Devrim, Aşk ve Televizyon (Şiir)

Ve ben tarifsiz bir boşluğu eşeledim

Tırnaklarımın içine girdi karanlığın kiri

Her gece yokluğun şarkısını heceledim

Kimse gelmedi ve sokaktan geçti öylesine biri

 

Hiç geçmeyecek bir yarayı taşıdım

Ülke kötüye gidiyordu

Kan kokuyordu

Yüzlere yapışmış incecik televizyonlar

Eriyordu küflü sedirlere uzanmış vücutlar

Bir türlü olmuyordu

Ben boşluğu eşelerken

Devrim bir kelime olarak kaldı duvarlarda

 

Herkes gitti

Arayanım yok, soranım yok

Hayalet adamlar yitti çok uzaklarda

Hesabını veremedim bu korkunç hayatımın

Tanrı bile adımı unuttu

 

Ey aşk!

Kurulmuş saatlere saklanan zil sesi

Ne zaman çalsa ben orada yoktum

Ey aşk!

Satılık, eski bir konağın uçuşan tozu

Tozu ben, kalbimi sen yuttun

 

Bir yere gidiyordum

Böyle karmakarışık şekerli bir bahçe

Hepsi kurtlanmış şekerli bir bahçe

Neonlar söndü, ortalık sustalıya kesti

Serseriler gürültülü köşeleri döndü

Ülke kötüye gidiyordu

Hayat kötüye gidiyordu

Ve bir türlü olmuyordu

Ben boşluğu eşelerken

Aşk bir kertenkele gibi gölgeliklerde sürünüyordu

 

Ve bir bir sönüyordu evrenin ışıkları

 

Resim: Hakan Cingöz

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.