Senarist-Yönetmen dostum Durmuş Akbulut’u, “bir ayrıntı işçisi olarak” tanımlamak yanlış olmaz. Resim, edebiyat, senaryo alanları üzerine kendisiyle yapılan bir söyleşi sırasında şunları söylüyor: “Sinema edebiyatın en zeki çocuğu, resmin asil kardeşi, mimarinin yakın akrabası, sosyolojinin sıkı dostu, psikolojininse tedaviye en iyi cevap veren hastasıdır.” Akbulut’un bu tespitine katılmamak elde değil. Ressamlar üzerine yaptığı belgesellerin yanı...
Son Yazılar:
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Yazar: Ertekin Akpınar
Ömer Kavur: Bir Duygunun Kısa Anıları/Anları…
1988 yılıydı. Lise 2. sınıftaydım. Gece Yolculuğu vizyona girmişti. Hiç unutmuyorum o filmi izlemek için ailemden habersiz, Adapazarı’ndan bir trene binip Haydarpaşa’da inip, Karaköy’den Beyoğlu’na çıkmıştım. Beyoğlu Fitaş Sineması’nda o filmi izlediğimde adını koyamadığım -gerçi hala Ömer Kavur filmlerine karşı aynı duyguyu hissediyorum- bir ruh hali içindeydim. Tuhaftı ama gerçek dışı değildi. Peki ne kadar...
HEPSİYDİ: KONT, ŞÖVALYE VE KEŞİŞ
Bir Fotoğraftan Kısa Anılar… – 2 1991 yılının, Nisan ayıydı. İzmir’den, İstanbul’a İstanbul Film Festivali’ne gitmiştim. Giovanni Scognamillo’yla, Beyoğlu’nda tanıştım. Lakabı, ‘Beyoğlu Kontu’ydu ama benim gözümde, bir ‘Şövalye’ydi ve beni sarsan bir sinema belleği vardı. Hatırlıyorum; Bir Levantenin Beyoğlu Anıları kitabını su içer gibi okumuştum. Türk Sinema Tarihi kitabı zaten ders kitabımdı. Dostluğumuz, 2016 yılında...
METİN ERKSAN: YALNIZLIK SİNEMASINDAN TUTKU SİNEMASINA
Bir Fotoğraftan, Bir Filme… Kısa Kısa Anılar… – 1 Benzersiz bir filmdir, Sevmek Zamanı. Benzersizliği, ‘yalnızlık’ ve ‘tutku’sundan kaynaklanır. Aynı zamanda, atmosferinden. Müşfik Kenter’in, Sema Özcan’ın, görüntü yönetmeni Kriton İliadis’in benzersizliğinden. Filmin çekildiği yıl, 1965’di ve ben henüz doğmamıştım. John Berger henüz Görme Biçimleri kitabını yazmamıştı. Susan Sontag, otuz iki yaşındaydı. Eugene Atget tam otuz...
ANSIZIN VE HEPSİ BİRDEN: TRAVMA, ÖFKE ve UMUT[SUZLUK]
“Şimdi ağlamak istemiyorum. Arkadaşlarım aklıma gelince ağlıyorum çünkü.“- sy. 18 Tarkovski, ilk filmini yapmaya nasıl karar verdi? Charles Baudelaire, Paris Sıkıntısı kitabını hangi ruh haliyle yazdı? Arthur Rembaud, Kıbrıs’a neden gitti? Edward Hooper ilk tablosunu yapmaya başladığında ne düşünüyordu ve ilk hangi rengi kullandı? Eugene Atget, Paris’in bomboş sokaklarını fotoğraf makinesiyle çekmeye karar verdiğinde, deklanşörüne...




![maxresdefault ANSIZIN VE HEPSİ BİRDEN: TRAVMA, ÖFKE ve UMUT[SUZLUK]](https://ekdergi.com/wp-content/uploads/2018/02/maxresdefault-2.jpg)