Kandinsky’ye göre klasik figüratif sanat ile soyut sanat arasındaki fark; klasik ifadede dışsal gerçeklik betimlenirken soyut sanat ifadesinde iç gerçeklik ve bilinçaltındaki arketipler kompozisyona yön verir. Erol Kılıç soyut eserlerinde görüldüğü gibi; ruhun yaratıcı dinamiklerine kapılmış giden ritimle, titreşimlerin çarpışan formları olarak ortaya çıkarlar. Sanatçıda, bilinçaltının devreye girmesiyle tuval yüzeyinde belirmeye başlayan form ötesi formlar...
Son Yazılar:
Bodrum’da Fransız Rüzgarı Akdeniz Kültür Buluşmaları Bodrum’da
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
Yazar: Gülseli İnal
SANAT FUARI MI YOKSA DEKORATİF SANATLAR FUARI MI? PANAYIR MI!
Beyler sanat organizasyonunda ilk hedef güçlü yapıtları topluma sunmaktır, para kazanmak değil. Yani ilk planda sanat örnekleri sergilenmeli, vurucu sergiler yapılmalıdır. Para ise ikinci planda olmalıdır. Üç büyük imparatorluğun başkenti ve geleceğin “Sanat Başkenti” İstanbul’un tarihi bölgesi Haliç’te gerçekleşen Sanat fuarı Ci; Batılıların bize layık gördüğü “Doğu için geçerlidir” mantığının uygulandığı bir alan olarak sanat...
ÖLÜMSÜZLÜĞE ÇAĞRI
Füsün Aydoğan tuvalinde deneylediğimiz olgu ise; dişi varlığın yaşamsal gücünü vurgulamaktır. Sanat yaratısı; insanı kaynağa taşıyan, hayat özünün köprülerinden geçiren büyük bir güçtür. İnsanı kendi kendine çağıran sestir, aynı anda onu kendisiyle yüzleştiren şeydir de. İnsanın kendine yolculuğu bitmek bilmeyen bir serüvendir. Bu uğurda çocukluğundan bu yana elinde fırça ve boyalarla haşır neşir olan Füsün...
Ayça Erdura: Ateşte Nadas
Şair kendine giden yolu bulduğunda kendi özünün tınısını sözcüklere dönüştürür. Bu eylem bir doğum anıdır. Eldeki kalem sözü, imi, imgeyi dile getirirken altın tozu gibi bembeyaz kağıda yağar. Gidilecek yollar karanlıksa simge ona ışık taşır, imge dönüşümü talep eder, istektir talepdir, olması gerekenin olmasını ister ; böylece şairin içindeki özgürlük başkalaşarak güneşsi bir güçle donanır....
SAYIN ATAERKİLLER!
Sayın ATAERKİLLER, Sayın GÖSTERİ DERGİSİNİN EDİTÖRLERİ; ‘80 şiiri kuşağının kadın kalemlerini dışlamaya çalıştığınız için çok büyük tarihi bir hata yaptınız. Ya da bilerek 80 kuşağının sınırlarını kendinizce yeniden çizmek istediniz. Her iki tavır da oldukça gerici olduğunuzu gösteriyor. Sayın kültür emperyalistlerinin elçisi genel yayın yönetmeni; size sesleniyorum, tarihi bir gerçeği değiştirme gücüne sahip değilsiniz, karar...
POLVO: QUAD ERAT*
Evrensel Ordo İdearum ve Kartezyen’e karşı estetik dili gündeme taşımak, eski suretleri geride bırakıp yeni anlamların form kazanmasını sağlamak, ani oluşu nedeniyle şimşek gibi inen estetik ilhamla zaman dışı olanı ve toplumsal skalayı sorgulama Polvo’nun estetiğine giriş kapılarıdır.Düşünür Ennoble’ye göre sanatın işlevi maddeyi ve maneviyatı soyutlaştırmaktır. Şöyle ki ; kavramlaştırma anlamına gelen gerçekliği...
Alice Contemporary İstanbul’da
20 yy. ikinci çeyreğinde İstanbul sanat arenası Batı kaynaklı estetik tarzlarla haşır neşir olmuş, plastik sanatlar alanında Frankofon bir tavır benimsenmiş yaratıcı birkaç özgün ressamın dışında, sanatçının elindeki fırça tuvalin üzerinde boydan boya akarken gözler Batı’nın boya tekniklerine, tematik takılıp kalmıştı. Teknik yöntemi Batı kaynaklı, temaları yerel sayısız eser Tanzimat ve Cumhuriyet dönemi sanatçıları tarafından...
- 1
- 2






