Ve ben tarifsiz bir boşluğu eşeledim
Tırnaklarımın içine girdi karanlığın kiri
Her gece yokluğun şarkısını heceledim
Kimse gelmedi ve sokaktan geçti öylesine biri
Hiç geçmeyecek bir yarayı taşıdım
Ülke kötüye gidiyordu
Kan kokuyordu
Yüzlere yapışmış incecik televizyonlar
Eriyordu küflü sedirlere uzanmış vücutlar
Bir türlü olmuyordu
Ben boşluğu eşelerken
Devrim bir kelime olarak kaldı duvarlarda
Herkes gitti
Arayanım yok, soranım yok
Hayalet adamlar yitti çok uzaklarda
Hesabını veremedim bu korkunç hayatımın
Tanrı bile adımı unuttu
Ey aşk!
Kurulmuş saatlere saklanan zil sesi
Ne zaman çalsa ben orada yoktum
Ey aşk!
Satılık, eski bir konağın uçuşan tozu
Tozu ben, kalbimi sen yuttun
Bir yere gidiyordum
Böyle karmakarışık şekerli bir bahçe
Hepsi kurtlanmış şekerli bir bahçe
Neonlar söndü, ortalık sustalıya kesti
Serseriler gürültülü köşeleri döndü
Ülke kötüye gidiyordu
Hayat kötüye gidiyordu
Ve bir türlü olmuyordu
Ben boşluğu eşelerken
Aşk bir kertenkele gibi gölgeliklerde sürünüyordu
Ve bir bir sönüyordu evrenin ışıkları
Resim: Hakan Cingöz


Bir Cevap Bırakın