14 Haziran – 3 Temmuz 2024 tarihleri arasında Varna Şehir Galerisi’nde gerçekleşecek olan “Lüksemburg Etkisi” sergisinde, İstanbul’da çalışan Coşkun Sami ve Şevket Sönmez’in eserleri sergileniyor. Sergi, sanatçıların kişisel diyaloglarının eserleri arasındaki ilişkilere yansıma şeklini açığa çıkarma niteliğini taşırken, sanat üretiminde ortaya çıkması muhtemel ‘frekans’ kesişmelerini de odağına alıyor. Her iki sanatçı da kişisel ve kolektif...
Son Yazılar:
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
Kategori: Manşet
Ölmek Yasak-Attilâ İlhan (İlk Kez Kendi Sesinden)
Attilâ İlhan’a ait “Ölmek Yasak” şiiri, doğumunun 99. yılı sebebiyle Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı tarafından ilk kez kendi sesinden yayınlanıyor… #Attilaİlhan #attilailhan #atillailhan #ÖlmekYasak #ölmekyasak #şiir
Birgül’ün Düşü (Şiir)
Aramaya başladığında bulmuyorsun Aramayı bıraktığında başlıyor düşün Kimseyi bulmuyorsun Kimseler bulunmaz aradığında. Oldu şimdi bak Öldü içindeki bütün sevinçler Büyümedin, yürüdün sen Yürüdün geçtiğin yolları yeniden Yeniden katettin belki de. Büyüttün ya da içindeki çocuğu Ya da öldürdün onu. Kimseyi bulmuyorsun bak Yürümenin cazibesi bu. Mahkum ettin yeniden Yaşamaya kendini Yeniden...
HER ŞEY İKİNCİ KADEHTEN SONRA BAŞLAR (ŞİİR)
Her şey ikinci kadehten sonra başlar; Birinci kadeh ordadır, giriştir, ‘tat’dır, Dolanır çevrende, yoklar seni. Yoklanmak kimin neyine? Gururdur herkes. Her şey ikinci kadehten sonra başlar ve şarap Suçsuzluğunu bilerek akar kendi renginde. Resim: Morandi
2. DÜNYA SAVAŞI’NA FARKLI BİR PERSPEKTİF: NINGEN NO JÔKEN
2. Dünya Savaşı denilince sinema izleyicilerinin aklına ilk fırsatta gelen filmler, genelde ‘Hollywood’ sineması tarafından kodlanmış özelliklere uygun filmler olur hep. Bu filmler de genelde majör bir kahramanlığın yahut estetize edilmiş bir savaş şiddetini içeren filmlerdir genelde. Bu kıstası aşan ve sinema tarihine adını kazımış eserler de vardır elbette. Japon sinemasının hem tematik açıdan hem...
SONAT ve İKİ ADAM (Şiir)
Kışa girmek üzereydik. Armada’daki Remzi Kitabevi’nin ilgili raflarını İndirdikten sonra, Koltuklara çekilip Ayrı ayrı seçtiklerimize Göz atmaya başladık. Çok geçmeden, Jean Tardieu’nun “Oda Tiyatrosu”nu havada sallayarak, “Bulduk.” Dedim. Kitap kısa oyunlardan oluşuyordu. Peş peşe Üç oyun oynayacaktık. Seçtiğim oyunlardan ikisi: “Gişe”yle, “Sonat ve Üç Adam ya da Müzikten Nasıl Söz Edilir”di; Diğerini hatırlamıyorum. “Gişe”yle...
bekliyor olmanın küçük görkemli zamanında… (şiir)
kirlendiğim yerden sevme beni biraz bekle pencereden ağaçlara bak kuşların havalanışına tekrar konuşuna bak biraz bulutları düşün çimenleri uzanışı çocuk oluşun sereserpeliğini düşün dudaklarını ıslat derin bir nefes al daha ne kadar kalabileceğini düşün gövdemin etrafında ömrünü düşün birlikte yaşlanabilir miyiz biliyorsun yaralayıcı ve okunaksız seyir defterimin son sayfaları bir binanın 9’uncu katındaki camları silen...
Evlilik Teklifi (Öykü)
Kazancı Yokuşu’ndan soluksuz çıkıp, Maçka Parkı’na yürüdüm. Askerlik günleri… Bir sarhoşluk sabahı. Kendini uzay imparatoru ilan etmiş berduşun yanına, banka çömeldim. Rütbesiz asker ve bir uzay imparatoru… İmparator şişesinden kırmızı salyalı yudumlar çekip, askerlerine “Öldürün!” emri yağdırırken; mavi gezegende, nikâh salonundan, kuğular misali bir gelin çıktı. Fransız güpüründen gelinliği. İnce, uzun ve karaşın. Yalnızdı gelin,...
Wassily Kandinsky: Sinestezi ve Soyutlama
Genç Wassily’nin çocukluğunda boya kutusunda farklı renklerdeki boyaları karıştırırken tuhaf bir tıslama sesi duyduğu söylenir. Anlayabildiğim kadarıyla bu adam gerçekten de gerçek bir sinestetmiş. Belli ki oldukça geniş bir hayal gücüne sahipti; ancak bu, gerçek dışı bir hayal ürünü değildi. Uzun zamandır soyut sanatta ortaya konan gerçeklik karmaşasını takdir ediyorum. Çocukken beni kendine çekerdi. Dikkatli...
Devlet Ana Romanı Üzerine
Kemal Tahir’e göre, Osmanlı Batı tipi feodalizm özellikleri göstermez, Osmanlı için yapı tartışmaları, standart batılı kategorilerle değerlendirilemez. ATÜT kendi özelliklerimizi, yapımızı, kimliğimizi vb tanımamıza yardımcı olduğu ölçüde Kemal Tahir için çekici olmuştur. Kemal Tahir, Devlet Ana adlı eserini –arka kapağında da yazdığı üzere– hangi ilke doğrultusunda yazdığına dair bir konuşmasında; “Bir kere Batı’da roman nereden...









