Kültürel miras, yalnızca geçmişten kalan taşların değil; o taşlara anlam veren toplumsal hafızanın da adıdır. Bu nedenle asıl soru, mirasın kime ait olduğundan çok, onun adına kimin karar verdiği ve sorumluluğu kimin üstlendiğidir. Sahiplikten koruyuculuğa Bir arkeolojik alanın tapusu devlete, bir sivil mimarlık örneği özel kişiye, tarihî bir meydanın idaresi belediyeye ait olabilir. Ne var...
Son Yazılar:
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Çağdaş Sanatta Akışkan Form
Göz, Dil ve Sözcükler
Fotoğraf ve Felsefe
TOZAN ALKAN’IN ŞİİRİNDE HAFIZA, SİYASET, DİL VE KAYBEDENLERİN TARİHİ
Bozlu Art sonbaharı “Wabi-sabi” başlıklı yeni sergisiyle karşılıyor!
Yazar: Esra Akbıyık
Yerden Göğe Bir Vizyon: Türk Arkeolojisinin Doğuşu ve Epistemolojik Dönüşümü
Cumhuriyet’in ilk yıllarında arkeoloji, yalnızca toprağın altındaki eserleri gün yüzüne çıkaran bir bilim dalı değil; yeni devletin tarih, kimlik ve kültürel egemenlik anlayışını yeniden kurduğu güçlü bir düşünce alanıydı. Bir ulusun egemenlik iddiası, yalnızca sınırlarının askerî ve siyasi araçlarla korunmasına değil, üzerinde yaşadığı coğrafyanın tarihsel hafızasını araştırmasına, korumasına ve anlamlandırmasına da dayanır. XX. yüzyılın başında...
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Toprağın altından çıkan her buluntu, yalnızca geçmişe değil; bugünün kimlik, mülkiyet ve temsil tartışmalarına da ışık tutar. Geçmiş, yalnızca tarihin sessiz sayfalarında duran donmuş bir zaman parçası değildir. Aksine, bugünün kimlik mücadelelerinde, siyasal söylemlerinde ve kültürel aidiyet tartışmalarında sürekli yeniden kurulan canlı bir alandır. Arkeoloji de bu alanın en güçlü araçlarından biridir. Toprağın altından çıkarılan...
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Arkeolojik kazılar, yalnızca toprağın altından çıkarılan nesnelerin envantere kazandırıldığı teknik faaliyetler değildir; geçmiş toplumların üretim ilişkilerini, inanç sistemlerini, beslenme alışkanlıklarını, mekân örgütlenmesini ve gündelik hayat pratiklerini yeniden kurmaya imkân veren çok katmanlı bilgi alanlarıdır. Bu nedenle bir seramik parçası, mezar hediyesi, yazıt ya da mimari kalıntı, tek başına estetik bir obje olarak değil, ait olduğu...



