Bilemedin hangi aşkın fakiri olduğunu
ışık çemberinden geçerken
gölgelere sırrını bırakan gençliğin
Gecelerin şerrinden kaçarken
beyaz çarşaflara dökülen irin
gövdesine hapsoldu yaşadığın çağın
Kirlendi bir zaman baktığın her yer
nefretin hazinesi oldu
öfkenin doğurduğu torunlara
Kimse bilmez yüreğinden geçenleri
kendi yaprakları arasında kaybolmuş
narin bir çiçeğin yanına otururken
Şavkı yüzünde solmuş
eski bir hikâyeye davet ediyor şimdi
dağları aşıp gelen zaman
Bir dostun kolundan tutmuş gibi
usulca yürüyor rüyalarına
sevinç yüklü bulutları yırtarak
Gün kabuklarını yol kenarına atarken
acıda dinlenmiş bir yüzle ölüme bakacaksın
geride yollara serpilmiş bakışların
Resim: Selahattin Yıldırım


Bir Cevap Bırakın