1988 yılıydı. Lise 2. sınıftaydım. Gece Yolculuğu vizyona girmişti. Hiç unutmuyorum o filmi izlemek için ailemden habersiz, Adapazarı’ndan bir trene binip Haydarpaşa’da inip, Karaköy’den Beyoğlu’na çıkmıştım. Beyoğlu Fitaş Sineması’nda o filmi izlediğimde adını koyamadığım -gerçi hala Ömer Kavur filmlerine karşı aynı duyguyu hissediyorum- bir ruh hali içindeydim. Tuhaftı ama gerçek dışı değildi. Peki ne kadar...
Son Yazılar:
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Yazar: Ertekin Akpınar
HEPSİYDİ: KONT, ŞÖVALYE VE KEŞİŞ
Bir Fotoğraftan Kısa Anılar… – 2 1991 yılının, Nisan ayıydı. İzmir’den, İstanbul’a İstanbul Film Festivali’ne gitmiştim. Giovanni Scognamillo’yla, Beyoğlu’nda tanıştım. Lakabı, ‘Beyoğlu Kontu’ydu ama benim gözümde, bir ‘Şövalye’ydi ve beni sarsan bir sinema belleği vardı. Hatırlıyorum; Bir Levantenin Beyoğlu Anıları kitabını su içer gibi okumuştum. Türk Sinema Tarihi kitabı zaten ders kitabımdı. Dostluğumuz, 2016 yılında...
METİN ERKSAN: YALNIZLIK SİNEMASINDAN TUTKU SİNEMASINA
Bir Fotoğraftan, Bir Filme… Kısa Kısa Anılar… – 1 Benzersiz bir filmdir, Sevmek Zamanı. Benzersizliği, ‘yalnızlık’ ve ‘tutku’sundan kaynaklanır. Aynı zamanda, atmosferinden. Müşfik Kenter’in, Sema Özcan’ın, görüntü yönetmeni Kriton İliadis’in benzersizliğinden. Filmin çekildiği yıl, 1965’di ve ben henüz doğmamıştım. John Berger henüz Görme Biçimleri kitabını yazmamıştı. Susan Sontag, otuz iki yaşındaydı. Eugene Atget tam otuz...
ANSIZIN VE HEPSİ BİRDEN: TRAVMA, ÖFKE ve UMUT[SUZLUK]
“Şimdi ağlamak istemiyorum. Arkadaşlarım aklıma gelince ağlıyorum çünkü.“- sy. 18 Tarkovski, ilk filmini yapmaya nasıl karar verdi? Charles Baudelaire, Paris Sıkıntısı kitabını hangi ruh haliyle yazdı? Arthur Rembaud, Kıbrıs’a neden gitti? Edward Hooper ilk tablosunu yapmaya başladığında ne düşünüyordu ve ilk hangi rengi kullandı? Eugene Atget, Paris’in bomboş sokaklarını fotoğraf makinesiyle çekmeye karar verdiğinde, deklanşörüne...



![maxresdefault ANSIZIN VE HEPSİ BİRDEN: TRAVMA, ÖFKE ve UMUT[SUZLUK]](https://ekdergi.com/wp-content/uploads/2018/02/maxresdefault-2.jpg)