Bu yazımda, özgürce resim yapmak isteyen, üstelik kendi portresini yapma cesareti gösteren ilk kadın ressamlardan söz etmek istedim. Çok değil, 17. Yüzyıllara kadar kadınların resim yapmasının bile kabul edilebilir bir şey olmadığı düşünülürse, söylemek istediğim şey daha kolay anlaşılır. Bu kadınların birçoğunun cesaretinden etkilendiğimi söylemek isterim. Bir atölyelerinin varlığını duyumsatmak amacıyla, otoportrelerini, kendilerini atölye ortamında...
Son Yazılar:
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Kategori: Art-izan
Göbeğini Kaşıyan Tepe #karikatür
Yakup Karahan çiziyor…
Dört Mevsim Kadınlar; Alphonse Mucha
Büyüleyici bir şehir Prag. Bu büyüleyici şehirde insanı etkileyen o kadar çok şey var ki, binalar, köprüler, müzeler, katedraller…Nereye bakacağını, hangisine daha çok vakit ayıracağını şaşırıyor insan. Uçak inişe geçerken şehri havadan gördüğümde hep Alphonse Mucha’nın posterleri belirir zihnimde. İşte bu kez öncelikli amacım onun resimlerini ve posterlerini görmekti. Bu amaç, Prag’ın güzelliğine güzellik katan...
Göbeğini Kaşıyan Tepe
Yakup Karahan çiziyor.
FRAGMENTED SELF / PARÇALANMIŞ KENDİLİK
Kendilik araştırmacısı Angel Rainbow; bu kez yine kendine, kendiliğe gönderme yapıyor. 7 renk monokrom tuvallerini merkeze alarak ve “ister özne, ister nesne merkezli düşünün veya bütüncül bakın, karşılaştığımız hep aynı şey” diyerek. Sanatçı atölyesinde tefekküre dalmıştır. Bir boya-sıva kartelası vardır önünde; daha önceki röportajlarında ve sergilerinde de gördüğümüz. Bir seçim yapacaktır, hayatının akışını...
GENCO GÜLAN SANATI VE BİYOLOJİK KÜBİZM SERGİSİ ÜZERİNE
Sanat tarihinde Kübizm’e kadar tüm üslup ve akımlar, gerçekliği görme duyusunun egemen olduğu bir yaklaşımla ele almışlar, duyularla algılanan dünyanın görsel kodları dışına çıkmamışlardır. Sanat, ilk defa Kübizm ile birlikte dış gerçeklik ile olan ilişkisinden bu denli bağımsızlaşmış, duyumsaya değil, kavramaya dayanan fenomolojik bir anlayış geçerli olmuştur. Bu anlayış, doğayı taklit etmek yerine kurgusal bir...
Dağların Eski Sahipleri: Yeniye Yükseliş
Binlerce yıllık mermer, kaya ve toprağın, ağaçların, börtü ve böceğin arasından süzülen bakışlar. Hera, Hakate, Nike ve de Pan yaprakların sararmaya başlamış yeşilliğine yapışıveren tanrısal işmarlar. Yıkıntılar arasından el eden, yağmurun buharıyla tütüveren tapınak sütunları. Oysa o yıkıntıya yapışmış iktidar ve modernlik te bakıyor gözbebeklerimize apansız… Burcu Perçin’in Merkür’deki “Yeniye Yükseliş” sergisindeki işleri dolaşırken bunları...
Yok’luğun “Var” Olan Renkleri: Angel Rainbow
Cam insanlık tarihinin en metafizik nesnelerinden ya da “şey”lerinden biridir. Yazı kadar eski bir tarihe sahip neredeyse… MÖ 3000’li yıllara uzanan insanlığın toprak ve kumla imtihanı bir tarafıyla. Cam “varlığı yokluk olan”dır. Kendini ancak yadsıyarak “var” olur. Yokluğu varsayılmazsa cama çarpmak kaçınılmazdır! Dışarıya açılan pencere ancak bu zorunlu “yok”luk ile “var” olur. Camın demokratikleşmesi ise...









