında, Orpheus’un mitinde, antik tiyatroların korolarında Epirus’un izini buluruz. Ama tabii ki bugün duyduğumuz Epirus müziği, o antik formların doğrudan devamı değildir. O, yüzyıllar boyunca katman katman oluşmuş, her istilada, her göçte, her kültürel buluşmada yeniden şekillenmiş bir müziktir.

Bizans döneminde, Hristiyan ilahileri Epirus dağlarına yerleşti. Ortodoks kilise müziğinin o uzun, melismatik melodileri, keşişlerin tecvit gibi okuduğu dualar, halkın kulağına ve kalbine işledi. Bugün bile Epirus’ta söylenen çok sesli türkülerde, Bizans müziğinin modal yapısını, makamsal geçişlerini, o uzayan vokalleri duyabilirsiniz. Özellikle moirolóyia denilen ağıtlar, bu geleneğin en saf örnekleridir. Bir cenaze töreninde kadınların söylediği bu ağıtlar, sanki zamanın ta kendisini içlerinde taşırlar: çok yavaş, çok acılı, çok eski.

Sonra Osmanlı İmparatorluğu geldi ve Epirus, dört yüzyıl boyunca Osmanlı sınırları içinde kaldı. Bu dönem, müzikal açıdan son derece bereketli oldu. Türk makam müziği, Arnavut epik şarkıları, Slav halk müziği unsurları, Yunan gelenekleri ile harmanlandı. Özellikle klarnet, 19. yüzyılda Osmanlı topraklarında yaygınlaşarak Epirus’un en önemli müzik enstrümanı haline geldi. Klarnet, burada sadece bir üflemeli değildir; o, ağlayan bir insan sesidir, haykıran bir ruhtur, avunmayan bir yüreğin aynasıdır.

Epirus’un coğrafyası da müziğinin şekillenmesinde kritik rol oynadı. Pindos Dağları’nın yüksek, izole vadileri, köyleri birbirinden ayırdı ama aynı zamanda her birinin kendi müzikal kimliğini korumasını sağladı. Göç, sürgün, savaş… Tüm bunlar Epirus insanının ruhunu derin bir melankoli ile imzaladı. “Ξενιτιά” (ksenitia) — yabancı topraklarda olma hali Epirus şarkılarının en temel temasıdır. Ayrılık, vatan özlemi, gurbetteki yalnızlık… Bu duygular, bu müziğin DNA’sında kazınmıştır.

Dolayısıyla Epirus müziği, tek bir kaynaktan değil, birçok kaynağın buluştuğu bir nehir ağzından doğar. Antik Yunan dramının ruhu, Bizans ilahisinin mistisizmi, Osmanlı makamının zenginliği, Balkan polifonisinin karmaşıklığı — hepsi bu müziğin içindedir. Ve hepsi, o yüksek dağların, derin vadilerin, taş köprülerin, sis perdelerinin arasında özgün bir form bulmuştur.

 

Müzikal Yapı ve Tarz: Acının Geometrisi

Epirus müziğini ilk duyduğunuzda, onun başka hiçbir Yunan müziğine benzemediğini fark edersiniz. Adaların neşeli sirtaki’si, rembetiko’nun şehirli kasveti, neydi o parlak bouzouki sesleri, hiçbiri burada yoktur. Epirus müziği, sizi hemen içine çeker, sizi yavaşlatır, sizi derinlere götürür.

Bunun en belirgin nedeni, polifonidir. Epirus, Avrupa’nın son geleneksel polifonik müzik merkezlerinden biridir. Arnavutluk’un güneyinde de benzer bir gelenek vardır (iso-polifoni), çünkü kültürel sınırlar, coğrafi sınırlardan çok daha esnek ve girift. Epirus polifonisi, genellikle iki, üç veya dört sesin birbiriyle iç içe geçmesiyle oluşur. Bir ses melodiyi taşır (kryfo tragoudi / gizli şarkı), diğer sesler ise ona eşlik eder, ona karşılık verir, onu tamamlar. Bu, Batı müziğindeki armoniye benzemez; burada sesler birbirine paralel gider, çarpışır, sürtünür ve tam da bu sürtünmede, o eşsiz Epirus acısı doğar.

Makamsal olarak, Epirus müziği genellikle minör ve pentatonik dizilere dayanır. Dromos denen modal yollar, makam müziğine çok yakındır. Bazı türküler, sanki Anadolu’dan gelmiş gibi Hicaz, Hüseyni veya Uşşak makamlarını andırır. Bazen bir türkü, ağlama ile inleme arasında bir yerde durur; bazen bir dans ritminde bile derin bir keder taşır.

Ritim, Epirus’ta çok çeşitlidir. En yaygın olanı 2/4, ama 7/8, 9/8 ve 5/8 gibi aksak ritmler de çok yaygındır. Örneğin ünlü “Zagorisios” dansı 7/8 ritimdir ve adımları, bu aksaklığa mükemmel uyum sağlar. Skarós, tsamikos, sta tria, pogonisios — her bölgenin, hatta her köyün kendine özgü dans ve ritim kalıpları vardır.

Enstrümanlar ise Epirus müziğinin ruhu gibidir. Klarnet (κλαρίνο), şüphesiz en önemlisidir. 19. yüzyılda Albert sistemi klarnetler Osmanlı topraklarına geldiğinde, Epirus müzisyenleri bunu sanki binlerce yıldır çalıyormuş gibi içselleştirdiler. Klarnetin tiz, keskin, neredeyse çığlık gibi sesi, bu müziğin acısını mükemmel bir şekilde ifade eder. Bir klarnetçi, bir notayı tutarak onu titretir, büker, uzatır — bu teknik “γλυκά” (glika / tatlıca) denir ve sanki enstrüman ağlıyormuş gibi bir etki yaratır.

Kemençe (βιολί), klarnetin ardından gelir. O, daha kırılgan, daha içseldir. Bazen melodiyi taşır, bazen eşlik eder. Klarnet ile kemençe arasındaki diyalog, Epirus müziğinin kalbinde yer alır.

Laouto (λαούτο), yani lauta veya ut, harmoni ve ritim sağlar. Bu enstrüman, Osmanlı ud’undan gelir ama Yunanistan’da farklı bir form kazanmıştır. Laouto, parmaklarla veya tezene ile çalınır ve türkünün temelini atar.

Daouli (ντα ούλι) ve defi (ντέφι) gibi davullar da ritmi güçlendirir. Özellikle köy danslarında, düğünlerde, panayırlarda bu davulların derin sesleri, insanları bir araya getirir, dans ettirirler.

Epirus müziğinin temaları çok spesifiktir: ayrılık, gurbet, ölüm, aşk, doğa, savaş, ve göç. Bu temalar, sadece sözlerde değil, melodilerin kendisinde de hissedilir. Bir Epirus türküsü, sözlerini bilmeseniz bile size bir hikâye anlatır. Çünkü bu müzik, duyguyu dilin ötesinde taşır.

 

Bölgesel Çeşitlilik: Her Vadinin Kendine Özgü Nağmesi


Epirus, coğrafi olarak küçük bir bölge gibi görünse de, müzikal çeşitlilik açısından inanılmaz zengindir. Her vadi, her yüksek plato, her köy kümesi, kendi türkülerine, danslarına, ritimlerine sahiptir.

Ioannina (Γιάννενα)
Epirus’un başkenti Ioannina, tarihi bir şehirdir. Göl kıyısında kurulmuş bu şehir, Osmanlı döneminde önemli bir kültür merkeziydi. Ali Paşa’nın sarayı, Yahudi mahallesi, müslim ve Hristiyan müzisyenlerinin buluştuğu kahvehaneler… Ioannina müziği, şehirli bir zarafet taşır. Klarnet ve kemençe burada daha “konuşkan”dır, melodiler daha işlenmiş, daha komplike. Ioannina’nın türküleri, genellikle aşk ve ayrılık üzerinedir. Özellikle “Yiannitikos syrtos” ve “Ioannina tsamikos” çok ünlüdür. Burada müzisyenler, ustalarından ders alır, repertuar öğrenir, ve gelenekleri titizlikle korur.

Tzoumerka (Τζουμέρκα)
Pindos Dağları’nın en vahşi, en ulaşılmaz köşesinde yer alan Tzoumerka, Epirus müziğinin belki de en saf, en arkaik formunu barındırır. Syrrako, Kalarrytes, Pramanta, Matsouki gibi köyler, yüzyıllar boyunca dış dünyadan neredeyse tamamen izole kalmış ve bu izolasyon, müzikal geleneklerini olağanüstü bir saflıkla korumasını sağlamıştır. Tzoumerka müziği, çok ağır, çok yavaş, ve inanılmaz derecede melankoliktir. Burada söylenen türküler, genellikle çobanlık yaşamı, kayıp, dağların zorluğu ve ölüm üzerinedir.

Tzoumaritiko dansı, bu bölgenin en karakteristik müzikal ifadesidir. 2/4 veya 7/8 ritimde oynanan bu dans, yavaş başlar ve giderek hızlanır; sanki dağın kendisi dans ediyormuş gibi ağır, güçlü ve kararlıdır. Tzoumerka’nın polifonisi, Pogoni’ninkinden bile daha karmaşıktır.

Tzoumerka’da kadın sesleri çok önemli bir yer tutar. Özellikle “ta ginekoula” (kadınların türküleri) denilen bir tür vardır ki, bunlar düğünlerde, cenazelerde, hasat zamanlarında söylenir. Bu türküler, genellikle çok yüksek, keskin bir tondan başlar ve giderek alçalır tıpkı bir dağ zirvesinden vadiye inen bir yol gibi. Kadınlar, burada sadece şarkı söylemez; onlar hikâye anlatır, ağıt yakar, nasihat verir, geçmişi hatırlatır.

Tzoumerka ayrıca klarnet ve kemençe virtüözlerinin yetiştiği bir yerdir. Buradaki müzisyenler, enstrümanlarını sadece teknik olarak değil, duygusal olarak da son derece derin bir şekilde çalarlar. Bir Tzoumerka klarnetçisi, bir notu tutarken onu öyle büker, öyle titretir ki, sanki enstrüman ağlıyormuş, haykırıyormuş gibi bir his uyandırır. Bu teknik, yüzyıllar boyunca ustalardan çıraklara aktarılmıştır ve hâlâ yaşamaktadır.

Zagori (Ζαγόρι)
Pindos’un kalbinde yer alan Zagori, 46 köyden oluşan eşsiz bir bölgedir. Taş köprüler, kaldırım yollar, gri taş evler… Zagori, sanki zamanın durduğu bir yerdir. Burada müzik, hayatın ta kendisidir. Her köyün kendine özgü türküleri vardır: Kapesovo, Vitsa, Monodendri, Papingo… Her birinde farklı bir melodi, farklı bir dans geleneği yaşar. Zagori müziği, diğer bölgelere göre daha yalın, daha primitif, daha doğrudandır. Çünkü burada müzik, şehirlerin etkisinden uzak, saf bir şekilde yaşamış. “Zagorisios” dansı, 7/8 ritimli, karmaşık adımlarla oynanan bir oyundur ve burada coşku ile melankoli iç içedir.

BURAYA YOUTUBE LİNKİ : https://youtu.be/akbP0GqLyFk

 

Pogoni (Πωγώνι)
Arnavutluk sınırındaki Pogoni, belki de Epirus’un en etkileyici müzik geleneğine sahiptir. Burada Yunanca ve Arnavutça konuşan topluluklar yan yana yaşamış, bu da müziksel hibritleşmeye yol açmıştır. Pogonisios dansı, oldukça karmaşık ritim yapısına sahiptir ve genellikle 2/4 ile 7/8 ritim arasında geçişler yaparak oynanır. Pogoni türkülerinde, Arnavut eğik şarkılarının etkisi çok belirgindir. Sesler burada daha sert, daha dramatik, daha epiktir. Ayrıca Pogoni, ünlü moirolóyia (ağıt) geleneğinin merkezi olarak kabul edilir. Bir cenaze töreninde kadınların söylediği bu ağıtlar, yalnızca ölen kişi için değil, tüm kayıplar, tüm göçler, tüm acılar için söylenir.

 

BURAYA YOUTUBE LİNKİ : https://youtu.be/dTM8gVgRJ_8

Thesprotia (Θεσπρωτία)
Thesprotia, Epirus’un daha düz, denize yakın bölgesidir. Burada müzik, dağ köylerinden biraz daha hafiftir, ancak yine de Epirus melankolisini taşır. Thesprotia’nın kıyı köylerinde, denizcilik temalı türküler söylenir. “Souli” bölgesinde (Thesprotia içinde) türküler, kahramanlık ve ölüm temalıdır. “Suliotes” (Souliotlar), 18. yüzyılın sonlarında Osmanlı’ya karşı savaşan köylerdendir ve bu savaş ve anlatılar, türkülere dönüşmüştür.

BURAYA YOUTUBE LİNKİ : https://youtu.be/_I7A1tVMQNg

 

Metsovo (Μέτσοβο)
Metsovo, Pindos’un en yüksek yerleşimlerinden biridir ve Vlach (Arnavutça ve Yunanca konuşan göçebe çoban topluluğu) kültürünün kalbi olarak bilinir. Metsovo müziği, Vlach dilinde söylenen türkülerle zenginleşmiştir. Buradaki müzik, çobanlık yaşamına, hayvancılığa, yüksek dağların zorlu koşullarına dairdir. “Vlachiko” olarak bilinen bu müzik tarzı, kaba ama lirik, sert ama duygusaldır. Metsovo aynı zamanda ünlü klarnetçilerin yetiştiği bir yerdir; burada her aile, en az bir müzisyene sahiptir.

Bölgesel farklılıklar, sadece melodide değil, lehçede, poetik yapıda, ve lirik içerikte de kendini gösterir. Bazı köylerde türküler çok kısa, öz ve semboliktir; bazılarında ise epik anlatılar gibi uzun ve detaylıdır. Bazı bölgelerde kadınlar türkülerin merkezindedir (özellikle ağıtlarda); bazılarında erkeklerin seslerine daha çok yer verilir. Ancak hepsi ortak bir şeyi paylaşır: acıyı güzellikle harmanlama sanatı.

Köylere Özgü Müzik Gelenekleri: Seslerin Kökeni


Epirus’un müziğini gerçekten anlamak için, köylere inmek, yerel müzisyenlerle tanışmak, onların yaşamlarını dinlemek gerekir. Bu bölümde, birkaç köyün kendine özgü müzikal geleneklerini daha yakından inceleyeceğim ve bu köylerden yükselen seslere kulak vereceğiz.

Kapesovo (Καπέσοβο)
Zagori’nin en ünlü köylerinden biri olan Kapesovo, taş mimarisi kadar müzikal mirasıyla da tanınır. Burada “Kapesovitikos horos” (Kapesovo dansı) hâlâ yaşamaktadır. Bu dans, erkeklerin daire oluşturarak oynadığı, yavaş başlayıp giderek hızlanan bir formdur. Kapesovo’nun türkülerinde, doğa çok önemli bir yer tutar: ormanlar, nehirler, dağ geçitleri… Burada söylenen türkülerde, çoğu zaman “xenitia” (gurbet) teması işlenir. Çünkü Kapesovo’dan çok insan, 20. yüzyıl başında Avrupa ve Amerika’ya göç etmiştir.

Bu kayıtlarda, yerel müzisyenlerin klarnet ve kemençe ile çaldığı otantik Kapesovo türkülerini duyabilirsiniz. Seslerin içinde, taş evlerin arasında yükselen dumanı, kaldırım yolları, sis perdelerini hissedersiniz.

BURAYA YOUTUBE LİNKİ : https://youtu.be/qGkwXIUuNL0

 

Pogoni (Πωγώνι) — Delvinaki ve Çevresindeki Köyler
Pogoni bölgesindeki köyler (özellikle Delvinaki, Ktismata, Paliochori), çok sesli şarkıların merkezi olarak kabul edilir. Burada kadınlar ve erkekler bir araya gelir, çok sesli türküler söyler. Bu türküler genellikle “sta dyo” (ikide) veya “sta tria” (üçte) denir, yani iki veya üç sesli demektir. Sesler birbirinin içine girer, çarpışır, sonra yeniden birleşir. Pogoni köylerinde ayrıca “tabachaniotika” denen bir müzik türü vardır — deri işçilerinin, çiftçilerin, gündelik hayatın zorluklarını anlatan türküler.

BURAYA YOUTUBE LİNKİ : https://youtu.be/PmspHBfy_Jo

 

Vitsa (Βίτσα) — Zagori’nin Ağıt Geleneği
Vitsa, Zagori’nin en eski köylerinden biri ve özellikle moirolóyia (ağıt) geleneği ile ünlüdür. Burada kadınlar, ölen bir yakını için çok uzun, doğaçlama ağıtlar söyler. Bu ağıtlar, ölene seslenme, ona sorular sorma, onunla konuşma şeklinde kurgulanır. Melodisi genellikle minör, yavaş ve melismatiktir. Bazen bir ağıt saatlerce sürebilir. Bu gelenek, Antik Yunan’dan beri yaşamaktadır ve Epirus’ta hala korulmaktadır.

BURAYA YOUTUBE LİNKİ : https://youtu.be/AnFCw29v2fQ

 

Metsovo (Μέτσοβο) – Vlach Müziği
Metsovo’da müzik, Vlach kimliğiyle iç içedir. Vlachça söylenen türküler, çobanlık yaşamını, dağın zorluklarını, ailenin önemini anlatır. Metsovo’nun müziğinde, davul (daouli) çok önemli bir yer tutar. Büyük düğünlerde, festivallerde, davulcular saatlerce çalar ve insanlar dans eder. Ayrıca Metsovo’da “gaitanaki” denilen bir dans vardır; bu, hızlı, enerjik ve çok neşelidir. Burada acı ve coşku bir arada yaşar.

 

Önemli Sanatçılar ve Ustalar: Geleneğin Koruyucuları


Epirus müziği, sözlü geleneğe dayanan bir müziktir. Nesilden nesile, ustadan çırağa aktarılır. Ancak 20. yüzyılın başında, kayıt teknolojisinin gelişmesi ile birlikte, bu müzik ilk kez belgelenmeye başlandı. Bazı müzisyenler, sadece bölgede değil, dünya çapında tanınmaya başladı.

Petros-Loukas Chalkias (Πέτρος-Λουκάς Χαλκιάς, 1934–2008)
Epirus klarnetinin belki de en büyük ustası. Köy düğünlerinde çalarak başladığı müzik kariyerinde, Yunanistan’ın en saygın müzisyenlerinden biri haline geldi. Chalkias, geleneksel repertuarı mükemmel bir şekilde korurken, aynı zamanda klarnetin ifade gücünü de genişletti. Onun çalışı, teknik olarak mükemmel olduğu kadar, duygusal olarak da çok zengindir. Her notada bir hikâye vardır, her cümlede bir yürek vardır.

Kostas Chalkias (Κώστας Χαλκιάς)
Petros-Loukas’ın oğlu olan Kostas, babasının geleneğini devam ettirmiş ve Epirus müziğini yeni nesillere taşımıştır. Kostas’ın çalışları, daha modern bir yaklaşım taşırken, kökleri tamamen gelenektedir. O, sadece bir klarnetçi değil, aynı zamanda bir etnomüzikolog ve eğitimcidir.

Polyphonic Caravan (Πολυφωνικό Καραβάνι)
Bu grup, Epirus’un çok sesli şarkı geleneğini modern dünyaya taşıyan en önemli topluluktur. Polyphonic Caravan, sadece Yunanlılardan değil, Arnavutlardan ve diğer Balkan halklarından müzisyenleri bir araya getirir. Onların çalışmaları, UNESCO’nun “İnsanlığın Soyut Kültürel Mirası” listesine girmiştir. Grup, geleneksel repertuarı aynen korurken, aynı zamanda yeni düzenlemeler de yapar.

Nikos Philippou (Νίκος Φιλίππου)
Kemençe ustası olan Philippou, Epirus müziğini enstrümantal formda geliştirmiştir. O, geleneksel türküleri enstrümantal süitlere dönüştürmüş ve böylece Epirus müziğinin sadece vokal değil, enstrümantal zenginliğini de göstermiştir.

Maria Moschovaki (Μαρία Μοσχοβάκη)
Kadın seslerinin Epirus müziğindeki önemini gösteren sanatçılardan biri. Moirolóyia geleneğini modern konserlere taşımış, bu unutulmaya yüz tutmuş formu yaşatmıştır.

Bu müzisyenler, sadece virtüöz icracılar değil, aynı zamanda kültürel hafızanın koruyucularıdır. Onlar, Epirus müziğini kayıt altına almış, dünyaya tanıtmış, ve gelecek nesillere aktarmışlardır.

 

Modern Yansımalar: Geleneğin Yeniden Doğuşu


Epirus müziği, 20. yüzyılın sonlarında ve 21. yüzyılın başlarında yeniden keşfedildi. Uzun yıllar boyunca “köylü müziği” olarak küçümsenen bu gelenek, şimdi Yunanistan’ın en değerli kültürel miraslarından biri olarak görülmektedir.

Modern Yunan müziğinde, Epirus etkisi her yerde hissedilir. Örneğin Hainides, Daemonia Nymphe, ve Mode Plagal gibi gruplar, Epirus müziğinin modal yapısını, ritmini, ve duygusallığını modern prodüksiyon teknikleriyle harmanlayarak yeni bir ses yaratmıştır. Bu müzikler, artık sadece Yunanistan’da değil, dünya müziği festivallerinde, avant-garde sahnelerde, hatta elektronik müzik kulüplerinde duyulmaktadır.

Jazz ile füzyonlar da oldukça ilginçtir. Bazı caz müzisyenleri, Epirus’un modal yapısını ve doğaçlama geleneğini caz harmoniyle birleştirerek çok etkileyici sonuçlar elde etmiştir. Örneğin, piyanist George Koumentakis, Epirus türkülerini caz trio formatında yeniden yorumlamıştır.

Elektronik müzik sanatçıları da Epirus seslerini örneklemiş (sample) ve modern prodüksiyonlara entegre etmiştir. Bu, geleneksel ile dijital arasındaki köprüyü kurar ve Epirus müziğini genç nesillere ulaştırır.

Ayrıca film müziklerinde de Epirus müziği sıklıkla kullanılır. Örneğin, Yunan yönetmen Theo Angelopoulos, filmlerinde Epirus türkülerini kullanarak dramatik etkiyi artırmıştır. Bu türküler, sadece bir arka fon müziği değil, filmlerin duygusal ve anlatımsal merkezini oluşturur.

BURAYA YOUTUBE LİNKİ : https://youtu.be/VUhs5HpFc00

 

Uluslararası işbirlikleri de son derece zengindir. Polyphonic Caravan, dünya çapında turneler düzenleyerek Epirus müziğini her kıtaya taşımıştır. Balkan komşuları (Arnavutluk, Bulgaristan, Makedonya) ile yapılan ortak projeler, bu bölgenin ortak kültürel mirasını gözler önüne serer. Çünkü Epirus müziği, sadece Yunan değildir. O, Balkan’ın ortaklaşa yarattığı bir hazinedir.

Ayrıca yeni nesil müzisyenler de bu geleneği yaşatmak için çaba göstermektedir. Klarnet kursları, polifoni atölyeleri, etnomüzikoloji konferansları düzenlenmekte; genç insanlar, dedelerinin çaldığı enstrümanları yeniden öğrenmektedir. Bu, sadece nostaljik bir hareket değil, aynı zamanda kimlik arayışının bir parçasıdır. Globalleşen dünyada, yerel seslere tutunmak, bir direniş biçimidir.

Epirus müziği artık sadece geçmişe ait değil — o, şimdi ve gelecekte de var olmaya devam edecektir.

Film ve Belgesel Önerileri: Görsel Bir Müzik Yolculuğu


Epirus müziğini anlamak için sadece dinlemek yeterli değildir; onu görmek, yaşayan insanların yüzlerinde hissetmek, dansın ve ritmin bedenle buluşmasına tanıklık etmek gerekir. Neyse ki, birkaç harika film ve belgesel, bu müziği görsel olarak belgelemiştir.

“Whose Is This Song?” (Kimin Bu Şarkı?) — Adela Peeva, 2003
Bulgar yönetmen Adela Peeva, Balkanlar’da çok sevilen bir türkünün kökenini bulmak için çıktığı bir yolculuğu belgeliyor. Türkiye’den Yunanistan’a, Arnavutluk’tan Makedonya’ya, her ülkede insanlar bu şarkının “bizim” olduğunu iddia ediyor. Film, Balkan müziğinin ne kadar iç içe geçtiğini, sınırların ne kadar yapay olduğunu, ve müziğin nasıl ortak bir hafıza olduğunu gösteriyor. Epirus da bu belgeselde önemli bir yer tutuyor. Film, müziğin siyasetten, milliyetçilikten, çatışmadan daha güçlü olduğunu hatırlatıyor.

“Polyphonic Caravan” — Belgesel (çeşitli platformlarda bulunabilir)
Bu belgesel, aynı adlı grubun kuruluşunu ve Balkanlar boyunca gerçekleştirdiği müzik yolculuğunu anlatıyor. Yunanlı, Arnavut, Bulgar müzisyenler bir araya gelip, ortak repertuarları icra ediyorlar. Belgesel, sadece müzik değil, aynı zamanda bu müzisyenlerin kişisel hikâyelerini, aileleriyle ilişkilerini, geçmişle barışma süreçlerini de gösteriyor. Çok dokunaklı ve eğitici bir yapıt.

“Music of Epirus” — Christopher King (Kayıt ve Kitap Projesi)
Doğrudan bir film değil ama bu proje mutlaka bahsedilmelidir. Amerikalı müzikolog ve koleksiyoncu Christopher King, Epirus’un arşiv kayıtlarını yıllarca araştırmış ve 1920’ler-1930’lardan kalan eski plakları bulmuştur. Bu kayıtlar, Epirus müziğinin nasıl duyulduğunu, o dönemin müzisyenlerinin kim olduğunu gösteren eşsiz belgelerdir. King’in çalışmaları, Grammy ödülüne aday gösterilmiş ve dünya çapında ilgi görmüştür. İlgili belgeseller ve sesli kayıtlar, YouTube ve çeşitli platformlarda bulunabilir.

“Notis Mavroudis ve Daouli Filmleri”
Yunan etnomüzikolog Notis Mavroudis, Epirus köylerinde çektiği belgesellerde, yerel müzisyenlerin günlük yaşamlarını, müzik yapma biçimlerini, ve ritüellerini kaydetmiştir. Bu filmler, akademik değere sahip oldukları kadar, duygusal olarak da çok güçlüdürler. Bir düğünde saatlerce dans eden köylüleri, bir cenazede ağıt yakan kadınları, bir kahvehanede klarnet çalan yaşlı bir ustayı görmek, Epirus müziğini tamamen yeni bir gözle anlamayı sağlar.

“Theo Angelopoulos Filmleri”
Yunan sinemasının büyük ustası Theo Angelopoulos, filmlerinde Epirus müziğini sıklıkla kullanmıştır. Özellikle “The Weeping Meadow” (Ağlayan Çayır) ve “Ulysses’ Gaze” (Odysseus’un Bakışı) filmlerinde, Epirus türküleri filmin ruhunu oluşturur. Bu filmler, sadece müzik belgeselleri değildir ama müziği anlamanın farklı bir yolu olarak çok değerlidirler. Angelopoulos’un sineması, yavaş, meditatif, ve şairseldır. Tıpkı Epirus müziği gibi.

Bu filmler ve belgeler, Epirus müziğini sadece işitsel değil, aynı zamanda görsel, kültürel, ve duygusal bir deneyim olarak sunarlar. Onları izlemek, sanki Epirus’a gitmek gibidir.

Epirus müziği, geçmişle gelecek arasında bir köprüdür. O, Antik Yunan’ın echolarını taşır ama 21. yüzyılda da canlıdır. O, dedelerimizin sesiydi ama torunlarımızın da sesi olabilir. Onu korumak, sadece nostalji değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Çünkü bu müzik kaybolursa, sadece bir müzik türü kaybedilmez. Bir dünya görüşü, bir yaşam tarzı, bir insanlık mirası kaybedilir.

Epirus müziği, zamansızdır. O, ne geçmişte ne gelecektedir. O, her zaman şimdidedir. Her dinleyişimizde, yeniden doğar. Her çalışımızda, yeniden canlanır. Ve her anlatışımızda, bir sonraki nesle aktarılır.

Bu müziği dinleyin. Bu köyleri ziyaret edin. Bu müzisyenleri destekleyin. Ve en önemlisi, bu müziğin size ne söylediğini dinleyin. Çünkü o, size kendiniz hakkında, insanlık hakkında, ve hayatın anlamı hakkında çok şey söyleyecektir.

Epirus müziği, dağların yankılanan ruhudur. Ve bu ruh, sonsuza dek yaşayacaktır.

 

Kaynaklar ve Daha Fazla Dinleme İçin

YouTube Kanalları ve Çalma Listeleri:

“Epirus Traditional Music” — Kapsamlı arşiv kayıtları
“Petros Loukas Chalkias” — Klarnet performansları
“Polyphonic Caravan Official” — Canlı performanslar ve belgeseller
“Greek Folk Music Archive” — Çeşitli bölgelerden türküler

Spotify ve Apple Music:

“Music of Epirus” — Christopher King koleksiyonu
“Polyphonic Caravan” — Albümler ve canlı kayıtlar
“Petros-Loukas Chalkias” — Diskografi
“Hainides” — Modern Epirus füzyonu
Kitap Önerileri:

“Epirus: 4000 Years of Greek History and Civilization” — M.V. Sakellariou
“Balkan Epic: Song, History, Modernity” — David Halperin
“Greek Folk Music and Dance” — Roderick Beaton

Umarım sizler de, bu müziğin gizemli dünyasına adım atmak için ilham bulursunuz.

Καλό ταξίδι — İyi yolculuklar.

 

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.