“Jeremy Profit sonraki anı yakalıyor, yıkımın ve yok oluşun ardından, insanın hayata tutunduğu fırtına sonrası sessizlik anı bu an. Bir virtüözün elinden çıkma, aşırı özenli çizimler çürümekte olan bir dünyayı resmediyor. Ölüm ve afetlerle dolu bu dünyada intihar edenler, ev kadınları ve iş adamlarıyla birlikte duyarsız bir şekilde omuz omuza yürüyorlar. Öyle bir dünya ki...
Son Yazılar:
Bodrum’da Fransız Rüzgarı Akdeniz Kültür Buluşmaları Bodrum’da
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
Kategori: Art-izan
Stéphane Blanquet – Cenaze Kıtırı
Mutlak bir ölüm, ancak ölümün zevkine varanlar için mevcuttur.” Antonin Artaud, “L’Ombilic des limbes” Gündelik dilde “cenaze kıtırı” tabiri, ölülerin tabuta konulması ve mezarlığa taşınması işini üstlenen cenaze görevlileri için kullanılır. Bu ifade, eskiden ölen kişinin gerçekten bu hayattan göçüp gittiğini teyit etmek için ayak başparmağının bükülerek çıtlatılması efsanesinden kaynaklanıyor olabilir. Ayrıca bu sözün kökeninin,...
Kıyamet Alameti: SUEHIRO MARUO
İnsan ruhunun zifiri karanlığına daldırdığı fırçasıyla Suehiro Maruo, cüretkar ve ahlaksızca yücelttiği resimlerinde, asıl korkmamız gereken canavarların kendimiz olduğu gerçeğine işaret ediyor. Göğsünde pençeler, feri kaçmış gözlerin sessiz çığlığı ve kanlı bandajlara sarılı canlı bir cenaze. Gizli bir saldırgan karşısında dehşete düşmüş zavallı bir kadının korkuyla donup kalmış yüzü. Akbabaların ölüm dansı yaptığı yıldırımlarla dolu...
Kitaptaki İmza: Ekslibris
Ülkemizin önde gelen ekslibris sanatçılarından Prof. Dr. Hasip Pektaş ile kitapları ve ekslibris sanatını konuştuk. Ekslibris’i en temel anlamda nasıl tanımlarız? Değer verdiğimiz şeylerin çalınmasından, kaybolmasından hepimiz üzüntü duyar, korumaya özen gösteririz. Eğer kitabınızı ödünç verdiğinizde geri getirilmesini istiyorsanız iç kapağına bir ekslibris yapıştırarak uyarabilirsiniz. “…’nın kitaplığından” anlamına gelen ekslibris, kitabın size ait olduğunu hatırlatacak,...
Sanatçıların Nazi Almanyası’ndan Göçü (Naziler ve Sanat IX)
Nazi Partisi’nin 31 Ocak 1933 tarihinde iktidara gelmesinden III.Reich’ın çökmesine kadar süren dönem boyunca (4482 gün) yaklaşık yarım milyon insan Almanya’nın dışına göç etti. Göç edenlerin yaklaşık yüzde doksanı Yahudi olmakla beraber siyasi tutum, ideolojik görüş, cinsel tercihler ve nasyonal sosyalist ideolojinin dayattığı normlara uyum sağlayamama da göç sebebi oldu. Göç edenler ilk yıllarda genellikle...
ÇİRKİN HAKİKAT: ÇİRKİNLİĞİN GÜZELLİĞİ
Londra National Gallery’deki en popüler resimlerden biri 16. yüzyıl usta Flaman ressam Quentin Matsys’e ait, Çirkin Düşes’dir; kemik düzensizliği hastalığı modelin yüzünde korkunç deformasyona sebep olmuştur. National Gallery mağazasında Çirkin Düşes kartpostalları en az Monet’in Nilüferler’i kadar satar. Güzellikten hepimiz zevk alırız. Ama bunun için çirkinliğin hakkını da vermek gereklidir. Güzel ve çirkin birbirine karşı değil,...
Mustafa Yüce Resimleri ve Tenhadaki Günah
Türk sanatımızda Modern döneme dair yapılmış en cesur resim olan ve şu an kayıp olan Osman Hamdi’nin ‘Mihrap’ adlı resmini ve döneminde getirdiği yankıları düşünüyorum. Eserlerini ilk olarak 2011 yılında izleyicisi ile buluşturan Mustafa Yüce sanat piyasasında resimleri ile varlığını gösterdiği ilk andan bu yana gerek tekniğini gerekse odaklandığı konuları hep bir adım ileriye taşıyarak...
DADA’NIN RUMEN VE YİDİŞ KÜLTÜRÜNDEKİ KÖKLERİ
Bilindiği gibi Dada[1], savaş muhalifi bir grup genç sanatçının kapitalist burjuva toplum ahlakı ve geleneklerine tepkisi olarak doğmuş, kısa bir süre içinde uluslararası bir harekete dönüşmüştür. Dada sanatçıları, bu rahatsız edici ve kasvetli durumun içinden çıkabilmek adına doğrudan sanat kurumlarını hedef alarak, yerleşmiş geleneksel estetiğe anarşist bir tavırla karşı çıkmış ve sanat karşıtı (anti-art) üretimlere...
Naziler, Spor ve Heykel Sanatı (Naziler ve Sanat VII)
Nasyonal Sosyalizm sanatı her zaman kendi ideolojisinin görselleştiği bir propaganda aracı olarak gördü. Bu anlamda heykel, kamusal alanlarda sergilenebildiği ve daha geniş kitlelere ulaşabildiği için kapalı mekanlarda sergilenen resme oranla çok daha fazla önemsendi. III.Reich’ın kurulması ile birlikte girişilen mimarlık faaliyetleri heykel sanatını geliştirdi zira yeni inşa edilen binaların gerek cephe gerek çevre düzenlemesinde heykel...
Esat Tekand ile küçük bir bakiye…
KRİ(Z)TİK Hava serin, Teşvikiye Camii’nin restorasyonuna karşı sohbet ediyoruz Esat Tekand ile. 44A’daki son sergisi “Kasap” dolayısıyla buluştuk. Aslında daha önceki yıllar dafelarca planlamıştık ama denk getirememiştik. Tekand ile benim ilk karşılaşmam Milen Kundera’nın Can Yayınların’da çıkan bir kitabının kapağındaki resimle sanırım; Ayrılık Valsi kitabıydı hatırladım. Daha sonra dikkat ettikçe 1980-90 arası birçok kitabın kapağında...









