Kültürel miras, yalnızca geçmişten kalan taşların değil; o taşlara anlam veren toplumsal hafızanın da adıdır. Bu nedenle asıl soru, mirasın kime ait olduğundan çok, onun adına kimin karar verdiği ve sorumluluğu kimin üstlendiğidir. Sahiplikten koruyuculuğa Bir arkeolojik alanın tapusu devlete, bir sivil mimarlık örneği özel kişiye, tarihî bir meydanın idaresi belediyeye ait olabilir. Ne var...
Son Yazılar:
Edebiyatta Teorinin Gerekliliği
Yapay Zeka Devrimi Neden Kapitalizmi Öldürebilir?
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Beste Naz Karaca: Özne Olma Sürecinde Benlik İnşası
“Tek başımayım ve perişanım”: Stefan Zweig, Joseph Roth dostluğu
Yapay Zeka İşlerimizi Ele Geçirmeye Gelmiyor. Ücretlerimizi Ele Geçirmeye Geliyor.
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
2025 Arthur C. Clarke Ödüllü ANNIE BOT Şimdi Raflarda!
Ruhun Sessiz Cenneti Reşat Ceylan’ın Resimlerinde İçsel Huzurun ve Görünmeyenin Estetiği
Robert Schild yeni kitabı; Burgazada Adalılar, “İkonlar” ve Mekanlar
Daron Acemoğlu ve The Economist dergisi arasındaki sataşmaya dair AI Google-Veysel Batmaz sohbeti
Türk Grafik Sanatından Bir Tuncer Türkkan Geçti
Kusurun İspatı: Yapay Zekâ Paranoyası Yeni Bir İçsansür Rejimi mi Kuruyor?
Kaygı: Anımsamak, Direnmektir
Kültürel Miras Kimin? Devletin, Kentin, Yoksa Hepimizin mi?
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Yazar: Esra Akbıyık
Yerden Göğe Bir Vizyon: Türk Arkeolojisinin Doğuşu ve Epistemolojik Dönüşümü
Cumhuriyet’in ilk yıllarında arkeoloji, yalnızca toprağın altındaki eserleri gün yüzüne çıkaran bir bilim dalı değil; yeni devletin tarih, kimlik ve kültürel egemenlik anlayışını yeniden kurduğu güçlü bir düşünce alanıydı. Bir ulusun egemenlik iddiası, yalnızca sınırlarının askerî ve siyasi araçlarla korunmasına değil, üzerinde yaşadığı coğrafyanın tarihsel hafızasını araştırmasına, korumasına ve anlamlandırmasına da dayanır. XX. yüzyılın başında...
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Toprağın altından çıkan her buluntu, yalnızca geçmişe değil; bugünün kimlik, mülkiyet ve temsil tartışmalarına da ışık tutar. Geçmiş, yalnızca tarihin sessiz sayfalarında duran donmuş bir zaman parçası değildir. Aksine, bugünün kimlik mücadelelerinde, siyasal söylemlerinde ve kültürel aidiyet tartışmalarında sürekli yeniden kurulan canlı bir alandır. Arkeoloji de bu alanın en güçlü araçlarından biridir. Toprağın altından çıkarılan...
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Arkeolojik kazılar, yalnızca toprağın altından çıkarılan nesnelerin envantere kazandırıldığı teknik faaliyetler değildir; geçmiş toplumların üretim ilişkilerini, inanç sistemlerini, beslenme alışkanlıklarını, mekân örgütlenmesini ve gündelik hayat pratiklerini yeniden kurmaya imkân veren çok katmanlı bilgi alanlarıdır. Bu nedenle bir seramik parçası, mezar hediyesi, yazıt ya da mimari kalıntı, tek başına estetik bir obje olarak değil, ait olduğu...



