Prömiyerlerini önde gelen uluslararası festivallerde yapmış yılın dikkate değer filmleri birbiri ardına vizyona girmeye halen devam ediyor. Geçen haftalarda sinemalarda gösterilen Kefaret (Atonement) (*), Devrinin Adamı (Notre salut) ve Primetime’ın (**) ortak bir noktası gerçek vakaları, gerçek kişileri çıkış noktası olarak almalarıydı. Ay sonunda vizyona giren En Sevdiğim (El ser querido) ise tamamen kurmaca bir...
Son Yazılar:
Nihat Ziyalan Tümceleriyle Dünyayı Resimliyor
Nöbet: Toplumsal eleştirel taşlama içeren bir beden-korku filmi
Amazigh
Agamben’in Dil Devrimi Nesir mi, Şiir mi?
İyiden Harika Hissetmeye Uzanan Yol Üzerine
Sermayenin Zaferi, Demokrasinin Krizi
Niçin doğayla inatlaşmaya devam ediyoruz?
Yönetmen Olamadım, Hegel’i Oynatıyorum
Juan Carlos Onetti: Kasabanın Bağışıklığı
Tinto Brass, Salon Kitty ve ‘Nazi erotikası’
Bir kuşatmayı yarmak adına
Leyla Borovalı’nın İlk Solo Sergisi “İki Dirhem Bir Çekirdek” Offgrid Art Project’te
Cartagena’da Bir Akşam: Bellek, Emperyalizm ve Zaman
Sencer Gülün’ün Kişisel Sergisi Guga Contemporary’de!
Çağdaş Sanat: Sanatın Sonu mu, Değerin Yitirilmesi mi?
Yıldız Ersağdıç: Dekonstrüktif Bir Tasarım Sistematiğine Doğru
Deniz Gökduman’ın Resimlerinde Popüler Kültür İmgeleri
Bir Yangının İzleri Sanatın Tanıklığına Dönüşüyor
George Bataille’ın Edebiyat-Kötülük Anlayışı ve William Blake Şiiri
Yazar: Kaya Özkaracalar
Tinto Brass, Salon Kitty ve ‘Nazi erotikası’
Dün 93 yaşında vefat eden erotik sinemanın duayenlerinden Tinto Brass’ın Türkiye’de sinemalarda gösterime giren son filmi ülkemizde 2003 yaz aylarında vizyona giren Kara Melek (Senso ’45, 2002) olsa gerek. 1990’larda sinemaya gitme alışkanlığı olan sinemaseverler Brass’ın filmlerine en azından isimleri ve afişleri üzerinden aşinadırlar: 1989’da Kapris (Capriccio, 1987), 1991’de Budapeşte Barı (Snack Bar Budapest, 1988),...
Devrinin Adamı – Bir işbirlikçinin ‘nötr’ portresi
Prömiyerlerini önde gelen uluslararası festivallerde yapmış yılın dikkate değer filmleri birbiri ardına, genellikle çok sınırlı ölçeklerde vizyona girmeye devam ediyor. Geçen hafta vizyona giren, Irak’ın işgali sırasında silahsız üç sivili ‘yanlışlıkla’ öldüren bir müfrezede görevli Amerikalı bir askerin, maktullerin aile fertleriyle yüzleşmesini perdeye getiren Kefaret’in (Atonement) (*) ardından 2. Dünya Savaşı yıllarında Fransa’yı mağlup etmiş...
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Irak’ın işgali sırasında silahsız üç sivili ‘yanlışlıkla’ öldüren bir müfrezede görevli Amerikalı bir askerin, maktullerin aile fertleriyle yüzleşmek istemesine dair gerçek bir vakayı çıkış noktası alan Kefaret (Atonement) geçen Cuma ülkemizde toplam 29 salonda ve bu salonlarda gün boyu değil günde ortalama yalnızca iki seans üzerinden çok sınırlı ölçekte vizyona girebildi. Bu koşullarda gösterime girdiği...
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Bu yıl ülkemizde gösterime giren en tuhaf ve de en etkileyici filmlerden biri dünya prömiyerini bu yılki Cannes Film Festivali’nin ana yarışmasından yapmış olan ve Türkiye’de cuma günü sınırlı ölçekte vizyona giren Fransız yapımı İçimdeki Yabancı (L’inconnue). Bir sabah kendini, belki daha doğru bir ifadeyle benliğini önceki gece seviştiği bir kadının bedeni içinde bulan bir...
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Necdet Şen’in yazıp çizdiği Hızlı Gazeteci 1984-1992 yılları arasında Cumhuriyet gazetesinde günlük periyottaki yayını ile anımsanan bir çizgi roman. Hızlı Gazeteci’nin özellikle devrimci bir genç kadını odağına alan ‘Bacı’ başlıklı serüveni çok ses getirmiş, devrimci çevrelerden sert eleştiriler almak dahil kamuoyunda tartışmalara konu olmuştu. Şen, Hızlı Gazeteci’nin ilk prototipini aslında Cumhuriyet’te yayına başlamadan dört yıl...
Kaygı: Anımsamak, Direnmektir
Günümüz Türkiye sineması günümüz Türkiye’sinin sineması olmaktan çok uzak bir profil çiziyor genel olarak; hem ülkenin gidişatına, hem de bu gidişatın artık bizzat ve doğrudan kendi yaşamlarını da etkileyen/etkileyebilecek hal almasına dair kaygıları ve umut arayışları özellikle son yıllarda zirve yapan insanların nüfusun en az yarısını oluşturduğu, nüfusun en az yarısını oluşturan insanların ruh hallerinde,...
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Geçen hafta vizyona giren, tekinsiz bir bebeği odağına almasıyla canavar çocuklar odaklı korku filmleri minvalinde bir film olan Karanlıktan Gelen (Nightborn) hakkındaki yazımın (*) başlangıcında “yalnızca çocuklara şiddet uygulanması değil şiddet uygulayan çocuk imgesinin de bir tabu olarak ana akım sinemanın kırmızı çizgileri arasında” olduğunu kaydetmiştim. Ülkemizde bu Cuma vizyona giren Peter Pan: Kabuslar Ülkesi...
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Yalnızca çocuklara şiddet uygulanması değil şiddet uygulayan çocuk imgesi de bir tabu olarak ana akım sinemanın kırmızı çizgileri arasında yer alsa da korku sinemasında canavar ve/veya kötücül çocuk imgesi özellikle son elli yılda sık kullanılan bir imge. Sinema tarihinde psikopat (doğaüstü herhangi bir unsur içermemesi açısından sonraki on yıllardaki muadil sinematik temsillerden ayrılan) bir çocuğu...
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Geçen yıl vizyona giren Superman filmi, Filistin sorununa örtük göndermeler ve bu bağlamda Filistin yanlısı bir tutum içerdiğine ilişkin tartışmalar bir yana, son derece iyi kalpli, hatta belki bir hayli naif, dolayısıyla cana yakın bir Superman portresi perdeye getirmesiyle dikkat çekmenin yanı sıra çizgi roman kökenli “süper köpek” Krypto’yu çizgi film mecrası dışında ilk kez...









