BEYOĞLU’UNDA BAHAR: BEDRİ RAHMİ SERGİSİ

“ Sanat Tarihinde Bir Belge Bir Dönem “

1947 baharında, İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda, Asmalımescit’in dar sokaklarından birinde, Gamsız Apartmanı’nın birinci katında bir sanat yolculuğu başlıyordu. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun resim sergisine davet eden bu zarif davetiye, yalnızca bir sergiyi değil, aynı zamanda bir çağın ruhunu da bugüne taşıyan nadide belgelerden biridir.

İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı küresel sarsıntı yeni yeni durulmuş, İstanbul ise yeniden kültürel hayatın cazibe merkezi haline gelmeye başlamıştı. Savaş yıllarında gölgelenen sergiler, konserler ve edebiyat toplantıları 1940’ların ikinci yarısından itibaren yeniden canlandı. Beyoğlu, bu canlanışın kalbiydi: tiyatro sahneleri, sinemalar, kahvehaneler ve apartman dairelerine açılan küçük galeriler, sanatçıların ve izleyicilerin buluşma noktası oldu. İşte tam bu atmosferde, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun sergisi hem bir sanat olayına hem de savaş sonrası İstanbul’un yeniden doğan kültürel enerjisine işaret ediyordu.

Davetiyenin üzerinde yer alan resim, Bedri Rahmi’nin hayal gücünü ve anlatı gücünü yansıtan çarpıcı bir örnektir. Bir atın sırtında, birbirine sarılmış iki figür… Yeryüzünden göğe uzanan düşsel bir yolculuğun tam ortasında. At, halk masallarının kadim simgesi, aynı zamanda özgürlüğün ve yolculuğun metaforudur. Figürler, hem aşkı hem kardeşliği hem de insanın içsel ikiliğini hatırlatır.

Alt kısımda uzanan İstanbul manzarası, kubbeleri ve minareleriyle kolektif belleğin şehir imgesi… Sanki bu yolculuk yalnızca iki figürün değil, aynı zamanda bir şehrin, bir toplumun yolculuğudur. Bu davetiye, grafik estetiğiyle de dikkat çeker: yazı karakterleri, düzeni, baskı tekniği, 1940’ların görsel diline dair ipuçları verir.

©Mehmet Günyeli Koleksiyonu

Bedri Rahmi Eyüboğlu, yalnızca bir ressam değil, aynı zamanda bir şair, bir halk anlatıcısı, bir öğretmendir. Onun sanatında Anadolu motifleri, halk desenleri ve folklorik öğeler modern bir üslupla yeniden yorumlanır. Hem tuvalinde hem de dizelerinde aynı kökene, aynı kültürel damara döner: halkın iç dünyasına.

Bu sergi, Eyüboğlu’nun halk sanatından aldığı motifleri çağdaş bir estetikle harmanladığı döneme denk düşer. Mozaik, vitray, seramik gibi farklı tekniklere yöneldiği yılların eşiğinde, onun sanatında köprüler kurduğu bir aşamadır. Davetiyedeki figürlerin hem masalsı hem modernist dili, tam da bu sentezin görsel bir özeti gibidir.

10 Nisan – 30 Mayıs 1947 tarihleri arasında açık kalan sergi, her gün öğleden sonra ziyaret edilebiliyordu. Bu süreklilik, Bedri Rahmi’nin sanatını daha geniş bir kitleye ulaştırma isteğini gösterir. Serginin mekânı da önemlidir: Asmalımescit’in bir apartman katında açılması, İstanbul’da galericilik anlayışının yeni yeni filizlendiği bir dönemde, sanatın apartman dairelerinde, pasajlarda, küçük salonlarda kendine yer bulduğunu hatırlatır.

Bugün elimizde tuttuğumuz bu davetiye, yalnızca bir sergiye çağrı belgesi değil, aynı zamanda bir çağın hafızasıdır. 1940’ların sonunda Beyoğlu’nun kültürel nabzını, İstanbul’un yeniden nefes almaya başlayan sanat hayatını, bir sanatçının düş gücünü ve özgürlük arayışını simgeler.

Günyeli Koleksiyonu’nda yer alan  bu nadir parça, geçmişin kaybolan İstanbul’unu hatırlatan bir bellek taşıdır. Tıpkı Bedri Rahmi’nin resimlerindeki gibi: Anadolu’nun deseni, İstanbul’un hayali, halkın sesi… Hepsi, bir davetiye kâğıdında buluşmuş durumda.

 

 

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.