Hemen her gün minicik bedenlerin, geç kaldığımız çığlığıyla uyanıyoruz güne. Dipsiz bir çukurun bataklığıyla örtülmüş vicdanlarımızı temizlemeye çalışıyoruz, anlamını dahi bilmediğimiz kelimelerle. Hoş, anlamını bilmek yetecek mi ki tüm pisliği temizlemeye? ‘4,5 yaşındaki çocuk, babasının tecavüzüne uğradı!..’ haberi dönüp duruyor beynimin içinde. Aldığı hasarlarla ilgili cümleler savruluyor dört bir yana. Kim bilir kaç haberden ‘habersiz’...
Son Yazılar:
ARAP DÜNYASININ YENİ YILDIZI: HALA BENSAID
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları 30 Haziran’a Uzatıldı
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
İnsan-Sonrası Bir Dünya: “Three Robots” ve Bir Kedi
MODERNİZMİN GÖRÜNTÜSEL YAPISI
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Hegel’in “efendi-köle diyalektiği” nedir?
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”
“Tiffany’de Kahvaltı”dan, “Cesur Yeni Dünya”ya
Star Wars Anlatı Sanatı Müzesi
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Ana Sayfa
Aysu Altunay
Yazar: Aysu Altunay
KAYGISIZLIK ÇAĞINDA JOHN COFFEY OLAMAMAK
Kaygısızlık çağında John Coffey olamamak. İçten içe her şeyi en güzel hale çevirebilmek arzusuyla yanıp tutuşmak ama yetememek. Elinizi nereye uzatsanız boşa çıktığını gördüğünüz, kımıltısız bir yanılsamayla yaşamak. Çoğumuz Stephan King’in Yeşil Yol kitabını okumuş yahut filmini izlemişizdir. Tecavüze uğramış iki çocuğun cansız bedenlerini kurtarmaya çalışırken bulunan John Coffey’nin suçlu bulunup, idam cezasına çarptırılarak, idam...

