uzun parmaklarıyla eğirsin ömür ipliğimi kaderin kızları başımın çevresinde defne yaprakları ben yürürken dikilsin beyaz elbisem ben yürürken sökülsün ardım biri gelsin otursun balkonda bıraktım sandalyeyi biri gelsin kapağını kaldırsın tezgahta bıraktım yaptığım yemeği zehrini aldım şarabımı saldım çapaladım suladım omcaları biri gelsin biri gelsin ben geçtim penceremde fesleğen...
Son Yazılar:
Türk Grafik Sanatından Bir Tuncer Türkkan Geçti
Kusurun İspatı: Yapay Zekâ Paranoyası Yeni Bir İçsansür Rejimi mi Kuruyor?
Kaygı: Anımsamak, Direnmektir
Kültürel Miras Kimin? Devletin, Kentin, Yoksa Hepimizin mi?
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Tevfik Talha Okan: Mekanın Gerilimleri
Kapitalizmin Kökleri Köleliğe Dayanır
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Kategori: Manşet
evet (şiir)
çocuklarının yüzlerine bakamayan çulsuz babaların acıklı hâlleri ve ekmek getiremeyen pirinç bulgur tuz peynir getiremeyen et getiremeyen un getiremeyen patates açıklaması ne zor boş tencere önündeki garip anneleri ne pişirsek değil de suyu neyle ısıtsak diye boş bakan boş ne acaiptir kim bilir tadı çikolatanın mütemadi bir perhiz iftarsız sahursuz mütemadi bir oruç ne ki...
SARAH KOFMAN’IN ‘ORDENER SOKAĞI-LABAT SOKAĞI’
Order Sokağı-Labat Sokağı, Polonya kökenli Fransız filozof Sarah Kofman’ın otobiyokrafik romanı, 2015 yılında yayımlandı, ancak -ülkemizin belki de toplumsal olarak en karanlık dönemini yaşadığı- 2024 yılında incelemeyi yazmak bir zorunluluk haline geldi. Sarah Kofman 14 Eylül 1934’te Paris’te dünyaya geldi ve Toulouse’da felsefe öğreterek entelektüel hayatını şekillendirdi. Döneminin en önemli iki ismi Jean Hyppolite ve...
ŞARKILAR YAŞAR (ŞİİR)
Yaşar Günaçgün’e sevgimle Bir tanem der, çünkü gönül şairidir Kumralım der, hayat buna sevinir Aldanırım der, aşk sinemalarda Divane olunca Merve çiçeklenir. Kerem yüzlü, yağmur sesli bahardır Aşk kalbe bela, söyle canım dönemem Denizin tuzunu kuşlar öper, gidemem Masal mıyız, ‘pazar günleri de aşığız.’ Kuşların yaman kardeşiyiz, uçarıyız Hayallere gideriz, düşe kalka gideriz Hayata imdat...
kuru bahçe (şiir)
acıyla yokluk arasında acıyı seçiyorum ben *** Faulkner kuru bahçen her sabah çayırkuşunun sesini taşlara dokunurken işitiyorum göğsü kırmızı kuşları kaygan pürüzsüz taşları kalbime dizerken işitiyorum farkındayım üstümden geçen bulutların...
ŞİİRCİ NOTLARI-7
Şiirden Bahsetmek Şiirciyi şiir hakkında konuşturduğunuz zaman, liyakatsiz, münasebetsiz bir şiir tarihçisinin anlamsız sayıp dökmeleriyle karşılaşırsınız . Coğrafyamız bu sapıncın tedavisine geçit vermemektedir. 7 fenerciler, Hecenin Has Erleri, Aruz’ dan Arus’ a Zifafsız Zihaf, İmale’ de İmla Aranmazcılar, 42 dolap 23 dümen, Üçüncü Turfanda Hareketi… Anlaşılan, şiirlerin doğuruluşu, birtakım grupların neşeyle, el ele, hep ...
SİNEMANIN FELSEFİ YÜZÜ
Sinemanın bir anlamda görsel bir sanat olduğunu unutmayan yönetmenler, ‘alana müdahalenin’ ne olduğunu iyi bilirler. Şöyle ki, ressamın tuvalinde sergilediği kompozisyonu renksel ve biçimsel olarak düzenleme şansı vardır. Bunun anlamı ise şudur: Biçimsel değerler uğruna fotografik gerçeklik feda edilebilir. Elbette buradaki amaç denge sağlamaktır. Plastik sanatlarda gerçekleşebilen bu dengenin, kameranın vizöründe de var olmasını bekleyen...
Şerif Gören’in Ardından
Şerif Gören, bir dizi tesadüf sonucu erken yaşlarda bulaştığı Yeşilçam’ın -yolu Yılmaz Güney’le kesişinceye kadar- hemen her biriminde çalışır. “Canlı Hedef”teki yönetmen yardımcılığının ardından yaklaşık 10 yıl boyunca Çirkin Kral’ın izinde yürüyecektir. Filmografideki ilk önemli kırılma kuşkusuz Yılmaz Güney’in Yumurtalık hadisesi sonucu tamamlayamadığı “Endişe”yi Gören’e devretmesi sonucu yaşanır. Kan davası, başlık parası ve sömürüyü başarıyla...
YENİ SANAT TARİHİ: ELEŞTİREL BİR GİRİŞ-JONATHAN HARRIS
Harris çalışmasının başlangıç noktası olarak öğrenci gösterileri, başkaldırı ve protestoları ile genel bir huzursuzluğun baş gösterdiği 1968 Mayısını almakta. Jonathan Harris, Yeni Sanat Tarihi: Eleştirel Bir Giriş adlı kitabında sanat tarihinin 1970’den bu yana geçirdiği değişimin kuramsal, tarihsel, toplumsal ve siyasi bir dökümünü bir araya getirmeyi amaçladığını söylüyor. Ona göre kitabın hedef kitlesi üç gruptan...









