Sanat akımları; bütün dünyanın etkilendiği toplumsal oluşumlardan veya teknolojik buluşlarla yeni yön edinirler.
M.Ö. 534 yılında Atina’da Yunan korosu, düzlük alandan oluşan bir sahnede, karşılarındaki çember şeklindeki taş sıralarda oturan dinleyicilere şarkı söylerken, koro üyelerinden biri olan İkarialı Thespis aniden korodan ayrılarak öne çıkar. Yüzünü, beyaz bir toz sürerek (makyaj) daha parlak yapan Thespis, aniden trajik bir karakteri canlandıran monoloğunu oynamaya başlar. Seyircilerin, sahneyi paylaştığı diğer koro arkadaşlarının şaşkın bakışları arasında, o anlarda tarihteki ilk oyunculuk örneğini vermektedir. Korodan ayrılıp o kişiyi canlandırmaya başlayınca, artık kişi kendisi değildir. Başka bir karaktere bürünmüş, sahnede o karakteri oynamaktadır. İşte o anlarda kendisi ne kadar farkında olmasa da batı dünyasındaki modem dramayı kurmaktadır
M.Ö 355 yılına geldiğimizde Antik Yunan filozofu Aristoteles’in yazdığı Poetika Batı edebiyatının ve tiyatro teorisinin günümüze ulaşan en eski felsefi incelemesi olarak kabul edilir. Asırlardır yazılan bütün edebi eserler, tiyatro oyunları ve film senaryolarında bu kitaptaki tragedyanın yapısı ve kuralları kullanılmaktadır. 1898 yılına gelindiğinde; o yıl 33 yaşında olan Moskova doğumlu Stanislavski Nemirovich Danchenko ile birlikte Moskova Sanat Tiyatrosu’nu kurdu.

Konstantin Stanislavski, tiyatro oyunculuğu mekanik ve abartılı kalıplardan çıkarmıştır. Oyunculuğu bilimsel ve psikolojik bir temele oturtan ilk kişi olan Stanislavski modern tiyatronun temellerini atmıştır. Stanislavski Sistemi ile oyuncuların sahnede ezbere dayalı yapay duygu aktarımları yapmaları yerine, oyuncu oynadığı karakterin iç dünyasını sahneye yansıtır.
Sistemini, “deneyimleme sanatı” olarak adlandıran Stanislavski “Oyuncunun bilinçli düşüncesini ve iradesini ve bilinçaltı davranış gibi daha az kontrol edilebilir psikolojik süreçlerini öne çıkarmalıyız” der.
Stanislavski, bu içsel yaşamın yaratılmasının oyuncunun ilk önceliği olması gerektiğini savunur.
Konstantin Stanislavski ” bir rol, tüm yaratıcı anlarında yaşayan bir kişiye, yani oyuncuya bağlıdır, ölü bir soyutlamaya, yani role değil.” der.
1914 yılında bütün dünyanın etkilendiği toplumsal oluşum olan 1. Dünya savaşı, başlamıştır. Bu savaşta yeni bir tiyatro akımının doğmasına neden olmuştur.
17 Aralık 1893 tarihinde Almanya nın Greifenstein köyünde dünyaya gelen Piscator Birinci Dünya Savaşında Alman ordusunun piyade sınıfında görev almıştır. Piscator’da bu zorunlu askerlik militarizm ve savaş karşıtlığını ortaya çıkarmıştır.
Savaş dönüşünde, halka sol politikayı açıklamak ve insanları bu yönde dönüştürmeye çalışmak için çalışmalara başlayan yapımcı ve yönetmen Piscator toplumsal ve politik oyunlar yönetmeye başlamıştır.
1929 yılında ise Piscator tiyatro teorisi alanındaki çalışması olan Politik Tiyatro’yu yayınlamıştır.
Piscator Sınıfsal temelli Politik Tiyatronun kurucusu ve Epik Tiyatro türünü Berrtolt Brecht ile birlikte başlatan kişidir.
1937’de dansçı Maria Ley ile Paris’te ‘te evlenirken nikâhtaki sağdıçlarından biri Bertolt Brecht’tir.
1938 sonlarında Alman vatandaşlığından çıkarılır. 1939’da Amerika Birleşik Devletleri’ne göç eder ve burada seminerler vermeye başlar. New York New School’da kurulan tiyatro kürsüsünün başına getirilir. ‘Dramatic Workshop’ adıyla anılan bu kürsünün öğrencileri arasında Ben Gazzara, Harry Belafonte, Marlon Brando, Eli Wallach ve Tennessee Williams bulunur.

“Tiyatronun, izleyicisinin alışkanlıklarını tatmin etmesini değil, onları değiştirmesini bekleyin.” diyen Bertolt Brecht 1898 yılında Almanya’da Agusburg kentinde doğmuştur.
Brecht Epik tiyatronun Piscator ile kurucusu olarak bilinir. dünya savaşlarının arasında Brecht de insanlık için felaket olan çeşitli olaylara tanık olur. Savaşa katılan ülkelerin toplam ölü kaybı 20 milyon kişidir. Savaşın bittiğinde 20 yaşında olan Bertolt Brecht tamamen bir savaş karşıtı olmuştur.
Brecht 1933 yılında Almanya’dan kaçar, ABD ye gider, 1941 yılında ABD vatandaşı olur,
1947 yılında ise komünist avcılığı için kurulan Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi karşısına “komünist” suçlamasıyla çıkarılır. Bu olaydan sonra, ana vatanı Almanya’ya döner.
Piscator Bertolt Brecht için şunları söylemiştir: “ Brecht Epik Tiyatro’yu kuran kişidir. Benim tiyatromdaki temel uygulamaları gördükten sonra kendisi kuramı geliştirdi ve oyunlar yazdı. Her şeye karşın tabii ki daha büyük olan odur. Sanatı yoluyla bölünme sırasında Almanya’yı temsil edebilen tek adamdı. Bütün sınırların ötesinde etkin oldu. Oyunları batıda da oynanıyor. İnsan ona yalnızca hayran olabilir.”
Bertolt Brecht’in doğrudan Marksizm-Leninizm etkilenimiyle oluşturduğu ve seslendiği Epik Tiyatro seyircisi emekçi sınıftır.
Brecht “tiyatronun; yalnızca lüks olarak toplumun elit kısımları için değil. halkın sorunlarını da konu edinebilenliğini göstermek görevimizdir” demiştir. Epik Tiyatro, kapitalizm ve sınıflı toplum eleştirisi yapmaktadır. Seyirciye içinde yaşadığı sistemin olumsuz yanlarını göstererek, seyircisini başka alternatifler üzerine düşünmeye iter.
Brecht’in epik tiyatrosunda en büyük yenilik yabancılaştırma efektidir. Bütün oyun boyu sahnedekinin bir oyun olduğunun seyirciye hatırlatılmaktadır.
Brecht “Epik Tiyatro; kandırmacadan değil, öğrenmekten, bilmekten ve çözümlemekten zevk alan bir seyirci yaratır” demektedir.
Tiyatro ve sinema dünyasına yön veren önemli iki kişi Bertolt Brecht ve Joseph Losey in buluşması yaratıcıların eserlerine yön vermesi açısından çok ilginçtir.
1929 yılında girilen büyük buhrandan hiç değilse bazı sanatçılara iş sağlamak amacıyla 1936 yılında kurulan FDR projesi bir devlet programıydı. O dönemde tiyatro yönetmeni olan Losey, 1936 yılında bu proje kapsamında “Living Newspaper” (Yaşayan Gazete) gösterilerini yönetmiştir.
Brecht ABD ye geldiğinde Washington D.C den Los Angeles’e yataklı trenle gitmiştir. İki günden fazla süren yolculukta yan kompartta seyahat eden kişi olan Joseph Losey le orada tanışmışlardır. Yolculuk boyu kurmak istediği epik tiyatroyu anlatan Brecht, Losey’i çok etkilemiştir. Daha sonra öz vatanı Amerika’dan kaçıp Londra’ya yerleşen ve orada bütün ömrü boyu filmler yapan bu büyük yönetmen yıllar sonra üç gün için geldiği Amerika’da yapımcısı olduğum Behind The Camera programında yer almıştır. 72 yaşında olduğu sırada programımızda belirttiği “ Brecht le o tren yolculuğumuzdan o kadar etkilendim ki yaptığım bütün filmlerime epik bir açıdan bakarak filmlerimi değerlendirmeniz gerekir.” demiştir.

Bertolt Brecht te bu yolculuktan çok etkilenmiştir. 1940 yılında kendi yazdığı Galile’nin Yaşamı (Das Leben des Galilei) oyunu Hollywood da sahneye konarken, Brecht anlaşmasına oyunu Joseph Losey’in sahneye koymasını şart koymuştur.
Brecht, Berlin’e dönünce bugünde çalışmalarına devam eden ünlü The Berliner Ensemble tiyatrosunu 1949 yılının Ocak ayında eşi aktrist Helen Wiegel ile birlikte kurmuştur.
Avrupa kıtasında bunlar olurken, 24 Ekim (veya borsanın tam anlamıyla dibe vurduğu 29 Ekim) 1929 tarihinde New York Menkul Kıymetler Borsası (Wall Street) ani bir şokla çöktü.
1929 Dünya Ekonomik Krizi (Büyük Buhran), modern tarihin gördüğü en büyük ve en yıkıcı ekonomik çöküştür.
Büyük Buhran bütün dünyaya yayılmıştır New York ta ellerindeki tahvillerin veya paranın önemsiz kağıt parçası olmasına dayanamayan o güne kadar zengin olan kişilerden 110 tanesi onuruna yedirememiş kendilerini gökdelendeki ofislerinden aşağı atarak intihar etmiştir.
New Yok Şehrinde valilik herkese aç kalmasınlar diye günde bir tane elma dağıtmıştır. New York’a Big Apple denmesinin ve kentin logosunun büyük elma olmasının nedeni bu olaydır.
Toplumsal değişim yeni bir tiyatro oyunculuk akımının oluşmasına neden olmuştur.
New York ta hiçbir tiyatro çalışması yapamayacaklarını anlayan toplam 28 tiyatro yapımcı, yazar. yönetmen, aktör, aktris New York’u terk edip komün yaşamı yaşamaya başlarlar, O 28 kişiden birinin arkadaşının “ New York a iki saat uzaktaki yazlık evime gidin bari orada komün hayatı yaşar burada açlıkla mücadele etmezsiniz” demesi üzerine 8 Haziran 1931 de Danbery, Connecticut e taşındılar.
Küçük bir bahçesi olan iki katlı çok küçük evde 28 tiyatro aşığı kişi 6 odaya sığmaya çalıştılar. Nasılsa ekonomik kriz kısa sürer New York’a yakında döneriz derler. Yanılmışlardır ekonomik kriz on yıldan fazla sürer. Kendi aralarında Group Theater’ı kurarlar ve tiyatro oyunları oynamaya başlarlar. Bu grubun en büyük hedefi Stanislavski’nin oyunculuk kuramlarını daha geliştirip yeni bir oyunculuk biçimi kurmaktır. Bunu başarırlar. Metod Oyunculuk u oluştururlar,
Bu grupta olan Lee Strasberg New York’a dönünce 1947 yılında oyunculuk eğitimi veren Actors Studio’yu kurar.
Metod Oyunculuk büyük toplumsal değişim yanında teknolojik değişim olan sinema ile birleşerek yön bulur. Al Pacino dan Marlon Brando’ya hemen bütün ünlü sinema oyuncuları Actor’s Studio’dan eğitim almış, Metod Oyuncularıdır. Actors Studio’ya eğitim almak için her yıl bütün dünyadan ortalama 10 bin kişi başvurmakta sadece 20 öğrenci kabul edilmektedir.
Dünya savaşının bitmesinin etkileri Avrupa ve Amerika kıtalarında çok farklı yorumlanmıştır. Avrupa da nazizme ve faşizme karşı hareketler kuvvetlenmiştir. Brecht’in epik tiyatrosu oyunları buna güzel bir örnektir.
Amerika’da ise birden milliyetçilik artmış, komünizm tehlikesine karşı hareketler başlamıştır. Rusya düşman ilan edilmiş bütün Rusya aleyhtarı propagandalar başlamıştır. Bu dönemi anlatan Ruslar Geliyor filmi bu dönemin ruhunu çok güzel vermektedir. Bu dönemde ciddi bir Komünist Avı başlamıştır Dönemin gerçeklerini anlatan Arthur Miller’in yazdığı Cadı Kazanı oyunu tiyatro tarihinin en önemli oyunlarından biridir.. Komünist avı ilk olarak eğlence sektöründen, Hollywood dan başlamıştır.
McCarthy dönemi (McCarthycilik), 1940’ların sonlarından 1950’lerin ortalarına (özellikle Senatör Joseph McCarthy’nin en aktif ve baskın olduğu 1950-1954 yılları arasına) denk gelmiştir. 1950 yılının Şubat ayında Senatör Joseph McCarthy liderliğindeki McCarthy soruşturmaları başlamıştır. Önce Hollywood’da bütün çalışanlar soruşturma komitesi önünde sorguya çekilmiştir.

İki soru tek tek herkese sorulmuştur. 1- Komünist parti üyesi misin? 2 -Komünist olduğunu bildiğin kişiler kimlerdir?
Komitenin sorgusundan çıkan o dönemim en ünlü yönetmeni John Huston’un gazetecilere söylediği sözler durumu çok güzel anlatır.
John Huston “bugünlerde Hollywood’da ki herkes diken üzerinde oturuyor, sadece Lassie rahatça yaşıyor” demiştir.(Lassie başrolde oynayan köpektir)
Bu soruşturmadan dolayı bazı Hollywood yönetmenleri, senaristleri ülkeden kaçmak zorunda kalmıştır. Avrupa da bulunan bazı Hollywood kişileri de bir daha ABD ye dönmemişler, yaşamlarına Avrupa da devam etmişlerdir. (Joseph Losey, Jules Dassin, John Berry…vs)
Komitenin sorgularında Kayseri doğumlu olan Elia Kazan bazı isimler veren muhbir vatandaş oldu. Bütün yaşamı boyu bu yaptığını toplumun nefretini kazanarak ödemek zorunda kalmasına rağmen, karşılığında milyon dolarlık stüdyo anlaşmalarına imza attı ve peşpeşe filmler yaptı.
Sadece dünyayı etkileyen toplumsal oluşumların sanat akımlarını şekillendirmesi yanında, her bir toplumun içindeki değişimde o ülke içinde bu akımları kendine özgün yönlere doğru iter.
1970 yıllarına girerken Türkiye’nin politik ve toplumsal yapısı kendine özgün bir epik tiyatro biçimi yaratmıştır.
Vasıf Öngören Epik Tiyatroyu Türkiye’ye sokan kişidir. 1938 yılında doğan Vasıf Öngören,.İstanbul Üniversitesi İ Gençlik Tiyatrosu’nda oyunculuk ve yönetmenlik yaparak tiyatro kariyerine başladı. 1962’de Almanya’ya giderek Berlin Özgür Üniversites Felsefe Fakültesi Tiyatro Bilimleri Bölümünde okudu. Berliner Ensenmle topluluğunun provalarına gitti,
Öngören’e göre tiyatro, “sömürülen halkı bilinçlendirmek ve bu sömürüye karşı harekete geçirmek için kuvvetli bir siyasi etkendir. İzleyene tanıdık gelen canlı ve sıcak yaşantılardan yola çıkarak, seyirciyi yadırgatmalar yoluyla yeni bir bilinç düzeyine ulaştırma“dır.
Öngören 1969’da Ankara Birliği Sahnesi tiyatrosunu kurdu. Kendi Yazdığı ve yönettiği Asiye Nasıl Kurtulur oyunu (Halil Ergün, Mustafa Alabora, Kazım Hün ve diğer oyuncuların unutulmaz oyunlarıyla) Ocak 1970’de galasını yapmıştır, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra tiyatro gizli bir örgüt sayılmış Öngören 6 yıl 8 ay hüküm giymiştir. 1976 yılında İstanbul Birlik Sahnesini kuran Vasıf Öngören 14 Mayıs 1984’te geçirdiği kalp krizi sonucu Amsterdam’da öldü.


Bir Cevap Bırakın