seninle biz bu dünyada sırt sırta verebilirdik gibi anakronik bir darbe girişimiyle tarihi alt edebilseydim bugünkü bilinç, o günkü heyecan , zamansız mekanlar vejetaryenliğin sorun olmasın için bu barbarlık çağında marine ederdim zamanı sebze sularıyla birkaç bin yıl kadar geçmişe sövüş, geleceğe dönüş, an’a müdahale evrimci anlatıların propagandası ikinci bir emre kadar yasak hava güneşli,...
Son Yazılar:
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kategori: Manşet
SIR: ARTHUR MILLER – MARILYN MONROE
Arthur aynı heykeltıraşın kendi yaptığı heykele âşık olması gibi Marilyn Monroe’ya âşık oldu. 1956 yılının haziran ayında; Marilyn ve 16 yıllık eşinden ayrılan Arthur büyük bir törenle evlendi. 1915 yılında New York Harlem’de doğan Arthur Miller, küçük yaştan beri ilgi duyduğu tiyatro oyunlarını hiç kaçırmazdı. 11 yaşında gittiği New York’un o dönemdeki en ünlü tiyatrosu...
Kaçmak (Şiir)
Sarı yaprakların inişi gibi Gözlerimde hüzün oturuyor Acı beni parçalıyor Ve yaralar ısınır gaddarlıkla dolu İçimde kök salan hasret doluyum bavulu alıyorum Kalbimi uzak yerlere bırakıyorum Gökyüzünün öfkesi yüzümde patlıyor gözlerim titriyor aklımda tekrar ediyorum Biri beni gözyaşlarımın izinden bulacak… Tersi Gülümsemeler nereye gidiyor? Şiirler kendilerini nerede saklar? Bir parçam hala anıları örüyor Pencereler,...
CEZMİ YALÇINKAYA: MOZART OLAMADIM BARİ CEZART OLAYIM!
Cana can veren Dengbêjlerin suyudur, nağmeleri ise soyumdur derim… Yaşadıklarının bir özeti olarak, ‘Kırılan dalıma kimse destek olmadı, bende kimseye çınar olmadım.’ diyen Sanatçı Cezmi Yalçınkaya’yı (namı diğer Cezart’ı) tanımak ve bu vesileyle onu tanıtmak için yaptığım bu söyleşinin sizlere de iyi geleceğini düşünüyorum. Böylesi (kırık ve kırgın) seslere ses verin, tanıyın/tanışın vesselam. -Sanatçı Cezmi...
1922’DEN GÜNÜMÜZE NOSFERATU
Klasik korku anlatılarında canavar figürü, kurulu düzene, bu düzenin kurumlarına, değerlerine aykırı, bu düzeni, onun kurumlarını, değerlerini tehdit eden bir unsurdur. “Sessiz sinema” olarak anılan (*) dönemin ve özel olarak dışavurumcu sinema ekolünün başyapıtlarından Nosferatu’nun (1922) son on yılın gözde korku/gerilim filmleri yönetmenlerinden Robert Eggers tarafından çekilen yeniden çevrimi ülkemizde de sinemalarda gösterimde. Bram Stoker’ın...
VAHİY (ŞİİR)
Beni porselen bir bebeğe dönüştürene kadar öp lütfen Yüzüme ölüm gibi gülümse Kalbindeki hayattan bana da ver Midemde kelebekler uçmuyor Birbirimizden başka kimsemiz yok Öyle bir sarıl ki Kaburgalarım kırılacak sanayım Vahiy getir bana Sonsuza kadar unutmayayım Hava inadına hayat dolu Bense bir mermiye sahibim Aile tepeden tırnağa bir trajedidir dersen Ben de sana Bir...
BEN BU DEĞİLİM… (ŞİİR)
Ben bu değilim İki kaş arasında esirdir kıyılmış kalbim İki dudak arasında ezilir biterim İncecik ipek mendillere sarılır yüreğim Zor zamanlarda yakar kendimi veririm Dostun suskun süren kavgasına Sokaklarından geçmişim Dağlarından Şehirlerinden geçmişim Denizlerinden Ayrılık şerbetini içmişim Emek vermişim Tezgâhtan geçmişim Ben bu değilim Zalim bir kıştı kışlada zaman alçalmıştı Ama yaşadıklarımız unutulmamıştı Oysa bütün...
2024’TE TÜRKİYE SİNEMASI
Yakın dönem Türkiye sinemasının önemli handikaplarından biri, son derece kalburüstü ilk uzun metraj filmleriyle çıkış yapan genç yönetmenlerin bazılarının daha sonra ikinci bir film çekebilme olanağını yakalayamamalarıdır. Türkiye sinemasının geçen yılki kuşbakışı portresini çizmeden ve öne çıkan yerli yapımları değerlendirmeden önce geçen yıl Türkiye’de sinemanın durumunu kısaca ele almak yararlı olacak. Covid pandemisinin yoğun yaşandığı...
GELECEK KÖTÜYÜ DÜŞÜNMENİN ESTETİK HAZZI: DİSTOPYA
Distopya, hiç istisnasız günümüzün en gözde anlatım formu. Holywood’dan Netflix gibi platformlara neredeyse olmazsa olmazı. Buna milyonlarca gencin takip ettiği, fanı olduğu anime, manga sektörünü eklemek de gerekiyor. Artık gündelik dilimizin parçası olmuş ütopya kavramını, yani Yunanca-Latince kökenli Olmayan Yer’i 15. yüzyılda kitabına Ütopya ismini veren düşünür, siyasetçi Thomas More borçluyuz. Ütopya katı kuralları olsa...
Şu Arabesk Olayı
Tane tane anlatalım: Arabesk müziğin içinde doğduğu, büyüdüğü ve doruk noktasına ulaştığı dönem, Türkiye’nin 70’li yıllarıdır. Bu süreç, öznenin varlık nedeni olan iç göçün de zirvesini oluşturur. 80’lerin son çeyreği. Okul çıkışı. Bir grup arkadaşla Üçgen Mahallesi’nden TRT’ye doğru yürüyoruz. Urfalı Osman, kulaklarımızı tedirgin edici tiz bir sesle bir İbrahim Tatlıses şarkısını terennüm ediyor: “O...









