Ahmet Haşim’in Nâzım Hikmet’e kini çok öncelere dayanıyordu. Bu kinin ilk ayağı Nâzım Hikmet’in Mehmet Emin’in milli şair olamayacağına dair yazdığı makaledir. Gerçekten de Nâzım Hikmet edebiyatta putları yıkıyordu. Bu kadar düşman kazanması da olağandı. Nâzım Hikmet deyince akla ilk gelen özelliklerden biri de onun gerek edebi gerek de siyasal alanda bulunduğu noktaya dövüşerek, bedel...
Son Yazılar:
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
NURETTİN BELİKIRIK: “NEDEN SORUSU, YAPTIĞIM RESİMLERİMİM BİR İFADESİ OLARAK ORADA DURUYOR.”
Sven Beckert: Kapitalizmin bir başlangıcı vardı ve bir gün sona erecek!
Kategori: Manşet
‘Sırça Köşk’te Sabahattin Ali Öykücülüğü
‘Sırça Köşk’ (1947), Sabahattin Ali’nin (1907-1948) 5. ve son öykü kitabı. Kitabın son bölümünde masallara da yer verilmiş. Üçüncü tekilden anlatılan ‘Portakal’ (1944) adlı öykü, bir denizcilik öyküsü. Bu izleği, Sabahattin Ali’nin ilk öykü kitabı olan ‘Değirmen’deki ‘Bir Gemici Hikayesi’nde de görüyoruz. Portakal sandıklarını gemiye yüklemek isteyenler, kaptanı ve diğerlerini ikna etmekte zorlanır. Gemi tıka...
T bizde kalsın Emrah Serbes(t)
Bizim kızgınlığımız hataya değil riyayadır. Ülkeye bakıyorum da birçok değerli yazarı ya hapislerde ya sürgünlerde ya da işkencehanelerde çürütmüşüz. Birçoğunun hikâyesini bizzat kendilerinden dinlediğinizde önce yayıncıların, burnu büyük editörlerin onları değersizleştirdiğini, toplumun kavrayışının çok üstünde yazdığı için yazdıkları satmayacak diye kitaplarını yayınlatmadıklarını duyarsınız. Gerçi bu yayıncıların büyük çoğunluğu oldukça akıllıdırlar. İyi insanı ve nitelikli edebiyatı...
YENİDEN ÇEKİMLER: TEKRAR VE NOSTALJİ
Planet of Apes (1968) nükleer savaş hakkında iken, yeni uyarlaması bilimin masalsı bir pazarlama hikayesi şeklindedir. Star Trek (1966), kozmopolitanizmi ele alırken, 2000’lerin yeniden çekilen filmleri; global terör anlatısının uzaya uyarlanmış versiyonu olarak karşımıza çıkar. Geçmişe ait tüm popüler kültür imgeleri, izleyiciye ideal bir çocukluk ya da heyecanlı gençliğinin yeniden doğuşunun imkânını mı sunmaktadır? Ya...
YENİ DERGİ FURYASI: ONURLANDIRILMIŞ GÜÇSÜZLÜK
Türkiye’de edebiyat ve mizahı, “yüksek” kültür ile popüler kültürü harmanlayan böyle bir tarzın ilk örneklerini 1991 sonrası Leman dergisi çevresinde pişen Hayvan ve Öküz dergilerinde görüyoruz. Ot, Kafa, Fil, Bavul, Kafka… Listeyi uzatabiliriz. Mutlaka unuttuklarım vardır. Neşet Ertaş ile Mayakovski’nin, Ahmet Kaya ile Edit Piaf’ın, Tanpınar ile Proust’un, Acıların Kadını Bergen ile Oğuz Atay’ın, Turgut...
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Eğlence Hayatı: Bir Modernlik Hikayesi
Murat Can Kabagöz, Osmanlı’da meyhane tanımına uyan ilk mekanla 19. yüzyılın ikinci yarısında Galata’da karşılaşıldığını belirtir. Lakin Osmanlı’da eğlence mekanları daha da eskiye dayanmaktadır. Gündelik hayat odaklı araştırmalar son zamanlarda yapılan tarih çalışmalarında önemli bir yerde duruyor. Özellikle tarih yazımı metodolojisinde yaşanan değişimler ve dönüşümler, geçmişi farklı bir okuma yapma olanağı sağlamakta. Levent Cantek’in Türkiye’nin...
Freud, Michelangelo ve Sanat Eleştirisi
Heykelle haftalarca aynı yerde buluşan ikili, uzun saatleri birlikte geçirdi. Ona her açıdan uzun uzun bakan Freud’un bakışları altında taş kesilmiş sanki Sanat eleştirisi metinleri ve kuramsal kaynakları, eleştirinin ne olduğu ve eleştirmenin kim olduğuna dair kimi cevapları da içerir. Neredeyse her eleştirmen, sanat eleştirisinin ne olduğunu ya da nasıl olması gerektiğini doğrudan yazmış ya...
KATHI WEEKS: Feminizm ve İşin Reddi
Çoğumuzun iş ile ilgili sorunları var. Bulunduğumuz yere bağlı olarak, aşırı-çalışmadan, işsizlik ve eksik istihdama kadar -ekonominin en çok ve en az imtiyazlı kesimlerinde çok farklı bir şekilde yaşansa da- hepimizi kapsıyor. Marksist düşünce çalışmalarınızı nasıl etkiledi? Evet, diğer entelektüel ve politik bağlarımın yanı sıra, kendimi bir Marksist olarak görüyorum. Kapitalist ekonomilerin ve toplumsal oluşumların...
Hiç’in Sınırı Mekan…
Octavio Paz Latin Amerika’nın acılı damarlarını anlattığı “Yalnızlık Dolambacı” kitabında, hepimize dokunan çarpıcı bir detaydan bahseder. Eve gelmiştir, içeride hizmetçi çalışmaktadır; gayri ihtiyari seslenir: içeride kimse var mı? Aldığı cevap bu coğrafyaya da uzak değildir aslında. Hizmetçi Meksikalı şivesiyle cevap verir: Hiç kimse yok! Kendini hiç kimse ile kolayca yer değiştiren bir gölge kimlik. Kendini...
Ucubenin Hayali: TETSUNORI TAWARAYA
Japonya’dan her zaman iyi sanatçılar ve iyi eserler çıkmıştır. Akira Kurosawa, Godzilla, Hayao Miyazaki… Bu topraklardan çıkan sanat bazen hemen, bazen bir süre sonra fakat eninde sonunda Batı Sanatı’nı etkiler ve hayalgücünü harekete geçirir. Japonya, Tetsuori Tawaraya’nın yaşadığı yer. Lucca Comics & Games’te bu yetenekli illüstratörün eserlerini gördükten sonra onunla röportaj yapmaya karar verdim. Merhaba...









